Her zamanki gibi ofisin kapısı çalındı. Sekreterim kapıyı açtığında içeriye zayıf boynu bükük gariban bir bayanla yanında çelimsiz kocaman siyah gözleri ürkek ürkek bakan bir erkek çocuğu vardı. Buyurun dememle beraber kadının ağlaması bir oldu. Bir yandan hıçkıra hıçkıra ağlıyor bir yandan da kesik kesik konuşuyordu.

— Ben hiçbir işe yaramıyorum! Öğretmen dedi ki çocuğun da

Sıfır sende sıfırsın. Ben ilkokul mezunuyum hocam. Çocuğuma hiçbir şey anlatamıyorum. Sürekli yazılıdan sıfır, bir alıyor ne olur bana yardım edin.

   Önce kadını sakinleştirmeye çalıştım. Sonra Yavuzun kaydını aldık. İki üç hafta yaptığımız çalışmalar sonucunda Yavuz’un notları 5 üzerinden 4-5 olmaya başladı. Aslında yaptığımız çocuğun temsil sistemine göre eğitim vermekti. Zaten içinde olanı açığa çıkarmış olduk. Öğretmeni bu farkı görünce bu çocuğu hiçbir yere göndermenize gerek yok zaten başaracağı belliydi diyor. Nurcan Hanım gülen gözleriyle yanıma gelip biz sizi çok seviyoruz dedi.

   Kim bilir kaç tane Yavuz anlaşılmayıp tembel etiketi takılıyor. Kaç anne Nurcan Hanım gibi çaresizce çırpınıyor.

Buna en güzel örneklerden biri Thomas Edison’un hayatı;

   Thomas Edison ampulü bulan mucit. Sadece ampul değil birçok yeni buluşa imza atan biri. Fakat onun da başından farklı bir öğretmen hikâyesi geçiyor.

   Thomas Edison bir gün eve gelir ve öğretmenin ona verdiği kâğıdı annesine uzatır ve sadece annesinin açması gerektiğini söyler. Thomas Edison o kâğıdın içinde ne yazıldığını bilmemekteydi çünkü öğretmeni sadece annesinin açması gerektiğini söylemişti.

   Thomas Edison'ın annesi kâğıdı okuduğu andan itibaren ağlamaya başlar. Edison annesine ne olduğunu sorunca annesi, 'Oğlunuz bir dahi. Bu okul onun için çok küçük ve onu eğitecek yeterlilikte öğretmenimiz yok. Lütfen onu kendiniz eğitin' yazısını okur.

   Ama aslında gerçek öyle değildir ve bilim insanı bunu aradan uzun zaman geçtikten sonra öğrenir. Edison’un annesi vefat ettiğinde, o artık yüzyılın en büyük bilim insanlarından biriydi ve bir gün eski aile eşyalarını karıştırırken birden çekmecenin köşesinde katlı halde bir kâğıt bulmasıyla gerçekleri öğrenir.

OĞLUNUZ AKIL HASTASI...
Kâğıtta “Oğlunuz “şaşkın” (akıl hastası) bir çocuktur. Artık kendisinin okulumuza gelmesine izin vermiyoruz…” yazılıydı.

Edison saatlerce ağladıktan sonra günlüğüne şu satırları yazdı: Thomas Alva Edison, kahraman bir anne tarafından, yüzyılın dâhisi haline getirilmiş, “şaşkın” bir çocuktu.

Her çocuk bir şansı daha hak ediyor.

Web: http://www.irmaksunabinici.com/

Facebook: www.facebook.com/suna.binici.1,

İnstagram: https://www.instagram.com/irmaksunabinici/

Twitter: https://twitter.com/irmaksunabinici

Tumblr: https://sunailhan.tumblr.com/

Email: [email protected]

https://www.youtube.com/watch?v=1LCysFZZIt0&t=6s

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ayşegül 1 hafta önce

Çocuklar geleceğimiz hepsi bizim için özel.Herkesin bu önemi göstermesi gerekir. Çocuklarımız birer yarışçı değil herbiri yapabileceklerine göre eğitim vermeli.Tembellik değil anlama durumuna göre bakılmalı.Elinize sağlık suna hanım.

Misafir Avatar
Irmak Suna Binici 1 hafta önce @Ayşegül

Çok güzel özetlemişsiniz.

Beğenmedim! (0)