Türkiye gündemi günlerdir “dershaneler kapanacak mı?” sorusuna kilitlendi.
Bunun için her kafadan ayrı bir ses çıkıyor…
Kimisi ideolojik yaklaşıyor meseleye, kimisi de körü körüne saplanıp kaldığı adresin söylemlerini rehber ediniyor.
Dolayısıyla konuya rasyonel bir açıdan bakan hemen hemen yok gibi…
Bir yandan hükümet kanadı ve yandaşları bu konuda önemli bir rant oluştuğuna ve bu olumsuzluğun mutlak anlamda yok edilmesi gerektiğine inanıyor.
Öbür yandan dershaneciler, okullarda verilen eğitim ve öğretimin yetersiz olduğunu dillendiriyor, böylece dershanelerin, okulların tamamlayıcısı olduğunu savunuyor.
Aslında hükümet kanadının iddia ettiği gibi, velilerin cebinden her yıl takriben 16 milyar lira dershanelerin kasasına akıyor. Bu da azımsanamayacak kadar mühim bir rakam.
Ne yazık ki şu aşamada yapılacak hiçbir şey yok: Dershanelerin kapatılması çözüm değil, bilakis kapatılmakla birlikte eğitim alanında önemli bir eşitsizlik baş gösterir.
Doğu ile Batı’nın eğitimi arasında dağlar kadar fark olduğu bilinen bir gerçek: Dersliklerin yetersiz olduğu bölgemizin en ücra köşelerinde, halen bir salonda birkaç sınıfın yer aldığı iddia ediliyor.
Keza maddi imkânları yetersiz olan ailelerle varlıklı ailelerin çocukları aynı eğitim olanaklarından yararlanamıyor:
Varlıklı aileler çocuklarına özel okullarda eğitim verdirirken, yoksul ailelerin çocukları zar zor devletin resmi okullarına gidebiliyor.
Hatta yoksulların çocukları boş zamanlarında da geçim sıkıntısı yaşayan ailelerine katkıda bulunmak amacıyla gencecik bedenlerini türlü işlerde heba ediyor!
Şimdi soruyorum… Bu durumda hangi ailenin çocukları üniversite sınavlarında başarılı olabilir?
Bir öğün okula giderken, diğer öğün çalışma mecburiyetinde kalan bir çocuk üniversite sınavında nasıl bir başarı elde edebilir?
Ya da farklı sınıfların yer aldığı aynı salonda eğitim alan bir öğrenci, donanımlı dersliklerde eğitim gören öğrenciyle nasıl yarışabilir?
Elbette dershanelere çok para akıyor, dershane parası bulmakta bile zorlananlar var, bütün bunlara amenna, ama gelin görün ki okulların farklılıkları söz konusu olduğu, eğitim kalitesinin tartışıldığı ülkemizde, dershanelerin kapatılması ne derece doğru olabilir?
Yapılması gereken şudur: Önce eğitime kalite getirilmeli, akabinde sosyal sınıflar arasındaki makas kapatılmalı ve ondan sonra dershanelerin kapatılması gündeme getirilmeli.
Aksi halde curcunaya dönen eğitim eşitsizliği, içinden çıkılmaz bir hal almakla beraber, Allah muhafaza sosyal patlamalara davetiye çıkarılmış olur.
Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle...
Bilal KARADAĞ