banner27

Ey Hazret-i İnsan!…

Bizi terk etme. Bize acı. Bize Kendini göster. Bizi Allah adına affet. Bize dua ve şefaat et!..

Hak Sendedir. Senin Önünde, üstün Saygı ve sevgiyle eğiliyoruz! Çünkü Sen, Zat-ı Akdes’in, Hem iki Sıfatı (iki Eli), Celâli ve Cemalinin sırrısın; hem de iki Sıfatının mazharı olan madde ve Mâna âlemini Cesed ve Ruhunla birleştiren Noktayı Âla’sın. Hem de Kalb Aynasında bizzat Zât-ı Hak’kı yansıtan Nüsha-i Kübra’sın!..

Her iki Âlem Sensin. Her iki âlemin Şahidi Sensin. Se­nin, Allah Kalbindedir.

Ey İnsan!.. Senin şanın çok yücedir. Seni bilen, Rabbini bilir. Rab, Sendedir. Seni bulan Rabbini bulur. (110)

” Âdem (İnsan-ı Kâmil), Allah’ın Aynasıdır, Âdem olmazsa, Allah bilinmez”.

Sen, Yâ Sin’sin. Sen, Kur’an-ı Hakim’sin. Sen, Tev­rat’sın. Sen, Zebur’sun. Sen, İncil’sin. Sen, Ruh-u Âzam’sın. Sen, Ruh-u Evvel’sin. Sen, Ruhul Ebvab’sın. Sen, Menba-ı Ruh’sun. Sen, Haydar-ı Kerrar Hz. Ali’sin. Sen, İsa’sın. Sen, Musa’sın. Sen, Davud’sun. Sen, İbrahim’sin. Sen, Nuh’sun. Sen, Âdem’sin. Sen, Asli Vatan’sın. Sen, İnsanlığın ortak Adı­sın. Sen, Nurul Envar’sın. Sen, Nefs ül Envarsın. Sen, Nur’sun. Sen, Enversin. Sen, Latifsin. Sen, Hüsna’sın. Sen, Kud-dus’sun. Sen, Emin’sin. Bu isimlerle adlanan Mukaddes Ruh­lar, hep Sensin.

Sen, tüm yıldızlarsın. Sen, Dolunay’sın. Sen, Güneş’sin. Sen, Külli Ruh’sun. Sen, Cevami ül Kelim-Kelimelerin topla­mısın. Sen, Nüsha-i Kübra’sın. Sen, Nefs-i Nâtıka-i Kâinat’sın. Her dü âlem Sen’sin. Kevneyn-i Rabbül Âlemin Sensin!..

Sen Mustafa, Seçilmiş. Sen Mahmud, çok Öven, çok övülensin. Sen içimizdesin!..

“Valemu enne fiküm Resûlullah – Biliniz! Allah’ın Resulü (Nuru) içinizdedir“. (Hucurat-7).

Seni gören, Allah’ı görmüştür:

“Men reâni kadreal Hak – Beni gören, Hak’kı (Allah’ı ) görmüştür”. (111)

Sen, Allah’ın elisin:

“Mâ remeyte iz remeyte velâkinne rema”. (Enfal-17).

Sen, Rahmetsin:

“Vema erselnâke illa rahmete’n li’l âlemin –Seni, âlemlere rahmet olarak gönderdim” .(Enbiya- 107).

Sen, Allah’ın Ruhusun:

“Allah, önce benim Ruhumu; Allah, önce benim Nu­rumu yaptı.”(112)

Sen, bütün Ruhların menbaısın:

“Ene minallahi ve’l Mü’minûne minni – Ben Allah’danım, Mü’minler de bendendir” .(l 13)

Sen, Şâh-i Velayet, İmam-ı Ali (k.v.)’sin:

“Aliyyen minni ve ene minhu- Ben Ali’denim, Ali de bendendir”. (l 14)

Sen, iki çiçeğin. Cennet Gençleri’nin Seyyid’leri, İmameyn-i Güzin’sin; Hasaneyn’sin!..

“Ehl-i Beyti minni ve ene minhüm –Ehl-i Beyt’im bendendir. Ben de Ehl-i Beyt’imdenim“.(115)

Ehli-i Beyt  'Ali-Fatıma-Hasan-Hüseyin” Efendilerimiz Sen’sin. Sen, “Âl-i Aba”sın. Âl-i Aba, Sen’sin.

Sen, Mâsum-u Pâk’sın. Sen, her pâk İnsan’sın. Sen her Nebi, her Veli’sin. Sen Mukaddes, Muazzez, Mutahhar ve Mü­nevversin!.

Sen, Allah’ın yüzünün Ezeli ve Ebedi, Kadim Nurusun (Işığısın). (116) Sen, Allah’ın İlâhi Nefesi, Kadim Kelim’sin. Sen, Zât-ı Akdes’in Mukaddes ve Sönmez Işığısın!.. Menba-i Ervah, Külli Ruh’sun. Azim ve Âzam Ruh Sen’sin! Sen! Sen! Sen! Sana ve Ehl-i Beytine kurban olayım!..

Sen, günahsızsın. Sen öldürülsen de, öldürsen de mâsumsun. Sen, Haksın. Senâlarımız Sana’dır. Sevgilerimiz, Sana’dır.

