Kadınların Meclis’teki yetersiz temsilleri, yaklaşmakta olan seçimler nedeniyle bir süre önce yeniden gündeme geldi.

Ancak bu talebi dile getirenler, Türkiye’nin kadın seçmenlerinin yarısından fazlasını oluşturan başörtülüleri başından beri büyük ölçüde görmezden gelmekteler.

Kadınların yarısından fazlasının başörtülü olmasına rağmen, temsil makamında bulunmamaları demokrasinin aksamış olması demektir.

Bundan bir süre önce Anayasa Profesörü Serap Yazıcı, siyasi partileri bu seçimlerde başörtülü aday göstermeye çağırdı. Önerisini içtenlikle destekliyorum.

Bu defa, daha özgür bir ortamda bulunduğumuzu ve Merve Kavakçı olayının bir benzerinin yaşanmayacağının kanısındayım.  

Serap Yazıcı’nın da söylediği gibi, ne anayasa, ne de TBMM İç Tüzüğü başörtüsü yasağı getiriyor.

Anayasanın 76’ncı maddesi, milletvekili seçilme yeterliliğini belirliyor. Açıp okuyun; göreceksiniz ki, başörtüsü bir engel değil.

Genel Kurul’da, kılık kıyafetin nasıl olması gerektiği ise, İç Tüzüğün 56’ncı maddesinde anlatılıyor. Aynen alıyor, dikkatinize sunuyorum:    

“Başkanlık kürsüsünde Başkan, beyaz kelebek kravat ve siyah yelek üstüne siyah frak giyer. Görevli kâtip üyeler de koyu renk elbise giyer. Genel Kurul Salonu’nda yer alan milletvekilleri, bakanlar, TBMM Teşkilatı memurları ve diğer kamu personeli ceket giymek ve kravat takmak zorundadırlar. Bayanlar tayyör giyerler.”

Tüzükten anlaşılan o ki; mevcut olmayan bir yasak kadınlara uygulanıyor ve başörtülülerin önüne havadan sudan bahanelerle siyasi engel çıkarılıyor.

Başörtülüler parti teşkilatlarında canhıraş çalışıyorlar; canları çıkıyor. Fakat seçilmek istediklerinde, onlara, “Siz ancak teşkilatlarda çalışır ve seçmen olabilirsiniz” denilerek hep ötekileştiriliyorlar.

Ne zamanki “Başörtülüler de milletvekili olsun” denildiğinde, hemen karşı argümanlar üretiliyor.

Kadınların erkeklerle sayısal anlamda üç aşağı beş yukarı eşit olduğu Türkiye’de, yeni dönemde vekâlet alacak olan 550 vekilin 276’sı kadın, 137’si başörtülü olmadıkça demokrasi ayıbından kurtulamayız.   

Diyeceğim o ki; önümüzdeki günlerde gerçekleşecek olan genel seçimlerde siyasi partiler başörtülü aday gösterirlerse, yasal düzenlemeye gerek yok ve başörtülülerin meclise girmeleri halinde önemli bir ayıptan kurtulmakla beraber, göğsümüzü kabararak demokrasiden söz edebiliriz. 

Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…

 

                                                    Bilal KARADAĞ

                                          [email protected]