Kış aylarında kar manzaralarını her ne kadar ekranlarda seyrediyor olsak da,  özellikle ilimizde son yıllarda kar yağışına pek rastlanmazdı.

            Beyaz örtünün Adıyaman’a yabancı kalmış olması, toplum tarafından çeşitli gerekçelerle dillendirilirdi:

            Kimine göre küresel ısınmanın etkisi, kimine göre ise Atatürk Barajı’nın göl havzasının kentin dibine kadar yaklaşmış olması olarak tasvir edilirdi.

            Zira geçtiğimiz hafta gökyüzünden nazlı nazlı yere düşen kar tanecikleri, saatler ilerledikçe kentin tamamını beyaz örtüye bürüdü.

            Bu vesileyle son yıllarda kentimizde özlenen beyaz rahmet, hasret çeken gönüllerde ani bir sevgi yumağı oluşturdu.  

            Üşümesinler diye lahana misali kat kat kıyafet giyen kar heveslilerin kimisi kar kütlesinden kardan adam yaparken, kimisi de hiç alışık olmadığımız kardan gelin figürü dikti toplumsal alanlara.   

            Kısacası memleketimizde, beyaz manzaraya yabancı kalanlar doyasıya hasret giderdiler, ama bu sevgiyi genellemek mümkün değildi.

            Çünkü vatandaşların bir kısmı günlerce elektriksizlikten tabiri caiz ise zinadan hayatı yaşadı.

            Rabbim kimseyi karanlıkta bırakmasın, ama Adıyaman’ımın güzel insanları kar yağışıyla birlikte günlerce karanlıkta kalmaya adeta mahkûm oldu! 

            Başka bölgelerde metrelerce yağıyor olmasına rağmen, bildiğim kadarıyla fazla olumsuzluklar yaşanmıyor.

            Zira bizde sadece 10 santim yağdı; ne yazık ki buna rağmen vatandaşlarımızın bir kısmı hiç alışık olmadığı zifiri karanlığa terk edildi.

            Günler öncesinden meteorolojik bilgiler varken, doğrusu, AKEDAŞ müessesinin önlem almamış olması, kafalarda kocaman bir soru işareti oluşturuyor.

            Diyeceğim o ki, hava tahmin raporlarını dikkate almayan AKEDAŞ, kelimenin tam anlamıyla bir hezimet yaşamıştır.

            Eğer dikkate almış olsaydı, sanırım bir şekilde gereken önlem alınırdı.   

            Varsayalım ki malum müessese, meteorolojik bilgileri görmezden geldiği için kasvete düştü, pekâlâ günlerce elektrik arızasını giderememiş olmasına ne demeli?

            Kimisinin elektrikli ev aletleri yandı, kimisi de hiç alışık olmadığı kara zindanın koynunda kıvranıp durdu.

            Bir-iki saat olabilir, ama günlerce elektriksiz bırakılır mı bu memleket, kim bunun hesabını verecek, ya da kim maddi hasarları karşılayacak?

            Dilerim yetkililer söz konusu olumsuzluktan ders çıkarır da, geleceğe yönelik gerekli tedbirleri alır ve memleketim bir daha bu tür olumsuzluklara duçar olmaz.

            Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…