Yaşanan acıların coğrafyası olmadığını ifade eden Aydın, 'Bir çocuğun susuşu, bir annenin feryadı, yıkılmış şehirlerin sessizliği aynı gerçeğin farklı yüzleridir' dedi. Gazze, İran ve Lübnan'da yaşananların açık bir vicdan imtihanı olduğunu dile getiren Aydın, sivillerin hedef alındığı saldırıların insanlığın ortak değerlerine zarar verdiğini söyledi.
İsrail'in saldırılarına da değinen Aydın, bu sürecin yalnızca bölgesel değil, insani bir mesele olduğunu ifade ederek, zulme karşı duruşun kimliklere göre değil vicdana göre belirlenmesi gerektiğini kaydetti.
Aydın sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi;
'İnsan, acının coğrafyasının olmadığını en çok böyle zamanlarda idrak ediyor.Bir çocuğun susuşu, bir annenin feryadı, yerle bir edilmiş bir şehrin sessizliği...Hepsi aynı hakikatin farklı yüzleri!Bugün Gazze'de, İran'da, Lübnan'da, bölgemizin kadim şehirlerinde yaşananlar; açık bir vicdan imtihanıdır.Sivillerin hedef alındığı, şehirlerin yaşanmaz hale getirildiği, hayatın sistematik biçimde yok edildiği karanlık bir zihniyetle karşı karşıyayız.Terör Devleti İsrail'in, ABD ile birlikte yürüttüğü sınır tanımayan saldırılar, insanlığın ortak değerlerini hedef almaktadır.
Biz biliyoruz ki; zulüm, kimliğe bakmaz.Ne mezhep sorar, ne etnik köken, ne de aidiyet...Öyleyse ona karşı duruş da kimliklere göre değil, vicdana göre şekillenmelidir.Bu süreçte Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın sergilediği ilkesel ve kararlı duruş, zulme karşı tereddütsüz tavrıyla birlikte evrensel bir vicdan çağrısına dönüşmektedir.
Güçten değil haktan yana saf tutan bu yaklaşım, bölge halkları için umut verici bir istikameti de işaret etmektedir.
Şii'siyle Sünni'siyle,Türk, Kürt,Arap,Fars...Bu coğrafyanın insanları asırlardır aynı kaderin içinden geçmiştir.Acılarımız da ortaktır, umutlarımız da.
Kur'an-ı Kerim'in açık hükmüyle:'Müminler ancak kardeştir.'Bu hakikat, bir sorumluluk çağrısıdır.
Mevlânâ Celleddîn-i Rûmî'nin dediği gibi:'Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşır.'
Bugün bizi bir arada tutacak olan da tam olarak budur:Aynı acıyı hisseden, aynı vicdanda buluşan insanların ortak sesi.
Mesele sadece Müslümanların meselesi de değildir.Bu, insan kalabilen herkesin meselesidir.
Tolstoy'un ifadesi ile;Acı duyabiliyorsan, canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan, insansın...
Mazlumun adı, dili, mezhebi sorulmadan; haksızlığın karşısında birlikte durabilmek... İşte asıl ahlaki eşik buradadır.Bu noktada İspanya'nın sergilediği tutum, vicdani bir duruşun hâlâ mümkün olduğunu göstermesi bakımından oldukça kıymetlidir.Sessizliğin bir salgın gibi yayıldığı bu çağda hakikati haykırmak, soylu bir ahlaki cesarettir.Eğer acıya karşı ortak bir dil kuramazsak,yarın hiçbirimiz kendi acımızı anlatacak bir muhatap bulamayabiliriz.Ve unutulmamalıdır ki;vicdan sustuğunda, kaybeden insanlığın bizatihi kendisi olacaktır.'
Kaynak : PERRE
HABER: ANKARA (PERRE) - Sibel TURAN