Atatürkçü Düşünce Derneği Adıyaman Şube Başkanı Prof. Dr. Kenan Özcan, 21 Ekim 1999'da uğradığı bombalı saldırıda hayatını kaybeden bilim insanı, gazeteci, yazar ve eski Kültür Bakanı Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı'yı saygı, özlem ve minnetle andıklarını bildirdi.

Kışlalı'nın bilimsel çalışmaları, yazıları ve siyasi yaşamıyla Cumhuriyet'in aydınlanma mücadelesinde önemli bir yer edindiğini vurgulayan Özcan, laiklik, demokrasi ve ulusal bağımsızlık konusundaki düşüncelerinin bugün de yol gösterici olduğunu ifade etti.

BİLİM, GAZETECİLİK VE SİYASETLE GEÇEN BİR YAŞAM

Özcan, Kışlalı'nın yaşamı boyunca Mustafa Kemal Atatürk'ün düşünce sisteminin bilimsel temelleri üzerinde çalıştığını, Cumhuriyet devrimlerini kararlılıkla savunduğunu belirtti. Akademisyen kimliğiyle kuşaklar yetiştiren Kışlalı'nın, gazeteci ve yazar olarak da toplumun aydınlanmasına katkıda bulunduğunu kaydetti.

Kışlalı'nın kamusal sorumluluğunu farklı alanlarda sürdürdüğüne işaret eden Özcan, Kültür Bakanlığı döneminde Cumhuriyet'in kültürel değerlerine hizmet ettiğini ifade etti.

Fatih Erbakan: 'Gardaşlık hukukunu sizden öğrenmedik'
Fatih Erbakan: 'Gardaşlık hukukunu sizden öğrenmedik'
İçeriği Görüntüle

ATATÜRKÇÜLÜK VE TOPLUMSAL AYDINLANMA VURGUSU

Kışlalı'nın düşünsel mirasını değerlendiren Özcan, onun Atatürkçülüğü durağan bir ideoloji olarak değil, aklın, bilimin ve çağdaşlaşmanın rehberliğinde sürekli gelişmeyi esas alan bir düşünce sistemi olarak ele aldığını belirtti.

Özcan, Kışlalı'nın bilimsel çalışmaları ve yazılarında Cumhuriyet'i yalnızca bir yönetim biçimi olarak görmediğini, aynı zamanda toplumsal dönüşüm ve aydınlanma projesi olarak değerlendirdiğini vurguladı.

'ÖZGÜR DÜŞÜNCEYİ VE AYDINLANMA İRADESİNİ HEDEF ALDI'

Kışlalı'ya yönelik suikastın bir bilim insanının yaşamına son vermenin ötesinde anlam taşıdığını ifade eden Özcan, saldırının özgür düşünceyi, laik Cumhuriyet'i ve toplumun aydınlanma iradesini hedef aldığını belirtti.

Özcan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

'Ancak tarih göstermiştir ki düşünceler, onları savunan insanların ortadan kaldırılmasıyla yok edilemez. Kışlalı'nın savunduğu değerler, bugün de Cumhuriyet'e ve demokrasiye inanan kuşakların mücadelesinde yaşamaya devam etmektedir.'

'ANMAK, GELECEK KUŞAKLARA AKTARMA SORUMLULUĞUDUR'

Laiklik ilkesinin, bilimsel eğitimin, ifade özgürlüğünün ve demokratik hukuk devletinin öneminin her geçen gün daha güçlü biçimde hissedildiğini belirten Özcan, anma mesajında bu değerlerin korunması gerektiğini vurguladı.

Kışlalı'nın anısını yaşatmanın geçmişte yaşanan acıyı hatırlamakla sınırlı olmadığını ifade eden Özcan, 'Bu nedenle Kışlalı'yı anmak, yalnızca geçmişte yaşanan bir acıyı hatırlamak değil; onun uğruna mücadele ettiği Cumhuriyet değerlerini koruma ve gelecek kuşaklara aktarma sorumluluğunu yeniden üstlenmektir' dedi.

ADD'DEN DÜŞÜNSEL MİRASA SAHİP ÇIKMA MESAJI

Özcan, ADD olarak başta Kışlalı olmak üzere Cumhuriyet'in aydınlanma mücadelesinde yaşamını yitiren aydınların düşünsel mirasına sahip çıkmaya devam edeceklerini bildirdi. Laik, demokratik, bağımsız ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'ni savunma kararlılıklarını yineleyen Özcan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

'Karanlığın karşısında bilimi, dogmanın karşısında aklı, baskının karşısında özgürlüğü ve bağımlılığın karşısında tam bağımsızlığı savunmak, Kışlalı'nın anısına duyduğumuz saygının en anlamlı ifadesidir. Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı'yı katledilişinin 27. yılında saygı ve minnetle anıyor, aziz anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.'

NE OLMUŞTU?

Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, 21 Ekim 1999'da Ankara'nın Çayyolu semtindeki evinin önünde otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu yaşamını yitirdi. Otomobilinin ön camına bırakılan, gazete kağıdına sarılı paketi kaldırmaya çalıştığı sırada meydana gelen patlamada ağır yaralanan Kışlalı, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmiş olarak kayıtlara geçti. Kışlalı, öldürüldüğünde 60 yaşındaydı.

Saldırı, bilim, siyaset ve basın dünyasında büyük üzüntüye neden oldu. Ankara'da düzenlenen cenaze törenine katılan binlerce kişi Kışlalı'yı son yolculuğuna uğurladı.

Kışlalı cinayeti, daha sonra Uğur Mumcu, Muammer Aksoy ve Bahriye Üçok'un öldürülmesinin de aralarında bulunduğu çok sayıda saldırının ele alındığı Umut Davası kapsamında yargılamaya konu oldu. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, 28 Temmuz 2005'te sanıklardan Ferhan Özmen'i ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Özmen hakkında verilen hüküm, Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından onandı.

Davanın 2005'teki karar duruşmasında müdahil avukatları, cinayetleri organize eden güçler ortaya çıkarılıp yargılanmadığı sürece dosyanın müvekkilleri açısından kapanmayacağını belirterek saldırıların bütün yönleriyle aydınlatılması talebini dile getirdi.

AKADEMİDEN KÜLTÜR BAKANLIĞINA

10 Temmuz 1939'da Tokat'ın Zile ilçesinde doğan Kışlalı, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde öğrenim gördü. Üniversite yıllarında Yeni Gün gazetesinde gazeteciliğe başladı. Paris'te doktora eğitimini tamamladıktan sonra akademik çalışmalarını Türkiye'de sürdürdü.

1977'de CHP'den İzmir milletvekili seçilen Kışlalı, 1978-1979 yıllarında Bülent Ecevit'in kurduğu hükümette Kültür Bakanlığı yaptı. Daha sonra üniversiteye dönerek siyaset bilimi alanında dersler verdi. 1988'de profesör olan Kışlalı, 1991'de Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarlığına başladı.

Yaşamının son dönemine kadar akademik çalışmalarını ve gazete yazılarını sürdüren Kışlalı'nın eserleri arasında 'Siyaset Bilimi', 'Siyasal Sistemler', 'Siyasal Çatışma ve Uzlaşma', 'Kemalizm, Laiklik ve Demokrasi' ile 'Atatürk'e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği' bulunuyor.

Kaynak : PERRE

Kaynak: Perre Haber Ajansı