Eğer bir insanın başarılı hizmetlere imza atmasını arzuluyorsanız, o insanın yapmış olduğu her müspet çalışmasını takdir etmelisiniz.

Tabii bunun da farklı metotları var:

            Plaket vererek ödüllendirmek, olumlu çalışmaları tetikleyecek olan söylemlerde bulunmak, davranışlarıyla hizmetlerini takdir etmek vesaire…

Bunların tümü ayrı ayrı birer metottur.  

            Bütün bunlar ve benzer söylem ve eylemlerin tümü insanların çalışma azmini arttırır. Toplumsal ve ferdi icraatların çıtasını tavana doğru tırmandırır.

            Her zaman söylüyorum; her insanoğlunun fıtratında var övülme hasleti.

            Övülmeye mazhar olduğunuz taktirde, başarı grafiğinizin daha da yükseklere çıkarılması düşüncesiyle yoğun efor sarf edersiniz.  

Yok, eğer bin bir emekle bir şeylerin yoluna girmesi babında çırpınıyor ve buna rağmen iltifata layık olmuyorsanız, kesinlikle şevkiniz kırılır ki; böylesi durumlarda başarı adına ne varsa hepsini unutuverirsiniz.

Uzun sözün kısası şudur; iltifatlarla taçlanmayan marifetlerin akıbeti, negatifleşmekten başka şansı olamaz.

Yahşi söylem ve eylemlerin olduğu durumlarda ancak mükemmel icraatlara imza atılabilir.

Pekâlâ, her başarının gerisinde insanın gönül telini okşayacak, sevince boğacak söylem ve eylemler mi var?

Elbette hayır, zira unutulmamalıdır ki, takdir edilmeyen başarılı icraatlara da çok nadiren rastlarsınız.

Bunun raconu budur…

Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Talha Gönüllü’ye yönelik yapılan ithamlardan ötürü bu cümleleri kaleme almayı yeğledim.

Basından takip ettiğimiz kadarıyla, Rektör Gönüllü, üniversitenin gelişmesi bakımından imkânları ölçüsünde çaba harcıyor.

İcraatlarını teferruatıyla izah edecek değilim, lakin en azından gözle görülür bir şeylerin yapılıyor olduğunu görüyor ve duyuyoruz.

Hizmetlerinin arttırılmasını arzuluyor ve üniversitemizin gelişmesini düşünüyorsak, kanımca Gönüllü’nün azmini arttırıcı söylem ve eylemlerde bulunmamız elzem olur.

Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…