Seçimler yaklaştıkça politika dili bayağılaştı.

“Kim, nerede, ne söyledi” bildiriminden çok , “neyi, niçin söyledi” izahatı zorlaştı.

Maksadını aşan sözler mi dersiniz, hedefini şaşıran cümleler mi?

Söylemler içerik bakımından oldukça yavanlaştı.

***

Meydanlardaki son polemik “Bozkurt” üzerine idi…

Bozkurt’un bir totem olmadığını, tabu şeklinde görülmediğini, sadece sembol olarak ezeli tarihten beri Türklüğün timsali kabul edildiğini sanırım anlatmaya gerek yok.

Çünkü ehil kalemlerce bu konu yıllarca anlatıldı, detaylıca açıklandı.

Sonuç; anlayan anladı, anlamayan anlamadı.

Elbette kimseye bir sözümüz yok!..

Nihayetinde mevzu, bilgi ve birikim, akıl ve izan ile ilgilidir.

Keza; neye bakıldığından ziyade, neyin görüldüğü önemlidir.

Ama gördüğünü görmezden gelen veya inkâr edenleri usulen uyarmak insanlığın gereğidir.

Ellerindeki ithal renkli oyuncak hamurlardan hergün değişik suni yapılar inşa etmeye çalışan hainlerin sırtlarını sıvazlayan malum zihniyetler bilmelidirler ki; aslolan Aziz Türk Milletinin derin köklerini dinamitleyerek milli ve manevi değerlerini imha etmeye kalkışanları, zinhar tarih affetmeyecektir!..

Aslını unutmuş haramzadeler, geldikleri yeri, taşıdıkları kanı yok sayabilir. Ve çıkıp ortaya mertçe, “ben geçmişime sünger çektim, soyumu-sopumu, dilimi-tarihimi, örfümü-kültürümü tanımıyorum.” diyebilir.

Bu makbul bir itiraftır ve hakikate rücunun beyanıdır.

Buna kimsenin itirazı da olamaz, söz söylemeye hakkı da…

Lâkin Türk Dünyasınca benimsenmiş milli bir simgeyi, nevi şahsına münhasır içselleştirerek hayvan ayarınca görmek, bilgisizlik, talihsizlik ve en hafif ifadeyle seviyesizliktir.

Takiyye ile çıkılan zirvelere, emanet oturulan yüce mevkilere güvenilerek bir milletin asli unsurları alay konusu edilir ve çirkef ağızlarca sakız gibi çiğnenilirse, er yada geç o boğazlara çökecek vebalin salgılayacağı tükürükler içinde boğulup kalınacağı da hesap edilmelidir!..

Halkın teveccühüne mazhar alınmış oy çokluğu, hakaret hakkını doğurmaz…

Hesap günü geldiğinde, uçurumdan aşağı tepetaklak inerken tutunacak dal gibi görülen “Kutalmış” oğullar bile, zamane gafillerini düşmekten kurtaramayacaktır.

***

Evet, "Bozkurt" duruşlu ülkücü gençliğin geçmişte meşru müdafaa tarzlı eylemleri olmuştur. Ama hepsi, sözümona tahta tüfeklerle hilafet provaları yapan tatlı su mücahidi mübareklerin(!) camilerde huzurlu namaz kılabilmeleri, üniversitelerde rahat okuyabilmeleri, evlerinde ve işyerlerinde güvenli oturabilmeleri içindir.

Hülasa…

Ayyıldızlı bayrağımız, vatanımız içindir.

Dilimiz, dinimiz, tarihimiz içindir.

Bağımsızlık ve kurtuluş içindir.

Yeri gelmişken hatırlatmakta fayda var; uğruna savaşlar verilen “Kurtuluş” sözü de “Kurt” kelimesinden türemiş olup, ancak esarete boyun eğmeyen Bozkurt motifiyle “bağımsızlık” anlam kazanabilmiştir.

“Kocaman” yürekli sevdalı canlara selam olsun…

Duydum ki soysuzlar beni yerermiş

Yerseler de ben Ülkücü Bozkurt’um

Tarih boyu it korktuğuna ürermiş

Ürseler de ben Ülkücü Bozkurt’um...

Bende vatan millet aşkı ziyade

Duyan duymayana etsin ifade

Aklını yitiren bir haramzade

Sorsalar da ben Ülkücü Bozkurt’um...

Altaylardan geldim, Oğuzlardanım

De ki Alparslan’ım, de Cengizhan’ım

Her nereye gitsem Türk’tür ünvanım

Sürseler de ben Ülkücü Bozkurt’um...

Yurdum Türk vatanı, ben vatandaşım

Düşmanıma karşı eğilmez başım

Paramparça edip, yerlere naaşım

Serseler de ben Ülkücü Bozkurt’um...

Ben Ülkümden dönmem, yıkılsa cihan

Bunu emrediyor damarımda kan

Darağacı dikilse katlime ferman

Verseler de ben Ülkücü Bozkurt’um...

Beni benden iyi bilemez dahi

Yalan isem Allah şahit, kul şahit

Kalırsam gaziyim, ölürsem şehit

Vursalar da ben Ülkücü Bozkurt’um...

Kocaman’ım sığınmışım Allah’a

Yönümü dönderdim ulu dergâha

İsa gibi kollarımdan çarmıha

Gerseler de ben Ülkücü Bozkurt’um...

***

Ali YAŞAR

www.aliyasar.com