Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu, Kent Meydanı'nda Rojava'da yaşanan son gelişmelere ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamayı DEM Parti Adıyaman İl Eş Başkanı Mehmet Bayır okudu. Bayır, Rojava'ya yönelik sürdürülen saldırıların bir güvenlik meselesi olmadığını belirterek, 'Şam Geçici Hükümeti ve ona bağlı cihadist çeteler tarafından yürütülen bu saldırılar, Kürt halkına savaşın dayatılmasıdır. Bu saldırılarla kadınların özne olduğu toplumsal örgütlenme yok edilmek istenmekte, halkların birlikte ve eşit yaşam umudu bombalarla susturulmaktadır' dedi.
Rojava'da son zamanlarda artan saldırıların doğrudan sivilleri hedef aldığını dile getiren Bayır, evlerin, mahallelerin ve yaşam alanlarının vurulduğunu, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere çok sayıda kişinin yaşam hakkının sistematik biçimde ihlal edildiğini ifade ettiğini aktardı. Zorla yerinden etme ve kuşatma uygulamalarının Rojava'da bir halkın geleceğini ortadan kaldırmayı amaçladığını savunduğunu belirtti.
Söz konusu saldırıların yalnızca Kürt halkına yönelik olmadığını söyleyen Bayır, 'Bu saldırılar yalnızca Kürt halkına yönelik değildir. Aynı zamanda Suriye'de halkların eşitliği, özgürlüğü ve bir arada yaşama iradesi temelinde inşa edilmeye çalışılan demokratik çözüm arayışlarına yönelik topyekûn bir saldırıdır. Rojava'daki demokratik özerk yönetim deneyimi hedef alınarak, halkların ortak mücadelesi boğulmak istenmektedir. Kürtlere yönelik bu saldırılar, Suriye'nin olası barış ve siyasal uzlaşma zeminlerini de bilinçli biçimde ortadan kaldırmaktadır' dedi.
Paris'te 'Suriye'nin geleceği ve toprak bütünlüğü' başlığı altında yürütülen uluslararası görüşmelere de değinen Bayır, bu süreçlerde halkların iradesinin yok sayıldığını ve yaşadıkları toprakların pazarlık konusu yapıldığını ileri sürdüğünü ifade etti.
Bayır, açıklamasının tamamında şu ifadelere yer verdi:
'Rojava'ya yönelik sürdürülen saldırılar bir 'güvenlik' meselesi değil, açık ve örgütlü bir inkâr, imha ve tasfiye politikasıdır. Kadınların öncülüğünde, halkların ortak iradesiyle kurulan eşitlikçi, demokratik ve özerk yaşam hedef alınmaktadır. Amaç; halkın iradesini kırmak, kadın özgürlüğünü boğmak ve Suriye'nin geleceğini karanlığa mahkûm etmektir.
Şam Geçici Hükümeti ve ona bağlı cihadist çeteler tarafından yürütülen bu saldırılar, Kürt halkına savaşın dayatılmasıdır. Bu saldırılarla kadınların özne olduğu toplumsal örgütlenme yok edilmek istenmekte, halkların birlikte ve eşit yaşam umudu bombalarla susturulmaktadır.
Son günlerde artarak devam eden saldırılar doğrudan sivilleri hedef almaktadır. Evler, mahalleler, yaşam alanları vurulmakta; başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere onlarca insanın yaşam hakkı sistematik biçimde ihlal edilmektedir. Zorla yerinden etme, kuşatma ve katliam politikaları Rojava'da bir halkın geleceğini ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır.
Bu saldırılar yalnızca Kürt halkına yönelik değildir. Aynı zamanda Suriye'de halkların eşitliği, özgürlüğü ve bir arada yaşama iradesi temelinde inşa edilmeye çalışılan demokratik çözüm arayışlarına yönelik topyekûn bir saldırıdır. Rojava'daki demokratik özerk yönetim deneyimi hedef alınarak, halkların ortak mücadelesi boğulmak istenmektedir. Kürtlere yönelik bu saldırılar, Suriye'nin olası barış ve siyasal uzlaşma zeminlerini de bilinçli biçimde ortadan kaldırmaktadır.
Paris'te 'Suriye'nin geleceği ve toprak bütünlüğü' adı altında yürütülen; Fransa, ABD, İsrail, Türkiye ve Birleşik Krallık'ın doğrudan ya da dolaylı biçimde dâhil olduğu görüşmeler, Rojava'ya dönük saldırılardan bağımsız değildir. Halkların iradesi masada yok sayılırken, yaşadıkları topraklar pazarlık konusu yapılmaktadır. Bu diplomasi, Kürtlerin eşit ve özgür yaşama hakkının hâlâ pazarlık masalarında harcandığını, zorla yerinden edilmenin fiili bir tasfiye yöntemi olarak meşrulaştırıldığını açıkça göstermektedir.
Bizler; Rojava'da Kürt halkına yönelik saldırıları, zorla yerinden etme politikalarını ve halkların iradesini yok sayan bu savaş konseptini kesin bir dille reddediyoruz. Savaşın, katliamın ve inkârın karşısında; halkların eşit, özgür ve onurlu bir barış içinde yaşayacağı bir geleceği savunmaya devam edeceğiz.
Rojava yalnız değildir!
Kürt halkı yalnız değildir!
Kadınların, çocukların ve halkların yaşam hakkı pazarlık konusu yapılamaz!'
Kaynak : PERRE