Var Sistemi Devreye Girerse!

Abone Ol

Futbolda VAR sistemiyle hakem kararları tekrar incelenme fırsatı buldu. Yanlış verilen kararlar bir nebze olsun çözüme kavuşturuldu. Türkiye’nin asıl ihtiyacı ise zihinsel VAR sistemidir. Futbolda uygulanan bu sistem, siyaset için de halkın zihinsel karar verme biçimleri tekrar tekrar incelenmelidir. Türkiye sosyolojisi, aldığı kararlarla hayatında ne gibi yanlışlara sürüklendiğini görmelidir. Zihinsel VAR sistemi devreye girdiği anda, aynı çukura düşme hastalığının neden Türkiye’yi esir aldığı da ortaya çıkacaktır.

Türkiye siyasetine yön veren mevcut iktidarın, gerçekleri manipüle etme güdüsüyle yığınları kanalize etme çabaları çeyrek asırdır aynı etiketlerle devam etmektedir. Yığınların özeleştiri noksanlığı nedeniyle karar verirken aynı döngüye hapsolma esareti, iktidarların denetimini ortadan kaldırmıştır. Yaşam biçimlerinin VAR sistemiyle denetlenmesi mümkün değil; ama bilinç düzeyinin sonuçları periyodik olarak gösterilebilir aslında.

Düşünsenize, her vaadin üzerine bir ekran geliyor: “İnceleniyor.” Her ihale, her atama, her ani fikir değişikliği… Yavaş çekimde, farklı açılardan. Ve en önemlisi: “Temiz mi, değil mi?” kararı tribüne değil, kayda göre veriliyor. İşte tam da bu yüzden bizde böyle bir sistem hiç kurulmaz; çünkü biz pozisyonu değil, pozisyon almayı severiz. Dolayısıyla bilinç düzeyinin bu kadar manipüle edildiği, görünür gerçeklerin bile taraftar bulmadığı bu süreçten kurtuluş mümkün değildir. Çünkü henüz feodal kalıntılardan kurtulmuş, sosyolojisini ivmelendirip dönüştüren bir yapıya sahip değiliz. Siyasi ve ahlaki çöküş bu kadar aleni ortadayken toplumun umursamaz tavrı da kabullenişin bir başka resmidir! Çöküşün resmi!

Ahlaki çöküş gürültüyle gelmez; alkışla gelir. İnsanlar yanlış olduğunu bile bile savunmaya başladığında başlar asıl düşüş. Çünkü bir süre sonra kimse doğruyu aramaz, sadece kendi doğrusunu korur. Oysa “VAR sistemi”nin en acı tarafı şudur: Görüntü büyüdükçe mazeret küçülür. Keşke siyaset de büyütüldüğünde netleşseydi. Ama bizde görüntü netleştikçe ekran kararıyor. Şeffaflık bir erdem değil, risk olarak görülüyor. Hesap vermek zayıflık sanılıyor. Oysa asıl güç, hatayı kabul edebilmektedir.

Türkiye sosyolojisi zihinsel VAR sistemini mutlaka devreye sokmalıdır. İktidarların vadettikleriyle yaşattıkları arasındaki absürt ironiyi mutlaka fark etmelidir. Uzun zamandır devam eden gerçeklerin perdelenmesi hadisesi, kutuplaşmanın yarattığı mermerleşme ve nihayetinde dinin tekelleştirilmesi, gerçeklerin görünürlüğünü ortadan kaldırmıştır. Her şeyin sebebi iken tüm sonuçları muhalefete yıkan iktidar bileşenlerinin çeyrek asırdır beslendiği iklim aslında hiç değişmedi. Zihinsel VAR sistemi devreye girmediği için denetimsizlik seçimlerin ana unsuru hâline geldi. Oysa geriye dönük yapılacak zihinsel bir çağrışım, belki de hayata karşı tüm kararlarımızı yeniden dizayn edecektir.

Ve belki de mesele sandığımızdan daha yalın: VAR dışarıdan gelmez, içeriden kurulur. Ekranı kuracak olan federasyon değil, hafızadır; düdüğü çalacak olan hakem değil, vicdandır. Bir toplum aynı pozisyona her seferinde farklı bahaneler üretip aynı sonucu kabulleniyorsa, sorun kader değil, kayıttır. Kayıt tutulmayan yerde hesap sorulmaz; hesap sorulmayan yerde güç, ahlaka değil alışkanlığa yaslanır. Zihinsel VAR devreye girdiği gün sloganlar değil sonuçlar konuşulacak; aidiyetler değil gerçekler büyütülecek. İşte o zaman tribün susacak, zihin konuşacak. Ve belki ilk kez karar “devam” değil, “düzelt” olacaktır. Türkiye çağdaş anlamda ivmelenmek istiyorsa DÜDÜK çalmadan verdiği görüntünün nelere mal olacağını görmelidir! Sosyolojik olarak sürekli görülen kırmızı kart bu toplumun kaderi olmamalı!

DİPNOT

Zhuangzi bir gece rüyasında kelebek olmuş.
Uçmuş, konmuş, özgürce dolaşmış.

Uyanınca düşünmüş:
“Ben Zhuangzi miyim rüyasında kelebek olan, yoksa kelebek miyim rüyasında Zhuangzi olan?”

Gerçek dediğimiz şey, belki de bir uyanış meselesidir.

TÜRKİYE uykunun REM halinde! VAR’dan kimse çağırmıyor !

{ "vars": { "account": "UA-91479741-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }