Şambayat’ın makûs talihidir gurbet… Her evde, gurbet ellerine göç etmiş aile bireyleri mutlaka vardır. Hele, yalnızlığın sindiği toprak evler tamamen çona kalmıştır, öyle ki yağmur yağsa damları loğlayan, kar yağsa küreyen yok!..
Şambayatlılar, sadece Şambayat içinde yaşayanlardan oluşmaz. Adana, Mersin, Gaziantep, İstanbul başta olmak üzere yurdun dört bir yanına yayılmışlardır Şambayatlılar…Türkiye ile de sınırlı değil gurbet, Almanya, Fransa, İngiltere, İsviçre gibi dünya ülkelerine dağılmışlardır Şambayatlılar…
Hepsinin derdi, ekmek derdi… Ele ayağa düşmemek, muhannete muhtaç olmamaktır tek gayeleri… Çocuklarına helal rızk kazanmak, iyi bir eğitim ve sağlıklı bir yaşam sağlamak için var güçleriyle çabalamaktadırlar… Kimileri işçidir, personeldir özel şirketlerde veya fabrikalarda, kimileri resmi dairelerde memur… Kimler yok ki? Öğretmenler, hemşireler, sağlık memurları, doktorlar, polisler, mühendisler, müdürler, mali müşavirler, müfettişler, akademisyenler, uzman çavuşlar, astsubaylar, subaylar, avukatlar, sanatçılar, esnaflar, patronlar… Kısacası, ne ararsan var… Sayıları azımsanamayacak kadar... Her meslekte ehil, her branşta uzmanlar… Hepsi de pırlanta gibi insanlar!..
Askerlik, öğrencilik ve sezonluk işçilikler gibi sayılı günler Şambayat dışına çıkanlardan ziyade, daimi ve kalıcı olarak gurbete yerleşenlerden bahsediyorum. Yoğunlukta yaşanılan, Adıyaman il merkezi ve Besni, Gölbaşı gibi merkez ilçeler de yakın gurbet kapsamında değerlendirilmelidir.
***
Niçin gurbet ellere göç edilmektedir?
Mikro bazda dışa göçün çok farklı sebepleri olsa da, en belirgin özelliği, çalışılabilecek iş alanların kısıtlılığı, ekonomik fırsat ve imkânların azlığı, ortalama gelir düzeyinin ve sosyal yaşam kalitesinin düşüklüğüdür.
Ekonomik geçim sıkıntısı, sadece Şambayat ve Şambayatlıların sıkıntısı değil elbet, ülke genelini ilgilendiren, merkezi hükümet ve yönetimin başarısız mali politikalarının olumsuz sonuçlarıyla doğrudan bağlantılıdır.
Ekonomik yatırımlarda Belediyeler, teşvik amaçlı girişimlerde bulunsalar da, daha çok bölgesel istihdamı ve kalkınmayı sağlayacak yatırımcı işverenlere yol gösterici, yardım edici ve ücretsiz yer tahsis edici rolünde olmalıdır.
Sosyal ve kültürel hizmet faaliyetleri ise, ağırlıklı olarak mahalli idareler yönetiminin sorumluluk alanına girmekte olup, toplumsal katılımcı ve gelişimci belediyecilik anlayışının temel başarı ölçütünü gösterir.
Tiyatrolar, sinemalar, konservatuarlar, kütüphaneler ve etüt merkezleri, zanaat ve meslek edindirme kursları, ziraat ve çiftçilik eğitimleri, spor kulüpleri ve spor tesisleri, çocuk bakım evleri ve kreşler, engelliler için eğitim ve rehabilitasyon merkezleri, sosyal ve eğlence parkları, piknik ve mesire alanları, şenlik ve festivaller, taziye ve konuk evleri, yaşlılar için huzur evleri, aş evleri, toplantı ve düğün salonları, sebze ve meyve halleri, halk pazarları, yol köprü ve otogar, turizm tesisleri gibi etkin nüfus ve konuma göre çoğaltabileceğimiz sosyal amaçlı faaliyet ve yatırımlar, Belediye öncülüğünde gerçekleştirilir.
Sosyal yaşamı düzenleyemeyen belediye, kan kaybeder, insan yitirir.
***
Her gurbetçi Şambayatlının hayalidir Şambayat… Kimileri emekli olduktan sonra, kimileri çocuklarının mürüvvetini gördükten sonra dönmeyi planlar… Kimileri yaşarken dönemese de Şambayat’a, ölünce gömülmeyi arzular…
Kimse, gurbete göç edenlerin Şambayat’ı sevmediğini düşünemez. Veya hiç kimse, sılada kalanların Şambayat’ı daha çok sevdiğini iddia edemez.
Şambayat’ı sevmek, elbette Şambayatlı olmayı gerektirir…
Ancak; Şambayatlı olmak, zaman ve mekan ile sınırlı değildir…
Çünkü Şambayatlı olmak, bir sevda, bir kültür ve ruh meselesidir.
