Ekonomik ahlakı bozan en önemli konu; emeğin karşılığının ödenmemesi, akıtılan terin boşa gitmesidir!
İşveren işçiye iş vermenin, aş bulmanın yüce bir değer olduğunu bilmeli, lakin bunu işçinin başına kakmamalı, bir tür lütufmuş gibi sunmamalı, işçinin hakkını zamanında ve bihakkın vermeli.
Bir insana evine getirecek ekmek bulma kapısını açmak yüce bir davranış, takdire şayan bir centilmenliktir.
Şunu çok iyi bilmeliyiz ki dünyamız, ekmek kapısı üretenler ile ter akıtanların omuzlarında yücelerek şenlenecektir.
O bakımdan ekonomik ahlakın üzerinde oturduğu temel direklerden biri ve olmazsa olmazı emektir.
Bu emek kas emeği olacağı gibi, beyin emeği de olabilir. Kimi bedensel emeği ile kimi de beyin emeği ile iş görür, hayatını idame eder. Hâsılı ikisi arasında bir fark gözetmemek gerekir.
Emek görmezlikten gelinemez, emeğin hakkı teşekkürle ödenemez. Emeğin karşılığı mutlaka ödenmeli, eksiksiz verilmeli…
Şu bir gerçek ki; ekonomik ahlakı bozan en önemli konu; emeğin karşılığının ödenmemesi, akıtılan terin boşa akıtılmasıdır.
Akıtılan terin, sarf edilen emeğin görülmemesi ve karşılığının ödenmemesi toplumları ekonomik ahlaksızlığa ve zulmün karanlığına götüreceğinden, çürüme ve helake doğru gidişin başlangıcı olacaktır.
Sarf edilen emeğin, akıtılan terin görülüp karşılığının ödenmemesi, kul hakkı yemenin en kötüsü olmaktadır.
Sarf edilen emek, akıtılan ter “hak” denen olguyu gündeme getirir. Onun için, “hak” çiğnenemez, görmezlikten gelinemez, karşılıksız bırakılamaz.
Oysa günümüzde, sarf edilen emeğin, akıtılan terin görmezlikten gelindiğine, karşılığının ödenmediğine şahit oluyoruz.
İhmal edilen emek ve ter, toplumun veya toplumların ahlak ve erdemlerinin dibine zehir olarak dönmektedir.
Çalışanların devre dışı bırakılmasını hem bazı kamu kurumların alt işveren kuruluşlarında, hem de özel kuruluşlarda bariz bir şekilde görülmektedir.
Emeğin ve terin önü nasıl kesildiğine, hakların nasıl gasp edildiğine, emekçilerin nasıl köleleştirildiğine üzülerek şahit oluyoruz.
Yüce Allah, emek sarf edenin, ter akıtanın hakkını veren toplumlara öncelik vermekte ve onları dünyanın lideri haline getirmektedir.
Cenab-ı Allah’ın bu yaklaşımı ortadayken emeği karşılıksız bırakan, emekçiyi sömürerek çağdaş köle durumuna düşüren toplumların sonu ne olur… Bunu düşünmek bile istemiyorum!
Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…
Bilal KARADAĞ