Terörün esas amacının ne olduğu bilinmesine rağmen, sürekli amacın dışında yapılan sorgulamalar, dünyanın her tarafında terörün sürmesine neden oluyor.

Terör örgütlerini oluşturanların, sahibine yaramayan mallardan oluşması, iyi insanları tehdit eden durumun esasını teşkil eder.

Sahibine yaramayan malların ahlaki kaygısı olmaz.

Vicdan ve merhametten yoksun olduklarından, insanlıktan eser de bulunmaz.

Kandırılan, alıkonulan ve uyuşturulanların dışında kalan örgüt mensupları ve onun destekçilerinin tamamı, eğitimli olsalar da olmasalar da hemen hemen hepsi aynı vicdansızlıkta buluşurlar.

Toplum içinde, bir arada yaşamak zorunda olan, hayatını idame ettirmek için koşuşturan, daha iyi yaşamanın mücadelesini veren, seven, sevilen, kaygısı, tasası olan, üzülen, ağlayan, sevinen, kahkahalarla gülen herkes için tehdittir terör örgütleri.

Bu örgütün adının ne olduğu, mensuplarının kim olduğu, hangi dine inandığı, hangi mezhebe bağlı olduğu, hangi kimliğe büründüğünün hiçbir önemi yok. Bütün terör örgütleri aynıdır ve hiçbirisi bir diğerinden ayrı değerlendirilemez. Teröre karşı olmak, bütün terör örgütlerine karşı olmayı gerektirir.

Çünkü terör örgütleri bütün “iyi insanlar” için bir tehdittir.

İnansın, inanmasın, zengin olsun, fakir düşsün, iyi yaşasın, kötü yaşasın fark etmez, “özgür” yaşama en büyük tehdit, terör örgütleridir.

Terör örgütlerinin bir amacı ve hedefledikleri olmaz. Bunun istisnası olsa da, genel olarak aldıkları görevi yerine getirir, ihaleyi verenlerin çıkarlarına hizmet ederler.

Bu görevi yaparken, eleman kaybetmek de, masum vatandaşların ölmesi de kimsenin umurunda olmaz. Ölenlerin kimlikleri, kişilikleri, statülerini hesaba katmazlar.

Yaptıkları katliamda ölen her insanın sevenlerini, yolunu gözleyenlerini, sevdasını büyütenleri de düşünmezler.

Çünkü esas olan, işi verenin çıkarıdır, toplumun çıkarı değil.

Bütün dünyada terör örgütlerinin siyasi istikrar amaçlaması, çıkarı olanların kimler olacağının ipuçlarını da veriyor.

Çünkü terörün esas amacı, kaostur, kargaşadır, korkudur, paniktir.

Eğer amaçlarına ulaşırlarsa, toplum içinde bir korku salınacak.

Herkes güvende olmadığını düşünecek.

Sabah evden çıkan insanlar, akşam eve dönüp, dönemeyeceğinin hesabını yapacak, o korkuyla yarınlara güvenle bakamayacak, umut besleyemeyecek, hayal kuramayacak, ilmek ilmek ördüğü sevdasına kavuşamayacak.

Yarın güvencesi yoksa, umutsuzluk toplumun tümüne yayılacak, içe kapanık bir toplum oluşacak. Endişeli ve soran gözlerle bakan ve neredeyse el açar duruma gelen ezik, yılmış bir toplum oluşacak.

Eğer terör örgütleri amacına ulaşırsa, yarınlarımızı çalacak, bizi, bizden alacak.

“Ülkem” diyeceğin bir yurdun olmayacak, “evim” diye sahipleneceğin başını sokacağın bir yuvan bulunmayacak.

Gökyüzüne baktığında özgürlük aklına gelmeyecek mesela, yürüdüğün yolda adım saymaya başlayacaksın. Köşeden kim çıkacak, arkadan kim gelecek, ileride yolumu kim kesecek diye paranoya yaşamaya başlayacaksın.

Gözün gibi sakındıklarından emin olmayacaksın.

Demokrasi ve özgürlüğün askıya alınmasını sen isteyecek ve devletin en zalim haline bürünerek, seni korumasını istemeye başlayacaksın.

Terör, toplumda böylesine bir kargaşa oluşturma derdindedir.

Hele hele sahip oldukları basın ve yayın organlarıyla topluma yaydıkları korku, asıl katili gizleme çabaları, kafa karışıklığını da beraberinde getirerek, çöküşü hızlandıracak.

Bugün, aslında yapılmak istenen tam da bu…

Teröre destek veren akademisyenler, sanatçılar, siyasiler ve kendisini aydın sanan tüm karanlıkların esas amacı, katili gizlemek ve toplumu katillerin yanına çekmektir.

Silahı doğrultan, tetiği çeken, bombayı patlatan ve her türlü patlayıcının fitilini ateşleyeni değil, sandıkta yenemediklerini suçlamaya başlarlar.

Terörü kınayan demeçlere bir bakın, içinde terör örgütü olmadan ölümleri kınayan bildiriler haline dönüşmüş.

Ölen insanlar varsa, öldüren de olmalı.

Bir yerlerde patlayan bomba varsa, patlatan olmalı.

Acı çekenlerin olduğu yerde, acı çektirenin olmaması düşünülemez.

Bütün bunlar elbet olmaz ama terörün asıl amacı da bunun olabildiğini göstermek.

Koca koca kitap okumuş ve kendisini adam sanan bazı akademisyenlerin, terör örgütlerine tek laf etmeden, yaşanan kargaşada hükümeti suçlamaları bundandır.

İşgal edilen beldelerde, işgal edenlerin keyfi tutumunu devam ettirmesini, bölge insanını tek tek veya toplu olarak katletmesini devletin izlemesini isteyenler ya akıl tutulması yaşıyor ya da toplumun tümünü aptal sanıyorlar.

Aslında hiç kimseyi aptal görmüyorlar ama aptallaştırma derdindeler.

Toplum ne kadar aptal olursa, atlarını oynatmaları, kaos ve kargaşadan nasiplenmeleri, insanları bir birine rahatlıkla kırdırmayı da başarabilirler.

Terörün esas amacını unutmamızı isteyenler, bu ülkeye ve bu millete, özellikle de insanlığa en büyük ihaneti yapanlar olarak tarihe geçeceklerdir.

Terör örgütlerini kınamıyorum, çünkü onlar kendi işlerini, kendilerine yakışır şekilde yerine getiriyorlar.

Hayatın bir anlamı olduğuna inanlar, o hayata tutunmak için mücadele eder, ipin ucunu başkalarının eline vererek değil. Bizim her korkumuz, her kaygımız, kırılan her umudumuz, eğilen her başımız, bize fayda getirmez, terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürer.

 

Tweetimden Seçmeler

Biz, Hazreti İbrahim`in ateşine su taşıyan karıncaya sevdalandık. Biliriz, bu aşk, kor ateşi söndürmez; safımızı belli eder, Allah`a bırakırız.