Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Adıyaman Şube Başkanı Prof. Dr. Kenan Özcan, Kurtuluş Savaşı kavramının Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecindeki tarihsel ve siyasal yerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Cumhuriyet'in emperyalist işgale, manda ve himaye anlayışına karşı yürütülen bağımsızlık mücadelesinin ardından kurulduğunu belirten Özcan, Kurtuluş Savaşı ifadesinin milletin bağımsızlık iradesini, ulusal egemenlik bilincini ve ortak tarihsel hafızasını taşıdığını söyledi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün de bu süreci Kurtuluş Savaşı olarak adlandırdığını ifade eden Özcan, Cumhuriyet'in kuruluş koşullarının bilimsel ve belgesel temelde gelecek nesillere aktarılması gerektiğini kaydetti.
Özcan, Kurtuluş Savaşı'nın Türk milletinin esarete ve işgale karşı verdiği varoluş mücadelesi olduğunu belirterek, “Türkiye Cumhuriyeti, Kurtuluş Savaşı ile kurulmuştur. Cumhuriyet, o savaşın en büyük eseridir” dedi.
Cumhuriyet'in kuruluş sürecini anlatan kavramların sıradan tarih terimleri olmadığını dile getiren Özcan, bu kavramların milletin bağımsızlık iradesini, ulusal egemenlik bilincini ve ortak tarihsel hafızasını taşıdığını ifade etti.
“Kurtuluş Savaşı” kavramının yerine farklı ifadelerin geçirilmesinin veya bu adın geri plana itilmesinin tarihsel açıdan doğru olmadığını savunan Özcan, “Millî Mücadele” kavramının tarih yazımında yerleşik ve değerli olduğunu ancak Kurtuluş Savaşı ifadesinin emperyalist işgale karşı verilen bağımsızlık savaşını açık biçimde ortaya koyduğunu söyledi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin masa başında kurulmuş bir devlet olmadığını ifade eden Özcan, Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı sonrasında ağır yenilgi koşullarıyla karşı karşıya kaldığını, Mondros Mütarekesi'nin ardından ülkenin işgal edildiğini ve İstanbul Hükümeti'nin teslimiyetçi bir çizgi izlediğini belirtti.
Cumhuriyet'in Mondros Mütarekesi sonrasında başlayan işgallere, Sevr dayatmasına, manda ve himaye anlayışına karşı verilen savaşın sonunda kurulduğunu kaydeden Özcan, bu mücadelenin örgütleyici ruhunun Kuvâ-yı Milliye, siyasal merkezinin Türkiye Büyük Millet Meclisi, kurucu önderinin ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk olduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Kenan Özcan, Atatürk'ün Onuncu Yıl Nutku'nda yer alan “Kurtuluş Savaşı'na başladığımızın on beşinci yılındayız” sözlerini hatırlatarak, “Bu ifade, Kurtuluş Savaşı kavramının rastgele değil, bilinçli ve kurucu bir tercih olduğunu göstermektedir” değerlendirmesinde bulundu.
Kurtuluş Savaşı'nın yalnızca cephelerde kazanılan askeri bir zafer olmadığını belirten Özcan, mücadelenin Anadolu halkının kadınlı erkekli topyekûn direnişi olduğunu söyledi.
Şerife Bacı, Kara Fatma, Nezahat Onbaşı ve Halime Çavuş gibi kahraman kadınların Cumhuriyet'in kuruluşundaki halk emeği ve fedakârlığının simgeleri olduğunu ifade eden Özcan, “Şerife Bacı'nın kağnısında taşıdığı cephane, Kara Fatma'nın cephedeki cesareti, Nezahat Onbaşı'nın çocuk yaşta gösterdiği kahramanlık ve Halime Çavuş'un vatan savunması uğruna üstlendiği görevler, Kurtuluş Savaşı'nın halkçı ve ulusal karakterini ortaya koymaktadır” dedi.
Özcan, Nazım Hikmet'in Kuvâyi Milliye Destanı'nda “bizim kadınlarımız” diyerek anlattığı Anadolu kadınlarının savaşın asli özneleri arasında yer aldığını kaydetti.
Kurtuluş Savaşı kavramının silikleştirilmesinin yalnızca kelime tercihi olarak değerlendirilemeyeceğini savunan Özcan, bunun işgal gerçeğini, anti-emperyalist direnişi, Atatürk'ün kurucu önderliğini, kadınların ve halkın tarihsel emeğini gölgeleyen bir tarih okumasına dönüşebileceğini söyledi.
Özcan, “Tarihsel gerçekler kavram oyunlarıyla değiştirilemez. Hiç kimse Türk milletine Amasya Tamimi'ni, Erzurum ve Sivas Kongrelerini, Sakarya Meydan Muharebesi'ni, Büyük Taarruz'u ve bağımsızlık uğruna verilen büyük savaşı unutturamaz” ifadelerini kullandı.
Eğitim sisteminin tarihsel gerçekleri eksilten değil, bilimsel ve belgesel temelde öğreten bir yapıya sahip olması gerektiğini belirten Özcan, çocuklara Cumhuriyet'in hangi koşullarda, hangi bedellerle ve hangi tarihsel iradeyle kurulduğunun doğru biçimde anlatılması gerektiğini ifade etti.
Atatürk'ü, Kurtuluş Savaşı'nı ve Cumhuriyet'in kurucu değerlerini tarihsel hafızadan silikleştirmeye yönelik yaklaşımlar karşısında bilimsel tarih anlayışını, laik Cumhuriyet'i ve ulusal egemenlik ilkesini savunmanın tarihsel sorumluluk olduğunu kaydeden Özcan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bu ülkenin kurucu mücadelesinin adı bellidir: Kuvâ-yı Milliye ruhuyla başlayan, Anadolu halkının kadınlı erkekli fedakârlığıyla büyüyen, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde zaferle sonuçlanan Kurtuluş Savaşı. Türkiye Cumhuriyeti, Kurtuluş Savaşı ile kurulmuştur. Cumhuriyet, o savaşın en büyük eseridir.”