22 Eylül 2016 Perşembe 18:24
112 Okunma
Deli Irmak


 

DERKENAR

 

Her kitap dünyamıza açılan yeni bir penceredir…

Pencereden seyretmenin tadını ben size nasıl anlatsam ki?

Çiçeğe durmuş ağaçlar ve sonra yeşilin gülümseyen yüzü yapraklar…

Kış günü yağan kar, karları savuran tipi ve pencerenin önüne sığınmış bir güvercin veya serçe kuşu…

Sokaklardan hiç eksik olmayan insanlar… Küçücük çocuklar, yaşlanmış ihtiyarlar ve dahi orta yaşlı kadınlar, erkekler…

Evinizin penceresinden bunları görürsünüz ve mutlaka duygulanırsınız.

Bir de şiirin, şiir kitabının penceresinden bakmanızı tavsiye ederim..

Salkım salkım duygu bulutları… Tanıdığımız gerçeklerin en güzel ve müşahhas fotoğrafları…

Şiir genellikle sevdadır… Narin güzelliklerdir… Bazen de yakıcı hasretliktir, ayrılıktır, gurbettir, özlemdir…

Şair Ali YAŞAR’ın adını “DELİ IRMAK” koyduğu şiir kitabı matbaaya gitmeden önce benim önüme geldi..

Baştan sona okudum… Okumadan önce bir eser hakkında görüş belirtmek hem yanlıştır, hem de ayıp…

160 sayfalık kitapta, 61 şiir yer alıyor. Genellikle serbest şiir yazan Ali YAŞAR, çok az olsa da hece vezniyle yazmaktadır. Vurucu kısa dörtlüklere de rastlarsınız kitapta…

Şiirlerinin tamamına yakını insan unsuru üzerinedir. “Gün oldu kınından çıktı öfkeleri” diyen şair, dengesini kaybetmiş dünyamızın öfke ile değil, aşk ile şekillenmesine dair yazıyor.

Şair milleti, umut milletidir…

Onun içindir ki, 500 ve 700 yaşında şairlerimiz var. Diğer faniler gibi fenaya bomboş yolcu olmamışlar.

            “Ne dedin de yapmadım” başlıklı şiirindeki teslimiyet haline bakmak kâfi:

           

           “Ellerime uzanarak

Tut dedin de tutmadım mı?

Düş önüme yalın ayak

Git dedin de gitmedim mi?

 

Bilesin sevgiden yana

Varlığım armağan sana

Savurup tozu dumana

Kat dedin de katmadım mı”?

                   

Sade bir arzuhaldir sevenden sevgilisine…

Tabiki süfli arzularla gerçek aşkı ayırt etmek lazım. Ali YAŞAR böyle bir denge kurmuş. Arı-duru Türkçe ile anlatıyor hislerini…

Şiir devenin hörgücü değildir… Ali YAŞAR’a göre “Parmak parmak yıldızları saymak” tır.

Sayar mı? Sayar derim…

“Doğum kadar uzak, ölüm kadar yakın” benzetmelerle felsefi haritalar çizen Ali YAŞAR, kitaba ismini verdiği “Deli Irmak” a yani Fırat’a şöyle seslenir:

 

“At üstünde alımlı gelin gibi

Süzülür yazılara sütkardeşin Dicle…”

                 

Ve şiir ırmağında at koşturur Ali YAŞAR…

Keşke çok uzun şiirleri yazacağına bir şiir daha yazsaydı diyorum. Muhabbetin bile fazla uzunu insanı sıkar.

Şiir az söz ile çok maksat ifadesidir…

“Dokuz kurşun” başlıklı hece vezniyle yazılmış şiirden bazı mısralar alarak sözü noktalamak istiyorum.

            

          “Düşününce memleketin halını

Acısı yürekler yakar mı yakar

Kimi çalar, kimi çırpar malını

Kimi de lal olur bakar mı bakar…

 

Kardeş halklar bölünmeyi hak etmez

Ocağında dirliğini yok etmez

Firavun olsa da fitne fark etmez

Yüzüne tokadı çakar mı çakar…”

                           

            Ben şairin milletini, vatanını sevenini severim. Ali YAŞAR onlardan birisidir…

Tebrik ediyorum ve başarılarının devamını diliyorum.

 

                                                            Abdurrahim KARAKOÇ

                                                                      10–07–2006

                                                                          Ankara

 

 

 

 

Deli ırmak…

 

Farkında mısın Fırat

Bu üzerimize oynanan kaçıncı oyun

Kaçıncı bahis misline misli girilen

Söylesene hangi yüzyılın tutulan yası böyle uzun

Hangi halkın yarası bu kadar derinden…

 

Şaşırtılan hedefi sen misin çöl ayısı avcıların

Menfur saldırıların muhatabı ben mi?

Sen misin madarası müstesna acıların

Sağlıklı vücudun yayılan iltihabı ben mi?

