-Kenan Evren 1982 yılında yaptırdığı referandum ile cumhurbaşkanlığı seçimini yüzde 92.7 ile alarak, benzeri az bulunur bir başarı sağladı.

-Mısır devlet başkanı Hüsnü Mübarek, 2005’te yapılan seçimlerde yüzde 88.6, başkanlığını onaylattığı referandumda ise yüzde 79.2 oranında oy aldı.

-Almanya’da Adolf Hitler 1933 yılında yapılan seçimlerde yüzde 44 oy alarak tüm yetkileri ele geçirdi.

-Irak’ta Saddam Hüseyin 1995 yılında yapılan seçimlerinde yüzde 99 bir sonuçla mutlak zaferini cümle-aleme duyurdu.

-Yemen de Ali Abdullah Salih, 2007’de aldığı yüzde 77 oy oranıyla yapılan seçimlerdeki başarısını herkese ilan etti.

-İran’da Mahmut Ahmedinejad, 2009 tarihinde yüzde 62,6 oranında bir destek ile halkın büyük tezahüratları arasında Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturarak galibiyetini kutladı.

-Azerbaycan’da Heyder Eliyev, 2009 tarihinde koltuğunda “ömür boyu” kalacak düzenlemeyi referandumla halka oylattı ve bu oylamada yüzde 88 oranında oy alarak halkını selamladı.

Bu ve bunlara benzer daha onlarca devletin ve bunların liderlerinden yüzlerce seçim sonuçları var.

Şimdi!..

Sadece seçimler ve referandumlara ilişkin sandık sonuçları, yüzde oranları, halkın tercihleri ve “her derde derman” yüzde 47 esas alınacaksa, yukarıda sıralı ülkeleri ve bunların hangi liderini “ileri demokrasi(!)”ye örnek göstereceğiz. 

Yüzde 47’yi diyorum!.. Hangisiyle ölçüp, hangisiyle kıyaslayacağız?

Eeee!.. n’olacak şimdi?

Yok Yok! Türkiye’ye gel, Türkiye’yi ve bu halkı konuşalım diyorsanız eğer;

İşte TÜİK verileri… Bu ülkede;

Yetişkin 4 milyon 640 bin insanın hiç okuryazarlığı yok.

13 milyon 491 bin kişi herhangi bir okul mezunu değil. Sadece okuryazar…

18 milyon 204 kişi sadece İlkokul mezunu.

Ortalama tahsil durumu İlköğretim 3.sınıf düzeyinde.

İşte Toplum profili:

Çocukları ve gazete tirajlarını çıkart, 52 milyon 340 bin kişi hiç gazete okumuyor,

Türkiye basılan kitap sayısıyla dünya 86.sı, basılan kitaplarda ise 12 bin 89 kişiye bir kitap düşüyor.

Eğitim ve kültür harcamalarının hane halkı harcama payında oranı sadece yüzde 0,7

Bu da devletin resmi rakamları:

Ülkede 339 bin kişi bizzat aç. 623 bin kişi açlık sınırında.

Nüfusun yüzde 18.8’i, yani 12 milyon 751 bin kişi yoksulluk sınırında yaşamla boğuşuyor.

SYDV raporlarına göre milyonlarca insan vakıfların ayni ve nakdi yardımları ile ayakta kalmaya çalışıyor.

Bunlar yetmiyormuş gibi, kitlesel tabana sahip devasa cemaatler, onlarca tarikatlar, binlerce dergahlar… Buralara bağlı itaat ve sadakatte milim sapmayan milyonlarca müritler… 

Ağalar ve marabalarını, aşiretler ve mensuplarını, baronlar ve adamlarını saymıyorum bile…

Sormayan, sorgulamayan, özeleştiriden uzak, vicdan ve mantık muhasebesi yapmayan “uydum imama” diye yaşayan milyonlar…

Yani “milli irade”yi kimler belirliyor bilelim diyorum. Bilelim de öyle üfürüp, savurup, hatta sallayıp durmayalım. Demagoji yapıp, dezenformasyona sapmayalım.

 Alınan yüzde 47 gibi yüzdelik oranlarını muhaliflerin gözüne-gözüne sokmaya çalışmayalım.

Yani ortada tam da “körler sağırlar, birbirini ağırlar” ve “Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş” tadında bir ritüel yaşandığını anlayalım.

Seçim sonuçları, yüzde oranları, halkın tercihleri; halkın nitelikleri ve genel seviyesiyle birlikte değerlendirildiğinde pek de sürpriz olmadığını algılayalım.

Ben anlamam arkadaş, demokrasilerde çoğunluk esastır, illa “dediğim dedik” diyorsanız eğer;

Yüzde 53’ün, yüzde 47’den fazla olduğunu öğrenelim.