Ulaşım ağı yaygınlaşıp genişledikçe, farklı toplumların bir araya gelmelerine, tanışıp kaynaşmalarına vesile olunduğu bilinen bir gerçek.

            Farklı kitleler arasında sağlıklı irtibatın sağlanıyor olmasıyla birlikte, doğal olarak medeniyet babında önemli adımlar atılmış oluyor. Çünkü “Yol medeniyettir.”  

            İnsanlık tarihinin geçmişine yönelik yolculuk yaptığımızda, en çok medeni ve muasır seviyelere çıkma arzusunda olan milletlerin ulaşıma büyük önem verdiklerine rastlamaktayız.         

Osmanlı’nın son dönemlerine göz attığımızda da, ecdadımızın özellikle ulaşım konusuna ne kadar büyük önem verdiğini rahatlıkla görebilmekteyiz. 

Bu manada en çok Hicaz demiryolu dimağımızda hep canlanır durur…

Kutsal beldeleri Anadolu’ya bağlayan Hicaz demiryolu, dönemin mega projelerindendi. 

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla birlikte de yetkililerce ulaşımın önemine sürekli vurgu yapıldığı bilinen bir gerçek…

Yalnız her ne kadar önem ve ehemmiyeti biliniyor olsa da, tıpkı Osmanlı’da olduğu gibi, Cumhuriyet döneminde de son zamanlarda (12 yıldan buyana) ulaşım alanında devasa yatırımlar yapıldı, yapılmaya da devam ediliyor.

Son 10 küsur yıldan buyana ulaşım ağına büyük ağırlık verilerek, Anadolu’nun her yanına duble yollar yapıldı, halen de yapılıyor. 

Bunun yanı sıra otobanlar ve hızlı tren ağları gün geçtikçe daha da yaygınlaşıyor; böylece hem trafik sorunları çözüme kavuşturuluyor, hem de daha hızlı ulaşım olanakları sağlanmakla zaman kaybı önlenmiş oluyor.

Zira söz konusu olumlu gelişmeler ülke genelinde devam ederken, her ne hikmetse ilimizde halen ulaşım konusunda birçok sorun önümüzde duruyor!

Örneğin bundan bir süre önce Gölbaşı karayolunda seyir halinde olan bir araç Çakal Köprüsü’nden aşağı uçmuştu! Keza bir hafta sonra aynı mevkide yeniden bir toplu taşıma aracı aşağıya düşerek, birçok vatandaşın yaşamına mal olmuştu!

Söz konusu mevkideki sorunun yegâne sebebi; yolun kenarında bariyerin olmamasıydı. Çünkü malum adreste güzergâhın durumu nedeniyle bariyerlerin mutlak anlamda olması gerekliydi…

Henüz o kazalar unutulmamışken, bu defa geçtiğimiz günlerde Çelikhan karayolunda, Palanlı Köyü (Gazeteci arkadaşımız Mehmet Çil’in köyü) mevkiinde elim bir kaza meydana gelmiş ve burada da henüz hayatının baharında olan gencecik bir öğretmen yaşamını yitirmiş ve de onlarca kişi yaralanmıştı!

Tıpkı Gölbaşı karayolunda olduğu gibi, Çelikhan yolundaki kazanın da yegâne müsebbibi; yolun kenarında bariyerin olmamasıydı.

  Ülkemiz genelinde ulaşım ağına son derece önem veriliyorken, ilimizdeki söz konusu sorunların sürekli tezahür olmasına rağmen, gerekli önlemlerin alınmıyor olması hayli ilginç.

Üstüne üstlük öylesine gariplikler zuhur oldu ki; malum sorunun haberini yapan bir gazeteci (Akif Beyaz) arkadaşımıza karayolları yetkililerince dava bile açıldı!

Sorunun çözümü noktasında gerekli çalışmaları yapması gereken yetkililerin, mahkemeye başvurmuş olması oldukça manidar…

Ne diyelim; burası Adıyaman!..

Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…

                                                                                                                  Bilal KARADAĞ

[email protected]