Yaşam Girift, Görüntü Flu

Abone Ol

        Düşmanlarımıza karşı dirayetimizi kaybettiğimizde, kafamızın bulanık olduğunu anladıklarında, ellerindeki her türlü imkanlarla devreye giriyorlar, hem de en alasından!..

Hırçınlığını ve saldırgan tavır ve tutumlarımızı terk ettiğimiz, sabırlı olduğumuz sürece, kurdukları tuzakları ayaklarına dolanacak, yaptıkları tezgâhların içinde boğulup gideceklerdir.

Onlara o fırsatı vermemek için görevimizi en güzel şekilde yerine getirmeliyiz.

Bir olmalı, diri olmalı, iri olmalı, birbirimize kenetlenmeliyiz.

Bilmeliyiz ki, zincir, en zayıf halkasından kopabilmektedir.

Akrep misali, kimseye zarar vermediği zaman, ancak kendini sokarak hayatına son verecektir.

Biz, öyle biliyor, öyle inanıyoruz, yaratıcımıza öyle güvenmiş ve biat etmişiz

.***

Bir yerde yaşayıp, nereye ait olduğunu bilememek!

Acılarla yoğrulup, neyin acısını çektiğini bilememek!

Çok yorgun argın olup da sebebini bilememek!

Ne kadar zor, ne kadar acı.

***

Millet uyandı artık darbelerden ders aldı.

Kendini bilmez ukalalar, şaşırdı kaldı.

***

Herkes, herkese bir şeyler söylüyor.

İyi ya da kötü, bir takım sözler sarf ediyor.

Müdahale etmeye kalkıyorsunuz, onun yaptığını tasvip etmiş veya üstüne almış gibi oluyorsunuz.

Oralı olmayıp, duymazlıktan geliyorsunuz, o zaman da gönül razı olmuyor, “bugün yanında, onun hakkında söyleniyorsa, yarın da o kişi, başkasının yanında da senin hakkında söylenip durur” duygu ve düşüncesine kapılıyorsunuz.

Lakin öyle de oluyor. Bugün senin yanında başkası hakkında atıp tutanlar, başka bir günde başkasının yanında, senin hakkında atıp tutabiliyorlar.

O yüzden birinin, sizin yanınızda başkası hakkında konuşmalarına izin vermemeliyiz, daha dikkatli olması için, uyarıda bulunmalıyız.

İnsani gerekler ve hassasiyetler de bunu gerektirir.

***

Milletteki bu birlik beraberlik ve iman,

Asla vermez, top, tank ve silahı olana aman.

***

Canlılar çok tuhaf varlıklar.

Bazen onarmaya çalıştıklarını, daha çok karmaşık hale getirebiliyorlar.

Düzeltmeye çalıştıklarını, sonlandırdıklarının farkında olamıyorlar.

Buluşmak yerine ayrılıklar yelken açabiliyorlar.

Hazan mevsimindeki yapraklar gibi bir an da sararıyorlar.

Bomboş gözlerle etrafı kolaçan ediyorlar.

Özlüyorlar, susuyorlar.

Konuşuyorlar, duymuyorlar.

Görüyorlar, belli etmiyorlar.

Bir adımlık mesafedeler, kokusunu duyuyorlar, ulaşmıyorlar, kavuşamıyorlar.

Kendi hallerinde, yaptıklarıyla, söyledikleriyle baş başa kalıyorlar, nedensiz, belki de sebepsiz…

Mutsuz, uykusuz, sonuçsuz…

Yaşamları girift ve görüntüleri flu…

***

Bu meydanlar ki Demokrasi akıyor,

Üst akıl denilen ahmaklar bakıyor.

***

Üst akıldan ağa babalar, bunu tahmin edemedi,

Taşeron adi maşalar, bir adım ileri gidemedi.

***

Dünya malına düşkün olana güvenilmez,

Çünkü onların özünde hiç vefa bulunmaz.

 

Kerim BAYDAK

kbaydak61-artan@hotmail.com