Adıyaman merkez Hocaömer Mahallesi 88. Sokak'ta, günümüzde Hasan-ı Mekki Sokağı olarak bilinen bölgede yer alan Hasan-ı Mekki Türbesi ve çevresindeki tekke alanının korunması, tescil edilmesi ve restore edilmesi amacıyla girişim başlatıldı. Adıyaman Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan tarafından hazırlanan dilekçede, türbenin Adıyaman'ın dinî, tasavvufî, toplumsal ve kültürel hafızasında önemli yere sahip tarihî yapılardan olduğu belirtildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlı Şanlıurfa Vakıflar Bölge Müdürlüğüne sunulmak üzere hazırlanan dilekçede, yapının tarihî kayıtlarının araştırılması, uzmanlar tarafından yerinde incelenmesi, tescil durumunun değerlendirilmesi ve bilimsel yöntemlerle restorasyon sürecinin başlatılması talep edildi.
Konuya ilişkin açıklama yapan bir vatandaş, türbenin yapısal dönüşüm kapsamında yıkılacağı yönünde bilgi edindiklerini belirterek, yapının korunması ve restore edilmesi amacıyla dilekçe hazırlandığını söyledi.
Vatandaş, "Yapısal dönüşüm karşılığında bu türbeyi yıkacaklarmış. Yıkılmaması ve restore edilmesi için dilekçe hazırladık. Artık aile üyeleri de götürüp Urfa'ya teslim ederlerse yıkılmayacak" ifadelerini kullandı.
Hasan-ı Mekki Türbesi ve tekke geleneğinin Adıyaman'ın dinî düşünce yapısındaki yerine değinen vatandaş, babadan oğula geçen Nakşibendilik yerine müritlerin liyakatını esas alan Kadiriliğin Adıyaman'ın dinî düşünce yapısında önemli yere sahip olduğunu savundu.
Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan tarafından hazırlanan dilekçede, Hasan-ı Mekki'nin Osmanlı salnâmelerinde Adıyaman'ın evliyaları arasında yer aldığı ifade edildi.
Adıyaman Belediyesi Tahrirat Kâtibi Cemal Efendi'nin 1899 yılında yayımlanan yazısında Hasan-ı Mekki'yi Hısn-ı Mansur'un önde gelen manevi şahsiyetlerinden biri olarak gösterdiği kaydedildi.
Hasan-ı Mekki'nin son dönem idarecileri ve onların soyundan gelenlerin Adıyaman'da "Sarı Şeyh ailesi" adıyla tanındığı, Cumhuriyet döneminde ise Sarıgül soyadını aldığı belirtildi. Ailenin uzun yıllar Adıyaman halkının dinî, tasavvufî ve kültürel hayatında etkili olduğu ifade edildi.
Hazırlanan dilekçede, Hasan-ı Mekki Türbesi'nin bulunduğu alanın geçmişte yalnızca türbe ve ziyaretgâh olarak değil, tekke olarak da kullanıldığı bilgisine yer verildi.
Alanda dinî ve tasavvufî faaliyetlerin yürütüldüğünün anlaşıldığı, Hasan-ı Mekki tekkesinin idarecilerinden gelen Sarı Şeyh ailesinin tekke geleneğini sonraki kuşaklarda da sürdürdüğü kaydedildi. Bu geleneğin bilinen son temsilcisinin Sarıgülzâde Mustafa Efendi olduğu belirtildi.
Dilekçede, söz konusu mekânın XVIII. yüzyıldan itibaren halk tarafından ziyaret edildiği ve çeşitli hastalıkların şifası için dua edilen manevi merkezlerden biri olarak kabul edildiği aktarıldı.
1894 yılında bu tasavvufî çevrenin başında Sarı Şeyh Mustafa Efendi'nin bulunduğu, Sarı Şeyh ailesinin toplumsal etkisinin yalnızca tekke faaliyetleriyle sınırlı kalmadığı ifade edildi.
Şer'iyye sicillerine dayalı araştırmalarda aile mensuplarının zaman zaman toplumun önde gelen bazı kimselerinin nikâhlarını da kıydıklarının anlaşıldığı kaydedildi.
Dilekçede, hurûfât defterlerinde bulunan kayıtların Şeyh Abdurrahman Erzincânî'nin soyundan gelenlerin Adıyaman ve çevresine yayıldığını gösterdiği belirtildi.
Zey köyündeki Şeyh Abdurrahman Erzincânî Zaviyesi'nin Sarı Şeyh tarafından yaptırıldığı, burada medrese kurulduğu ve yapının bazı kaynaklarda "Sarı Şeyh Medresesi" adıyla anıldığı ifade edildi. Kayıtların, Sarı Şeyh ailesinin Adıyaman'daki vakıf, eğitim ve tasavvuf geleneği içerisindeki tarihî yerini ortaya koyduğu belirtildi.
Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan tarafından hazırlanan dilekçede, Hasan-ı Mekki Türbesi ve çevresindeki tekke alanının mevcut fizikî durumu ile tarihî ve mimari özelliklerinin korunması amacıyla ilgili kurumlar tarafından incelenmesi istendi.
Adıyaman'ın Vakıflar Genel Müdürlüğü teşkilat yapısında Şanlıurfa Vakıflar Bölge Müdürlüğünün görev alanında bulunduğu, kentteki taşınmaz kültür varlıklarının tescil işlemlerinin ise Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından yürütüldüğü ifade edildi.
Hasan-ı Mekki Türbesi ve tekke alanına ilişkin tapu, kadastro, vakfiye, hurûfât, şer'iyye sicili ve diğer vakıf arşiv kayıtlarının araştırılması talep edildi.
Dilekçede yapının mülkiyet ve vakıf statüsünün belirlenmesi, mevcut mimari ve fizikî durumunun uzman bir heyet tarafından yerinde incelenmesi ve vakıf kültür varlığı niteliğinin değerlendirilmesi istendi.
Yapının henüz tescilli olmaması halinde korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmesi amacıyla Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu nezdinde gerekli işlemlerin başlatılması talep edildi.
Tarihî yapıya sonradan eklenen veya özgün dokusunu bozan müdahalelerin bilimsel yöntemlerle belirlenmesi, restitüsyon, rölöve ve restorasyon projelerinin hazırlanması da dilekçede yer alan talepler arasında sıralandı.
Hasan-ı Mekki Türbesi ve tekke alanının özgün mimari özellikleri, tarihî dokusu, türbe ve tekke işlevi korunarak bilimsel esaslara uygun şekilde restore edilmesi gerektiği belirtilen dilekçede, çevre düzenlemesi, bakım ve güvenlik çalışmalarının yapılması istendi.
Yapının gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla gerekli inceleme ve işlemlerin ilgili kurumlar tarafından yürütülmesi talep edildi.