                                                                         

Cebren soluğumuzu keser zemheri

Yılan kıvraklığıyla dolanır belimize

Koca karı müptelası fırtınalar

Kar kaplar yollarımızı

Kan bürür gözlerimizi

Dökülür avuçlarımızda yarenlik kınalar…

 

Kimse üşüdüğümüzü bilmez bizden gayrı

Buz kesmiş yalnızlığımıza aldırmaz hain geceler

Çıngıraklı ağısıyla sokar ayaklarımızı ayaz

Topuklarımızı vurur dar yemeniler

Kaçak tütün kokar parmaklarımız

Yırtık köyneklerimiz soğuk ter

Dal gibi titrer baldırı çıplak çocuklarımız

Bu ayıp bize ölesiye yeter…

 

Bereketli toprakların anası

Kıraç ellerin kabul görmüş duası

Tohum tohum ekilir umut

Sabır sabır serpilir emek

Çayır çimen yeşerir yedi veren gül goncası…

 

Allah’ın izniyle

Tepeleme sunarız da topraktan gıdayı

Sudan şifayı

Veririz vermesine de başakta buğdayı

Dalda elmayı

Gel gör ki sofradaki kaşıklar denk değil

Farkı var ağızlardaki lokmaların

Eşit dağılmaz damarlardaki kan

Rengi değişik yaşayan simaların…

 

At üstünde alımlı gelin gibi  

Süzülür yazılara sütkardeşin Dicle

İç gıdıklar bozkırlarda doğurgan anaçlığı

Hadım hanedanlar fırsat kollar sinsice…

Kötü huylu urlar kuzular ay yüzlü deltasında 

Al kuşaklı gerdanını sarar göbelek mantarlar

Zehirler döllerini delice…

 

Acı çığlığımıza seyirci kalır Nemrut

Kılı kıpırdamaz katlimize devasa putların

Sol yanımızı salgın ölet vurur

Sağ yanımızı zalim cellât

Ben yanarım Kuran hakkı için

Sen kanarsın Fırat…

 

Zaman zaman çalkalanır içimizde kısırdöngüler

Köroğlu’nun narasıyla dışa vurur heybetimiz

Darağacından beyaz bir güvercin uçar gökyüzüne

Ondan geriye kalan ince bir tüy

Yüreğimize süzülen ay ışığı türküler

Pir Sultanlar gibi bilinmez kadir kıymetimiz…

 

Erenler dergâhında Yunuslar yanar

Hak’tan halka iner Hacı Bektaşi Veli

Sanmasın ki batıl, bu iman ateşi söner

Dünya dursa

Kendi döner Mevlana Celaleddin Rumi

 

Üç cephemiz deniz

Üç kıtada yankılanır nal sesimiz…   

Haçlının hafızasına imanla kazınan hilal

Ve yıldız yıldız omuzlarda yükselen şehit neferler

Alnımızın akı

Yüreğimizin pakı

Bileğimizin hakkı zaferler

Kavimler kronolojisinde derin iz…

 

Bilesin ki

Bundandır hazımsızlığı bombeli midelerin

İpini koparanların kuyruk acısı

Ölüme susamışların öç duygusu bundan…

Sen sen ol

Serin ol Fırat

Evhamına kapılma karanlığın

Vurulsa da ezilmeyecek bu halk

Eksilmeyecek gölgesi al bayrağın

 

Dünya coğrafyaları attığın adımlarla şekillenir

Gürleyen sesinle güçlenir biçare toplumlar

Dirliğin iksiri inancın

Ve adaletin payandası muasır medeniyetin

Tarihin sayfaları adınla renklenir…

 

Namerdin seğiren gözü olacağına

Göğsünde ayağının izi olsun merdin…

Vur kendini dağlara

Vur uğruna nöbet tutanların başı için

Vur sevdana selam duranların hatırı için

Daya döşünü hıra düşmüş yavrulara

Onlar ki senin onurlu geleceğin…

 

Geçmişlerinin ruhuna rahmet

Yaşayanlarının üstüne afiyet su gibi azizliğin

Alnında ter olanın aklında şer olmaz

Kin gütmez kâmil kullar

Kir tutmaz akan sular

Akışı derin olanın bakışı dar olmaz…

 

Sesim sanadır deli ırmak

Sözüm sanadır

Destim sana geçer ancak

Nazım sanadır…

 

Ben Anadolu’yum

Dert doluyum

Sen ki Fırat

Hayırlı evlat…

 

ALİ YAŞAR

 

 

Kitap isteme adresi

Gündüz Kitabevi

www.gunduzkitabevi.com.tr

Merkez : Talatpaşa Bulvarı Çifteler Sok. No:7/a Hamamönü/Ankara
        
Tel:   0312 363 09 94

Şube      :  Demetevler 7.Sok. No: 7/b Yenimahalle /ANKARA
          Tel: 0312 346 54 57

NOTwww.kitapstore.com  ve www.antoloji.com `da kitap / yayınevi bölümünde GÜNDÜZ KİTABEVİ` ni tıklayarak, internet üzerinden kitap alabilirsiniz.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.