SİYASET KURUMU GÜVEN KAYBEDİYOR!

Abone Ol


Son zamanlarda taban tabana zıt partiler arasında yaşanan geçişler, siyasette ilke ve duruş tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Dün birbirini en sert sözlerle eleştiren isimlerin bugün aynı çatı altında buluşması, toplumda “siyasette değerler mi yoksa çıkarlar mı belirleyici?” sorusunu güçlendiriyor. Bu durum yalnızca partilere olan güveni değil, siyasetin genel itibarı ve demokratik sisteme duyulan inancı da zedeliyor.
Bir kez daha yinelemek isterim , hakkında yolsuzluk yaptığı iddia edilen siyasetçi ya da siyasetçiler AKP’ ye geçince aklanıyorlar mı? Ya da böyle bir anlayış olabilir mi?…

Siyaset kurumu güven kaybettikçe yalnızca partiler değil; demokrasi ve toplumun adalet duygusu da yara alıyor. Bugün vatandaşın en büyük sorusu şu: Kime ve neye güveneceğiz?

Siyasi transferlerin sıradanlaşması, dün birbirini en sert sözlerle eleştirenlerin bugün aynı safta yer alması; “itirafçı”, “şikâyetçi” ve “etkin pişmanlık” tartışmalarının siyasetin gölgesinde değerlendirilmesi, toplumdaki güven krizini daha da derinleştiriyor. İnsanlar artık hukukun herkese eşit uygulanıp uygulanmadığını sorguluyor. Çünkü adalet duygusu zedelendiğinde demokrasi de doğal olarak güç kaybediyor.

Seçilmişler üzerinden yürüyen tartışmalar da bu güvensizliğin bir parçası hâline geldi. Burada bir parantez açmak gerekiyor: Kim görevini kötüye kullanmışsa, kim yetim hakkı yemişse sonuna kadar üzerine gidilsin. Ancak hukuk tarafsız uygulanmalı. Yargı bağımsız lığına olan güvensizlik toplumun, olayların hukuki boyutundan çok siyasi sonuçlarının belirleyici olduğuna inanıyor. Bu durum seçmende ciddi bir hayal kırıklığı oluşturuyor. Çünkü vatandaş artık ilkelerin değil, siyasi hesapların öne çıktığını düşünüyor.

Oysa güçlü bir demokrasi için bağımsız yargı vazgeçilmezdir. İktidarın da muhalefetin de hukuk karşısında eşit olduğu bir sistem kurulmadan toplumsal güven yeniden sağlanamaz. Bu nedenle kuvvetler ayrılığını güçlendiren, Meclis’i daha etkin hâle getiren güçlendirilmiş parlamenter sistem yeniden hayata geçirilmelidir.

Ne yazık ki bugün ülkenin gerçek gündemini konuşamıyoruz. Ekonomi, gençlerin geleceği, eğitim, liyakat ve hukuk yerine sürekli siyasi polemiklerle meşgul oluyoruz. Oysa toplum artık kavga değil; samimiyet, şeffaflık ve adalet görmek istiyor.

“ Son araştırmalar, kararsızlar ve sandığa gitmeyeceğini söyleyenlerin oranının ciddi biçimde arttığını gösteriyor. Bu tablo, toplumdaki siyasal güven krizinin artık sadece tercih değişikliği değil, demokrasiye katılım konusunda da bir kırılmaya dönüştüğünü ortaya koyuyor.”

Siyasetin yeniden güven kazanabilmesi için herkesin kendine çeki düzen vermesi gerekiyor. Çünkü güven kaybolduğunda yalnızca siyaset değil, demokrasinin kendisi zarar görüyor. Türkiye’nin yeniden hukuk devleti anlayışını güçlendirmeye, ortak aklı büyütmeye ve vatandaşın siyaset kurumuna olan inancını yeniden tesis etmeye ihtiyacı var.

{ "vars": { "account": "UA-91479741-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }