Takvim yaprakları 16 Mart 1988’i gösterdiğinde, diktatör Saddam Hüseyin’in savaş uçakları Kuzey Irak’ın Süleymaniye’ye yakın Şehrezor bölgesindeki Halepçe beldesinde yaşayan 80 bin insanı soluksuz bırakmıştı.

Amerika Birleşik Devletleri’nin o günkü kuklası konumunda olan Saddam’ın talimatıyla kimyasal bombalarla yüklü savaş uçakları, tarihin en büyük katliamlarından birini gerçekleştirme yolunda kentin kalbini parçalıyordu.

İnsanlık tarihine kara bir leke olarak düşen 16 Mart günü, Halepçe’nin her tarafı insan cesetleriyle dolmuş, kentin bütün cadde ve sokaklarına sinen zehirli gazlar, mazlum insanları bir bir yere sermeye başlamıştı.

Üzerinden tam 25 yıl geçmiş olmasına rağmen, halen boynu bükülmüş olan Halepçe’nin yaraları kapanmadı…

Tam 25 yıl önce Halepçe’nin semalarında oluşan zehir yüklü bulutların, bir kâbus gibi halen gökyüzünden dağılmadığı söyleniliyor…

O gün Halepçe’de gökyüzü, adeta kırmızı bir duman bulutu hakimdi….

Resmi rakamlara göre tam 5 bin 350 kişi şehit düştü ve 7 bin 530 insan yaralandı!..

Halepçe’yi cehenneme çeviren kimyasal bombaların etkisinin, aradan bunca zaman geçmiş olmasına rağmen halen devam ettiğine dair rivayetler var.  

Zira kentte vukuu bulan katliamın oluşturduğu toplumsal travmanın izleri kolay kolay silinmeyeceğe benziyor…

Şu anda kendisini dünyanın jandarması konumunda gören malum Amerika Birleşik Devletleri de, hatırlarsanız 6 Ağustos 1945’te Japonya’nın Hiroshima ve 3 gün sonrasında da Nagasaki kentini kimyasal yüklü bombalarla yerle bir etmişti.   

Ama gelin görün ki uzmanlar Halepçe’de yapılan tahribatın, Hiroshima ve Nagasaki’nin 4-5 katı kadar olduğunu söylemektedirler.

Hatta özürlü doğum oranının boyutu ise daha da çok yüksek olduğu ifade edilmektedir.

Tablodan anlaşılan o ki, zalim Saddam’ın zulmü, ABD’ninkinden bile katbekat fazla olduğu yönünde…

O nedenle, bana göre 16 Mart 1988 tarihi, insanlık tarihine düşen kara bir lekedir!..

Kanaatimce bu leke dünya döndükçe unutulmayacak ve özellikle duyarlı insanların zihninde hep canlı kalacaktır.

Aslında bir şeyi çok merak ediyor ve diyorum ki; acaba Saddam Hüseyin, Halepçe’de yaklaşık 6 bin kişiyi kimyasal zehirle katlettirirken neden o davadan değil de, 130 Şii’nin öldürüldüğü Ducal davasından yargılandı ve idam edildi?

Yine işin enteresan tarafına bakar ve tarihi inceleyecek olursanız, ABD’nin ne kadar ikiyüzlü olduğunu da bir kez daha açık bir şekilde görmüş olacaksınız.

Nasıl mı?

Örneğin, ABD 16 Mart 1988 yılında Saddam’ın yanında yer almıştı. Saddam’a kimyasal silahları ABD’nin kendisi vermiş ve Saddam’ı söz konusu katliama yönlendirmişti.

Aradan birkaç yıl geçtikten sonra aynı ABD, Kuzey Irak’ta Halepçe’nin ve Kürt halkının yanında yer aldı.

Harbiden ikiyüzlülüğün bu kadarı anlaşılır gibi değil. İnsana demezler mi, “Bu perhiz, bu ne lahana turşusu?”

Dün Kürtlere karşı Saddam’dan yana olacaksın, bugün Saddam’ı idam edecek ve Kürtlerden yana hareket edeceksin ha…

Yok, arkadaş bu işin içinde bir bit yeniği var amma…

Bizler Halepçeli şehitleri 25 yıl sonra bir kez daha rahmetle anıyoruz. Onlar ölmedi, çünkü biz biliyoruz ki; şehitler ölmez.

            Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…