Adıyaman'da 'Dünya Kudüs Günü' kapsamında kent meydanında basın açıklaması yapıldı. Adıyaman Hisni Mansur Eğitim Kültür ve Yardım Derneği (MANSUR-DER) tarafından düzenlenen programa çok sayıda vatandaş ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Kent Meydanı'nda gerçekleştirilen program, tekbir ve tevhid sloganlarıyla başladı. Katılımcılar, Kudüs ve Mescid-i Aksa'ya destek mesajları verirken Filistin'de yaşanan gelişmelere dikkat çekildi.
Program kapsamında Adıyaman İl Vaizi Ömer Çataldaş tarafından dua okundu. Etkinliğe Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) ve Filistin Dayanışma Platformu Dönem Başkanı Abdulkadir Kurt da katılım sağladı.
Programda dernek adına basın açıklamasını Adıyaman Hisni Mansur Eğitim Kültür ve Yardım Derneği (MANSUR-DER) Yönetim Kurulu Başkanı Hicri Tatar yaptı. Tatar, Kudüs'ün yalnızca Filistin halkı için değil, tüm Müslümanlar ve insanlık için büyük bir anlam taşıdığını ifade ederek, 'Mescid-i Aksa ise Müslümanların ilk kıblesi ve mukaddes mabedidir. Ancak bugün Kudüs, Mescid-i Aksa ve Gazze; Siyonist işgal rejiminin sistematik saldırıları ve yayılmacı politikaları altında ağır bir kuşatma yaşamaktadır' dedi.
Tatar açıklamasında, Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın İslam dünyası için kutsal bir değer olduğunu vurgulayarak, bugün burada Kudüs, Mescid-i Aksa ve Gazze'de yaşanan gelişmelere dikkat çekmek, bölgedeki çatışmaların küresel barış üzerindeki etkilerine işaret etmek ve İslam coğrafyasının birlik içerisinde hareket etmesi gerektiğini vurgulamak amacıyla toplandıklarını vurgulayarak, 'Bugün Ortadoğu, modern dünyanın gözleri önünde sistematik bir yok etme operasyonuna sahne olmaktadır. Sadece sınırların değil, vicdanların da tarumar edildiği bu süreçte; Gazze ve Kudüs'e sahip olma adına Lübnan, Suriye, Yemen ve İran, küresel şer odaklarının hedef tahtasına oturtulmuştur' ifadelerini kullandı.
Tatar, açıklamasının tamamında şu ifadelere yer verdi:
'Bugün burada, sadece bir bölgenin değil, tüm insanlığın vicdan durağı olan Kudüs, Mescid-i Aksa ve Gazze'de yaşanan soykırıma dur demek; Bu beldeleri elde etme adına, Siyonist yayılmacılığın küresel barışı nasıl bir uçuruma sürüklediğine dikkat çekmek ve İslam coğrafyasının dört bir yanında yakılan fitne ateşine karşı vahdeti haykırmak için toplanmış bulunmaktayız.
Kudüs, yalnızca Filistin halkının değil, bütün Müslümanların ve bütün insanlığın ortak mirasıdır. Mescid-i Aksa ise Müslümanların ilk kıblesi ve mukaddes mabedidir. Ancak bugün Kudüs, Mescid-i Aksa ve Gazze; Siyonist işgal rejiminin sistematik saldırıları ve yayılmacı politikaları altında ağır bir kuşatma yaşamaktadır.
İsrail'in Gazze'de başlattığı ve bugün Lübnan'a, Suriye'ye, Yemen'e ve İran'a yaydığı çatışma süreci, asla bir 'güvenlik' meselesi değildir. Bu, 'Arz-ı Mev'ud' hezeyanıyla bölge ülkelerini zayıflatma, parçalama ve köleleştirme operasyonudur. Siyonist akıl, kendi güvenliğini komşu ülkelerin yıkımında aramakta, attığı her adımda dünya barışının altına dinamit döşemektedir. Bu saldırganlık, 'İsrail'in güvenliği' bahanesi altında bütün bölgeyi dizayn etmeyi hedefleyen emperyal bir projeye dönüşmüş ve dünya barışını doğrudan tehdit eden bir boyuta ulaşmıştır.
Bugün Ortadoğu, modern dünyanın gözleri önünde sistematik bir yok etme operasyonuna sahne olmaktadır. Sadece sınırların değil, vicdanların da tarumar edildiği bu süreçte; Gazze ve Kudüs'e sahip olma adına Lübnan, Suriye, Yemen ve İran, küresel şer odaklarının hedef tahtasına oturtulmuştur.
Müslümanların ilk kıblesi Kudüs, Siyonist işgalin pençesinde yok edilmeye çalışılırken; İsrail'in başlattığı saldırılarla Gazze, tarihin en büyük toplu mezarlığına dönüştürülmüştür. Bu, sadece bir toprak kavgası değil, bir inancın ve halkın kökünü kazıma girişimidir.
Gazze'de taş üstünde taş bırakmayan, Kudüs'ün mahremiyetini çiğneyen bu terör mekanizmasının lokomotifi lanetli Amerika ve barbar İsrail ikilisinin bölgedeki yayılmacı emelleri, bölgedeki kaosun ana kaynağı ve emperyalizm ile Siyonizm kardeşliğinin en belirgin nişanesidir.
Suriye'de yıllardır süren ve milyonlarca insanı yerinden eden savaş, emperyalist güçlerin bölgeyi parçalama planlarının bir parçasıdır.
Lübnan ise, İsrail'in pervasız hava saldırıları ve ekonomik ambargolarla dize getirilmeye çalışılmakta, bir halkın geleceği sistematik olarak çalınmaktadır.
