Keşke Üstadı Bihakkın Tanıyabilseydim

 

O mübarek zat-ı muhteremin yaşamış olduğu dönemde Dar-ul Fani ile henüz tanışamamış olmamdan ötürü O’nun yaşam biçimine, söylem ve eylemlerine şahit olamadım.

            Kendisinden bir sonraki kuşak dünyaya gelmiş olmam hasebiyle, cismiyle müşerref olamadım ama yazmış olduğu mısraları okudukça, hayatını konu alan konferanslara katıldıkça, hayat serüvenini izah eden tiyatroları seyrettikçe tanımaya başladım…

            Geçtiğimiz Cumartesi günü Milli Türk Talebe Birliği Adıyaman Temsilciliği tarafından organize edilen bir konferansa iştirak ederken hem de daha çok tanıdım…

            O’nu anladıkça, öğrendikçe, “Keşke üstadın zamanında yaşamış olsaydım, dünya gözüyle görebilseydim, vermiş olduğu konferanslara katılıp feyiz alabilseydim” demeye başladım…

            Geçtiğimiz hafta sonunun mübarek bir akşamında, önemli bir konferans vesilesiyle hınca hınç dolup taşan Adıyaman Belediyesi Konferans Salonu’nda bendeniz de yer aldım.

            Konferans saatinin gelip çatmasıyla birlikte start alan etkinlikte, sahneye davet edilen Nuri Akbilek O büyük üstadın “Sakarya” isimli şiirini okumaya bir başladı, ama tabiri caiz ise pir başladı!

            Tane tane dilinden dökülen her cümle hareketleriyle birleşerek muazzam bir ahenk sergilerken, yüreğinin derinliklerinden nazlı nazlı süzülen duygu yüklü mısralar dalga dalga katılımcıların gönlüne adeta nakşoldu.  

            Üstadın “Sakarya” isimli şiiri ancak bu kadar etkileyici, bu kadar leziz, bu kadar muazzam okunabilirdi. Her satırı kafiyeli, her cümlesi uyumlu, her kelimesi anlamlı, her mısrası duygu yüklü olan o muhteşem şiiri dinlerken şahsen çok etkilendim. Deyim yerindeyse cürufla bezenen duyu organlarım paklaştı!

            Oldukça duygulandım… Hatta salonu tıklım tıklım dolduran tüm iştirakçilerin duygulandığını da sezinledim.      

Protokolün selamlama konuşmasının akabinde sahneye davet edilen Üstat Necip Fazıl Kısakürek’in talebelerinden Mustafa Yazgan hoca, aralıksız iki saat süreyle vermiş olduğu konferansta, oldukça önemli konulara vurgu yaptı. Üstadın hayat serüveninden bazı nükteli pasajlar aktardı.

Şahsen Yazgan hocayı dinlerken “Keşke üstadın zamanında yaşamış olsaydım, keşke onu bihakkın tanıyabilseydim” demekten alamadım kendimi.

Bir insan bu kadar mı dava sahibi olur, bu kadar mı davasına bağlı kalır, bu kadar mı vatan, millet ve inanç sevdalısı olur…

Yazgan hocanın anlatımlarını pür dikkat dinledim ve anladım ki Üstat Necip Fazıl Kısakürek harbiden bir dehaymış, gerçekten bir üstatmış, mükemmel bir şairmiş…

Yıllar önce ekmiş olduğu tohumlar bugün yeşermiş, önce tomurcuğa sonra çiçeğe dönüşmüş ve o çiçekler bugün ülke yönetiminde söz sahibi olmuş. Bu vesileyledir ki; Anadolu’nun dört biryanında bugün insan odaklı hizmetler sergileniyor.     

Bu vesile ile bir kere daha anladım ki insana yapılan yatırım; toplumun geleceğine yönelik yapılan en güzel hizmettir. Cenab-ı Erhamürrahimin O’ndan yüz bin kere razı olsun.

Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…