Masal bu ya; uzun yıllar önce, dünya oluşmamış, insanlar dünyaya ayak basmamışken, iyi huylar ve kötü huylar ne yapacaklarını bilemez halde dolaşıyorlarmış.      

Bir gün toplanmışlar ve her zamankinden daha fazla canları sıkkın oturuyorlarken;

SAFLIK ortaya bir fikir atmış:
            “Neden saklambaç oynamıyoruz?”

Hepsi bu fikri beğenmiş.

ÇILGINLIK bağırmış; “Ben ebe olmak ve saymak istiyorum.” Başka hiç kimse ÇILGINLIK’ı arayacak kadar çıldırmadığı için hemen kabul etmişler.

ÇILGINLIK bir ağaca yaslanmış ve saymaya başlamış: “Bir, iki, üç…” ÇILGINLIK saydıkça, iyi huylarla kötü huylar saklanacak yer aramışlar.

“Kırkbir, kırkiki, kırküç…”

ŞEFKAT; Ay’ın boynuzuna asılmış.
İHANET; Çöp yığınının içine girmiş.
SEVGİ; Bulutların arasına girmiş.
HASET; Zaten oyuna katılmamış.
YALAN; Bir taşın arkasına saklanacağını söylemiş, ancak yalan söylemiş, çünkü gölün dibine saklanmış.

TUTKU; dünyanın merkezine gitmiş.
PARA HIRSI; Bir çuvalın içine girerken çuvalı yırtmış.
ÇILGINLIK; saymaya devam etmiş:

AŞK’ın dışında bütün iyi huylar ve kötü huylar o ana kadar zaten saklanmış.

AŞK kararsız olduğu gibi, nereye saklanacağını da bilmiyormuş.

ÇÜNKÜ HEPİMİZ AŞK’I SAKLAMANIN NE KADAR ZOR OLDUĞUNU BİLİRİZ.

ÇILGINLIK doksan sekiz, doksan dokuz’dan sonra yüz’e geldiğinde, AŞK, hızla sıçrayıp güllerin arasına girmiş ve saklanmış.

ÇILGINLIK bağırmış:
“ÖNÜM,
ARKAM,
SAĞIM,
SOLUM,
ŞOBEEEEEEE”

Arkasını döndüğünde, ilk önce TEMBELLİĞİ görmüş, o ayaktaymış. Çünkü saklanacak enerjisi yokmuş.

Sonra ŞEFKAT’i Ay’ın boynuzunda görmüş ve İHANET’i çöplerin arasında,
SEVGİ’yi bulutların arsında, YALAN’ı gölün dibinde ve TUTKU’yu da dünyanın merkezinde.
Hepsini birer birer bulmuş…

Ancak o kadar aramasına rağmen birini bulamamış:
ÇILGINLIK umutsuzluğa kapılmış. Bulamadığı AŞK’mış.

Derken HASET, AŞK bulunamadığı için adına yakışır bir şekilde, ÇILGINLIK’ın kulağına fısıldamış:

“AŞK, güllerin hemen arkasına saklanmıştı.”

ÇILGINLIK, uzun süredir aradığı AŞK’ı bulamama ve çok zaman kaybetmenin hırsıyla çatal şeklinde tahta bir sopa almış ve güllerin arasına saplamış, saplamış… ta ki, yürek burkan bir haykırma onu durdurana kadar saplamayı sürdürmüş!

Ve haykırıştan sonra AŞK, elleriyle yüzünü kapayarak ortaya çıkmış, parmaklarının arasından sicim gibi kan akıyormuş!

ÇILGINLIK, AŞK’ı bulmak isterken o hırsla AŞK’ın gözlerini çatal sopa ile kör etmiş! Çaresizlik içindeki ÇILGINLIK, “Seni kör ettim. Nasıl onarabilirim?” diye bağırmış.

AŞK cevap vermiş:

“Artık iş işten geçti, gözlerimi geri veremezsin ama benim için bir şey yapmak istersen benim rehberim olabilirsin!”

İşte o gün bu gündür aşkın gözü kördür…
Çılgınlık da onun her zaman rehberidir…

Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…

 

 

Bilal KARADAĞ

   [email protected]