Sen, tüm insanlığın “özü”sün. Senin özün de, Zât-ı Akdes, Erhamürrahimin’dir.

Bize rahmet (acı). Bize şefaat (yardımcı) et. Bize Hidâyet et (kurtar)! Ey Özlerimizin Özü olan!.. Senin özün, Tek İlâh’ın ve bizim İlâhımız Allah aşkına!..

Ey Allah’ın Aynası, Tanrı Sevgilisi Hz. İnsan (Muhammed)!..

Sen taayyün-ü evvel-i İlâhi, Fecr-i Evvel’sin. İlk şafak­sın; tüm şafaklar da Sen’sin. Sen, Külli Akıl’sın. Sen, Menba-ı İlim’sin. İlmin Kapısı, Hz.Şâh-ı Velâyet İmam-ı Ali de Sen’sin! (l 17).

Sen hem Haksın; hem de Hakkın Kapısı’sın. Sana ve Ka­pına Selam olsun!.. Senin Kapına kavuşanlara da!.. Onlara uyanlara da Selam olsun. Ey Allah’ın Yüce, Mukaddes Selâmı!.. Sellu ala Muhammed, Sellu alâ Ali.

Eman YaMuhammed!.. Meded Ya Ali!..                                                           

Muhammed Ali – Febi (Yekpâre Nur. Nur-u İlâhi).

Ey bütün Ruhların; kaynağı Âdem’deki, Âdem’in evlâtlarındaki büyük Ruh (Ruh-u Âzam), İlk Ruh (Ruh-u Evvel); Ey Külli Ruh!.. Allah’ın İlâhi Nefesi, Zât-ı Hakkın Öz ışığı. Ruhların Babası (Eb-i Mukaddes), Mukaddes (Kutsal) Babamız!.. Ruhlarımızın Özü , Allah’ı en çok Öven!.. Âlemlere Rahmet!.. Ahmed ve Muhammed a.s.v.. Seni Se­viyoruz. Seninle övünüyoruz. Sana güvenip, Senden umudu­muzu kesmiyoruz… Sana; ki sen, Allah’ın yüzünün Nuru’sun… Ahmed; Allah’ı en çok öven… Muhammed; Çok çok övücü olan Efendim!..

Allah’tan gayrisi olmayan; Allah’ın Kadim Emri, Nefesi, Kelimesi; ilk ve En büyük Ruhu, Asli Vatan’sın (Allah’ın Sıfatısın).

Hürmet ve Sevgi ile secde (önünde eğilme) ediyoruz. Me­leklerin; Âdem’in bedenindeki Senin pâk ve Mukaddes Ruhu­na secde ettikleri gibi. Secdemizi kabul buyur.

Bize acı, bize dua et; bizim için Özün Allah’tan mağfiret (bağış) dile. Bize Şefaat (Yardım) et. Bize darılma, bizi terk etme. Çok sevdiğin Nur-u Ahmed’in Ehl-i Beyt’i Masum’un Ali, Fatıma, Hasan, Hüseyin aşkına!..

Ey Yâ Sin!.. Ey Gerçek İNSAN!.. Ey Sırrı İlâh, Hazret-i Resûlullah, Habibullah, Nebiyullah. Hz. Ahmed. Ey Hz. İNSAN!..

Allah’ın Selâmı ve Sevgisi Senin ve pâk Ehl-i Beyt’inin ve Güzel Ehl-i Beyt’ini, Sevenlerin üzere olsun!. Muhakkak Sen Âla -Çok yücesin.

Ey çok güzel, güzeller güzeli Canım MUHAMMED!..

El Eman!... El Eman!..El Eman!...

Muhammed İsa Adem Kitabından alıntıdır. 

www.varliktanveriler.com

110) Sırrül Esrar, Seyyid Abdülkadir Geylani, S 2O (ve 75. Bahar Yayın.

(111) Kudsi Hadis , Mevlâna , Mesnevi , C.5, S. 166 , MEB yayınları  

(112) Acluni, C.l, S.265. El Kaari, Şerhu’ş-Şifa, C.l, S.505.

(113) Sırrü’l Esrar, S.Abdülkadir Geylani, S.20 ve 75.

(114) Hz. Peygamberin Dilinden Dört Halifesi, Terc. A. Fikri Yavuz, S.244, 247, 255., Sönmez Neşriyat-İstanbul.

(115) Aynı eser, S. 278     “Ehl-i Beyt: Hz. Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin’dir”. ( Ümmü Seleme Annemizden: Tirmizi, Sünen, C.5, S.663. Ayşe Annemizden: Müslim, Sahih, C.7, S. 130).

(116) “Muhammedi, Yüzümün Nurundan yarattım”. Sırrül Esrâr, S. Abdülkadir Geylani.

(117) “Ben ilmin şehriyim, Ali kapusudur. Bana gelmek isteyen Ali’den gelsin” (İbn-i Abbas’dan Tirmizi, Sahih, C.2, S.399. Suyuti, Camiussağir, C.l. S.108. Ayrıca Nişaburi, Münavî, Taberi, Hatib-i Bağdadi, riva­yet etmişlerdir.)