17 Aralık 2014 Çarşamba 04:30
652 Okunma
Yüz Yıldır Yalnız Bir Aylık Adam


Edebiyat Coşkusu Hep Devam Ediyor

Dernek üyelerinden Yücel Özmen “Eylül ayından beri okuduğumuz kitap sayısı 8 oldu. Bugüne kadar okuduğumuz kitaplar arasında çok değerli yazarlarımızın romanları yer alıyordu. Kitapları seçerken birçok kaynaktan ve kitap eklerinden fikirler ediniyoruz. Son dönemde çıkmış eserlerden ya da geçmiş dönemlerin klasik eserlerinden seçimlerimizi yapıyoruz.” 

Çok Sayıda Yazar Çok Sayıda Roman

“Albert Camus, Vedat Türkali, Jose Saramago, Dostoyevski, Kemal Tahir gibi… Bundan sonra da yine edebiyatta önemli yerleri olan kitaplara okur gözüyle yaklaşıp, onları değerlendirmeye çalışacağız. Sırada Gustave Flaubert’in Madame Bovary adlı kitabı yer alıyor. Ardından İhsan Oktay Anar, Paul Auster gibi yazarlar gelecek okuma günlerimize.”dedi.

Yakın zamanda Gabriel Garcia Marquez’in “Yüzyıllık Yalnızlık” kitabını ele almışlar. Son olarak da Yusuf Atılgan’ın “Aylak Adam”ı...

Yüzyıllık Yalnızlık Kasabası

Bu kitaplar hakkında da şunları söylüyor Özmen; “ Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık adlı eseri1982’de Nobel edebiyat ödülü almış bir roman. Romanda kalabalık bir aileyle, bir o kadar da birbirlerinden uzak kalmış insanlar topluluğuyla yüz yüze geliyorsunuz. Macondo kasabası düşsel bir oyun bahçesidir sanki. Kitap kızılderililer, kehanetler, elyazmaları, simyacılar, hayaletler arasında bir peri masalı gibidir. Yeni keşfedilmiş, hayret veren alet edevatları ile çingeneler çıkar gelir, başlarında bir sarı kelebek haleleriyle aşıklar dolaşır. Allahın resmini çekemeyen Albay Buendia delirir, herşey o kadar yenidir ki eşyaların adları bile yoktur. İnsanlar önceleri hiç ölmez sonraları ise ölseler bile keyfince “canları sıkıldığı için” çıkar gelirler. Tekrar kaybolurlar. Çamaşır asarken Güzel Remedios süzülerek uçar gider, beraberinde kasabalıların öbür dünyadaki sevdiklerine yazdıkları bir sandık mektubu götürmek üzere Amaranta ölmeye yatar, Ama ölmeyince mektupları götürmüyor diye kasabalar kendisine kızar. Albay ölünce ortalığı kesif bir kelebek tabakası kaplar… Kitap bir olaydan diğerine eğlendirerek, müthiş bir haz vererek sürer. Yüzyıllık Yalnızlık’a zaman lineer bir nitelik taşımaz. Marquez daha ilk cümlesinde :“Albay Aureliano Buendia, yıllar, yıllar sonra idam mangasıyle yüz yüze geldiğinde.. “ diye giriş yapar. Daha başlangıçta yazarın zamanı bir sıralı erişim mantığıyla ele almayacağını anlarız. Kitap geçmiş, gelecek ve şimdi içinde gelgitlerle sürer.”

C Diye Bir Aylak Adam

“Yusuf Atılgan Aylak Adam’ı yazdığında günümüz edebiyatında önemli bir rol oynayacağını nerden bilebilirdi! İşte size bu da Aylak Adam’ın öyküsü; ‘Aylak Adam’, bir ismin bile çok görüldüğü C.’nin bir yıl boyunca başından geçen olayları anlatır. Kitap dörde ayrılmış ve her bölümde farklı mevsimlerde C.nin yaşantısı ele alınmıştır. Babasından kalan emlaklerden aldığı kiralarla çalışmadan geçinebilen C., gününü kitap okuyarak, kahvehanelere, restoranlara, barlara giderek, film izleyerek, bol bol yürüyerek, sanat çevresinden arkadaşlarıyla sohbet ederek ve durmadan düşünerek geçirir… C., toplumla uyuşamayan, ataerkil yapıya ait olamayan, iki kişiden kurulmuş toplumların “en iyisi” olduğunu düşünen ve bu uğurda ‘gerçek aşk’ı arayan; huysuz, sıkılgan, mutsuz ve ‘aylak’ bir adamdır. Romanın konu edildiği bir yıl boyunca C.’nin başından iki aşk macerası geçer. İlkinde üniversite öğrencisi ‘süssüz, sade’ Güler’den umduğunu bulamayan C., yaz aylarında gittiği pansiyonda karşılaştığı eski sevgilisi ‘ressam ve kişilikli’ Ayşe ile de olaylı bir aşk süreci yaşar. Ne var ki, C. aradığı gerçek aşkı bir türlü bulamaz.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.