Tosun yayınladığı mesajda Bundan tam 107 yıl önce, Genç Tıbbiyeli Hikmet ve arkadaşlarının işgale karşı yaktığı o bağımsızlık ateşinin bugün 14 Mart Tıp Bayramı olarak kutlandığını günün ruhunu oluşturduğunu ancak günümüzde, zorlu yaşam koşullarının kıskacında bu bayramı karşılamaya çalıştıklarını dile getirdi.
Dr. İsmail Tosun 14 Mart tıp bayramı dolayısıyla yayınladığı mesajında şunları söyledi:
Bundan tam 107 yıl önce, 14 Mart 1919'da, İstanbul işgal altındayken Tıbbiye sıralarından yükselen o meşale sadece bir kutlama değil, bir direnişin adıydı. Genç Tıbbiyeli Hikmet ve arkadaşlarının işgale karşı yaktığı o bağımsızlık ateşi, bugün 14 Mart Tıp Bayramı olarak kutladığımız günün ruhunu oluşturmuştur. Ancak bugün bizler, zorlu yaşam koşullarının kıskacında bu bayramı karşılamaya çalışıyoruz. Büyük deprem felaketinin üzerinden tam 3 yıl geçti. Şehirler yeniden inşa ediliyor, konutlar yükseliyor denilse de Adıyaman'da sağlık sisteminin temel taşı olan Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) hâlâ geçici çözüm olarak sunulan konteynerlere mahkûm edilmiş durumdadır. Üç kış, üç yaz geçti; ancak birinci basamak sağlık hizmeti sunan aile hekimleri ve sağlık çalışanları için kalıcı, güvenli ve insanca çalışma ortamları hâlâ tesis edilememiştir. Tozun, çamurun ve daracık alanların içine sıkıştırılan sağlık hizmeti hem biz hekimler hem de şifa bekleyen halkımız için artık sürdürülemez bir noktaya gelmiştir. Modern bir sağlık sisteminden bahsederken deprem bölgesindeki hekimlerin hâlâ su sızdıran, ısınma sorunlarıyla ve fiziksel yetersizliklerle boğuşan konteynerlerde hizmet vermesi kabul edilemez bir tezat oluşturmaktadır.
'Sağlık Bakanlığı Bölge Hekimini Yalnız Bıraktı'
Depremin ilk gününden bugüne kadar bölgedeki aile hekimlerine fiziksel altyapı, teknik donanım veya lojistik anlamda somut bir destek sunulmadığını belirten Tosun, şunları söyledi;
'Bu süreçte en ağır olan ise yaraları sarmaya çalışan aile hekimlerinin Sağlık Bakanlığı tarafından adeta kaderine terk edilmiş olmasıdır. Depremin ilk gününden bugüne kadar bölgedeki aile hekimlerine fiziksel altyapı, teknik donanım veya lojistik anlamda somut bir destek sunulmamıştır. ASM'lerin inşasından bakımına kadar tüm yük, kendi yasını dahi tutamadan halkına hizmete koşan hekimlerin omuzlarına bırakılmıştır. Bakanlık 'sağlıkta beyaz reform' sloganları atarken, deprem bölgesindeki hekimini adeta konteyner yalnızlığına hapsetmiştir. Deprem bölgesinde yaşanan yoğun göç ve hayatını kaybeden hastalar nedeniyle oluşan tüm olumsuzluklara rağmen performans kesintileri de aksatılmadan uygulanmaya devam etmiştir.Bizler;Modern, depreme dayanıklı ve kalıcı ASM binalarının ivedilikle inşa edilmesini, Bölgede çalışan sağlık personeline yönelik maddi ve manevi desteklerin geçici değil, kalıcı ve iyileştirici şekilde planlanmasını, Sağlık Bakanlığı'nın sorumluluk alarak aile hekimlerini 'kiracı' ya da 'işletmeci' değil, sağlık sisteminin asli unsuru olarak görmesini talep ediyoruz.14 Mart, bizim için sadece bir takvim yaprağı değildir. Bu gün; vazifesi başında şehit düşen meslektaşlarımızın ve her türlü imkânsızlığa rağmen Adıyaman'da görevini terk etmeyen hekimlerin günüdür. Bayramı; konteynerlerde değil, hakkımız olan insanca şartlarda kutlayacağımız güne kadar mücadelemiz sürecektir. Bu mücadelenin içinde yer alan ve bize her zaman destek olan tüm halkımıza ve hekim arkadaşlarımıza canı gönülden teşekkür ederiz. Şifa dağıtan tüm hekimlerimizin 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutlarız.'
Kaynak : PERRE
HABER: ADIYAMAN (PERRE) - Sibel TURAN