Resmi kaynaklar, Suriye'deki son gelişmeler doğrultusunda Türkiye'nin izlediği stratejiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kaynaklar, Şam yönetiminin kamu düzenini ve güvenliği ülke genelinde tesis etmesi hâlinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Suriye'deki mevcudiyetinin gündemden çıkabileceğini ifade etti.
Sahadan elde edilen bilgilere göre, Arap aşiretlerden SDG'ye katılan unsurların yapıdan ayrıldığı, bölgede fiilî güç olarak yalnızca YPG'nin kaldığı belirtildi. Resmî kaynaklar, SDG'nin varlığını sürdürmesinin sürdürülebilir olmadığını ve yapının kendisini feshetmesi gerektiğini dile getirdi. ABD'nin de bu yapıya yönelik tutumunda değişikliğe gittiği, geçmişte DEAŞ'la mücadele kapsamında verilen desteğin sona erdiği aktarıldı. Türkiye'nin uzun süredir dile getirdiği, 'Bir terör örgütü başka bir terör örgütüyle mücadele aracı olarak kullanılamaz' görüşünün bugün sahada karşılık bulduğu kaydedildi. YPG'nin izlediği politikanın, ABD açısından da rahatsızlık yarattığı ifade edildi.
Askerî Baskı Sonrası Yeni Denge
10 Mart'ta imzalanan mutabakatla entegrasyon hedefi ortaya konulmasına rağmen SDG'nin bu süreçte yükümlülüklerini yerine getirmediği belirtildi. Sürenin dolmasının ardından Suriye yönetiminin, sivillerin güvenliğini sağlamak ve kamu düzenini yeniden tesis etmek amacıyla askerî adımlar attığı bildirildi. 18 Ocak'ta imzalanan yeni anlaşmanın ise SDG açısından önceki metne kıyasla daha bağlayıcı hükümler içerdiği ifade edildi. Yürütülen operasyonlar sonucunda Suriye hükûmetinin sahadaki etkinliğini artırdığı, SDG'nin Haseke ve Ayn el-Arab çevresinde dar bir alana çekilmek zorunda kaldığı aktarıldı.
Entegrasyon Bireysel Esaslarla Yürütülecek
Resmî kaynaklar, entegrasyon sürecinin örgütsel değil, bireysel temelde ele alınacağını bildirdi. Terör eylemlerine karışmamış kişilerin bu kapsamda değerlendirileceği, sürecin 'tek devlet, tek ordu' ilkesi çerçevesinde ilerleyeceği vurgulandı. YPG mensuplarının petrol gelirleri ve sınır geçişlerinden elde ettikleri ekonomik imkânları kaybetme endişesinin, örgütün daha sert bir tutum sergilemesine yol açtığı belirtilirken, askerî açıdan sahada hareket alanının büyük ölçüde kalmadığı kaydedildi.
TSK'nin Varlığı için Üç Kriter
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Suriye'deki varlığına ilişkin çerçevenin net olduğu belirtildi. Buna göre, Suriye'de merkezi otoritenin tam olarak sağlanması, Türkiye sınırlarının güvenliğinin garanti altına alınması ve terör tehdidinin tamamen ortadan kaldırılması durumunda Türk askerinin bölgede kalmasına gerek kalmayacağı ifade edildi. Resmî kaynaklar, Suriye hükûmetinin talep etmesi hâlinde Türkiye'nin destek vermeyi sürdüreceğini bildirdi.
Harekât bölgelerinde idari sorumlulukların aşamalı olarak Suriye yönetimine devredildiği aktarıldı. Otoritenin güçlenmesiyle birlikte destek amacıyla görev yapan Türk personelin kademeli şekilde Türkiye'ye döneceği ifade edildi. Afrin örneğini paylaşan kaynaklar, bölgede görev yapan Türk polis ve jandarmasının görev süresini tamamladığını, yerel güvenliğin Suriye makamlarınca üstlenildiğini, Türk askerinin ise üs bölgelerindeki faaliyetlerini sürdürdüğünü belirtti
Kaynak : PERRE