Yemen, Amerika destekli operasyonlar ve bitmek bilmeyen ambargolar nedeniyle yüzyılın en büyük insani dramını yaşamaktadır. Çocukların açlıktan öldüğü, salgın hastalıkların pençesinde kıvranan bir halk, küresel güçlerin bölgedeki hakimiyet savaşlarına kurban edilmektedir.
Emperyalist güçler ve onların bölgedeki karakolu olan Siyonist İsrail, bugün İran'ı doğrudan hedef alarak bölgesel bir savaşı tetiklemekten, bölgeyi topyekûn bir yangın yerine çevirmekten çekinmemektedir.
Dünya da şunu çok iyi bilmelidir ki, bu yangın bölgeyle sınırlı kalmayacak kendilerine de sıçrayacaktır. Amerika ve İsrail ikilisi, uluslararası hukuku ayaklar altına alarak dünyayı bir 'orman kanunu' düzenine sürüklemektedir. Uluslararası hukuku hiçe sayan, okulları, hastaneleri ve mülteci kamplarını vuran bu saldırganlık; küresel enerji hatlarını tehdit etmekte, dünya ekonomisini telafisi güç krizlere sürüklemekte, Üçüncü Dünya Savaşı riskini her geçen gün daha gerçekçi bir tehdit haline getirmektedir.
Ancak bu saldırganlığın arkasında yalnızca İsrail ve Amerika yoktur, İngiltere de vardır. Özellikle Amerika ve İngiltere'nin siyasi, diplomatik, lojistik ve askeri desteğiyle yürütülen bu süreç, Filistin'deki zulmün sürmesine zemin hazırlamaktadır.
Tarih bize bir kez daha göstermiştir ki; 'Küfür tek millettir.' Bu şer ittifakının içinde Amerika ön plana çıksa da İsrail'in arkasındaki en büyük destekçilerden biri de tarih sahnesindeki 'fitneci' rolünü yeniden üstlenmiş olan İngiltere'dir. Sömürgeci geçmişiyle meşhur olan İngiltere, bugün maskesini tamamen düşürmüştür.
Zulüm karşısında sessiz kalmak, zalimin safında yer almaktır. Tüm bu saldırılar göstermektedir ki; zulmün rengi, dili veya sınırı yoktur. Batılı güçler ve Siyonist akıl, İslam coğrafyasını zayıflatmak için tek bir vücut gibi hareket etmektedir.
Bu ahlaksız çete EPSTEİN gibi bir kumpasın namlusunu bugün birbirlerine çevirerek tüm ahlaksızları sınır tanımaz bir şekilde siyonizme hizmetkar etmiştir.
Emperyalist güçler kendi aralarındaki ihtilafları bir kenara bırakıp İslam coğrafyasına karşı birleşmişken, bugün Müslümanlara düşen kendi aralarındaki ihtilafları bir kenara bırakmaları, ümmet bilincini yeniden güçlendirmeleri, mazlumların yanında güçlü bir duruş sergilemeleri, VAHDET içinde hareket etmeleri ve bu küresel kuşatmaya karşı sarsılmaz bir kale inşa etmektir.
Gazze'de dökülen kan ile Yemen'de açlıktan can veren çocuğun feryadı birdir. Gazze'nin okullarında bombalanan çocuklarla Tahran'ın okullarında bombalanan kız çocukları birdir.
Dünya Kudüs Günü vesilesiyle buradan tüm İslam âlemine sesleniyoruz:
Zulme sessiz kalmayın. İşgale karşı sesinizi yükseltin. Mazlumların yanında durun.
Bunun için;
Vahdet Şarttır... Mezhebi ve siyasi ayrılıklar, Siyonist kurşunlardan daha yıkıcıdır. Tek yürek ve tek bilek olma vaktidir.
Siyonizme ve onun en destekçilerine ekonomik boykot uygulanmalıdır.
Şu bilinmelidir ki, Kudüs ve Aksa özgürleşmeden, ne bölgeye ne de dünyaya huzur gelmeyecektir.
Çünkü;
Mescid-i Aksa'nın özgür olmadığı, Filistin halkının kendi topraklarında özgürce yaşayamadığı, işgal ve zulmün devam ettiği bir dünyada, gerçek ve kalıcı bir barıştan söz etmek mümkün değildir.
Bizler inanıyoruz ki; Kudüs'te zülüm bittiğinde, Mescid-i Aksa özgürlüğüne kavuştuğunda, Filistin halkı kendi topraklarında özgürce yaşayabildiğinde; yalnızca Ortadoğu'da değil, dünya genelinde barışın önü açılacaktır.
Bu nedenle bugün Dünya Kudüs Günü vesilesiyle çağrımız şudur:
Kudüs özgür olmalıdır.
Mescid-i Aksa özgür olmalıdır.
Filistin özgür olmalıdır.
Çünkü biliyoruz ki; Küresel barışın anahtarı Kudüs ve Aksa'nın özgürlüğünden geçmektedir.
Kudüs sadece bir şehir değil, bir imandır; Mescid-i Aksa sadece bir cami değil, bir davadır. Siyonizm ve emperyalizmin bu topraklardan sökülüp atılması için tek çare, ümmetin vahdetidir. Bizler, haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanlar olmayacağız! Zulüm ilelebet devam etmez, zalimlerin sonu yakındır.'
Kaynak : PERRE
HABER: ADIYAMAN (PERRE) - Şeriban ÖZÇAKMAK-Berfin GÜRBÜZ