Şambayatlı olmayı, muhtarlıktan alınan ikametgâh ilmühaberinden ibaret ve çıkartılan nakil ile de feragat sayanlar, asil “Şambayatlılık” duygusunu yeterince anlayamamış veya yüreğe işlercesine yaşayamamış demektir.
Çünkü Şambayat; Şennikçi, Yeniköy, Beseri, Karahalil, Canhor, Akkuyu, Atmalı, Başlı, Zurnaçı, Çakallı, Terbizek, Küllüm, Balka, Kötüre, Börgenek, Balyan, Yalangoz, Sallah gibi daha adını sayamadığım nice çevre köy ve mezralarıyla birlikte, insanların huzur bulduğu, ortak kaderlerin oluştuğu, barış ve kardeşlik meşalesinin tutuştuğu gönül otağıdır…
Öyle ki; Şambayat, yekvücut canlar dergâhıdır.
Şambayatlı olmak için, Şambayat’ta doğmak ve büyümek şart olmadığı gibi, Şambayat’ı sevmek için de mutlaka Şambayat’ta yaşamak gerekmez.
Şambayat’ı sevmek; “Şambayatlılık özünü” yaşamak ve yaşatmaktır.
***
Seçimlerde, gurbetçi Şambayatlılar yeterince dikkate alınıyor mu?
Şambayat Belediye Başkanlığı Seçimlerinde, gurbetçi Şambayatlıların nazar-ı dikkate alınması, görüş, fikir, tavsiye ve önerilerine başvurulması, üretilecek sosyal projelere dahil edilmesi "toplumsal güç" açısından kuşkusuz çok önemli olup, insanlar arasında hoşgörü, sevgi ve saygı ilişkilerini tesis edecek, ortak geleceğe yönelik birlik ve beraberlik duygularını perçinleyecektir.
“Oy’un yoksa, söz hakkın da yok” mantığı, Şambayat’ı kısırlaştırır…
İnsanlara potansiyel “oy” gözüyle bakmak, sosyal renk körlüğünü doğurur…
Sulbüyle sayıları onbinleri aşan gurbetçi Şambayatlıların hepsi de, bulunduğu yerde ve çevrede, etkin, söz ve konum sahibi, hatırı sayılır kişilerdir. Şambayat Seçimlerini cazibeli ve faydalı bir hale getirmek, Şambayat adına bu gurbetçi insanlarımızı kazanmak ile mümkündür. İnanıyorum ki; hepsinin maddi ve manevi Şambayat’a vereceği değerler vardır. Unutmayalım ki; insanlar, adının anılmadığı, kıymet verilmediği, hal ve hatırının sorulmadığı, görüş ve fikirlerinin alınmadığı yere emek vermezler ve katkı sunmazlar.
Sosyal ilişkiler ve faaliyetler gelişmedikçe, sosyal kurumlar oluşamaz.
Bugüne kadar; sosyal birleşim, gelişim ve etkileşimi sağlayacak Şambayat Vakfı veya Şambayatlılar Derneği gibi sivil toplum örgütlerinin kurulamamış olması büyük bir eksikliktir. Oysa, bu vakıf ve dernekler yoluyla, sosyal paylaşımlar ve kaynaşmalar yapılabilir, destek ve yardımlaşmalar sağlanabilir, kültürel bağlar korunabilir, okuyan öğrencilerimiz verilecek burslarla desteklenebilir, geleneksel şenliklerle yöresel ürünlerimiz tanıtılabilirdi…
Şambayat Belediye Başkanlığı, öz bağları ile Göksu çayı arasında sıkışıp kalmamalıdır. Seçilmiş aday, Türkiye’nin her şehrinde ve dünyanın her ülkesinde yaşayan tüm Şambayatlıların başkanı ve temsili lideri olmalıdır.
Bu büyük sorumluluğu ve ağır vebali kaldırabilecek ehil ve yeterlilikte olamayan kişilerin adaylığı, Şambayat ve Şambayatlılara bir kazanım sağlamayacak, bilakis gelişimden yana atılması zaruri adımlar için zaman kaybettirecektir. Elbette, herkesin seçme ve seçilme hakkı vardır, saygı duymak gerekir. Ancak kabul edelim ki herkesin bir de reel kapasitesi vardır.
Adayların, kimseye danışmadan ve geniş tabanlı onay almadan fevri ortaya atılmasıyla değil, bu işin üstesinden kimin layıkıyla gelebileceğine dair kanaat önderlerince yapılacak derin mütalaa sonucu belirlenmesi daha faydalı olacaktır. Şambayat’ın yaşça ve başça ileri gelenleri, sağ-sol gibi kısır politik çekişmeleri, bireysel ve çıkarsal didişmeleri bir kenara bırakarak, kimin aday gösterilebileceği konusunda hemfikir olmaları atılacak ilk adımdır. Çoğunluğun üzerinde birleştiği isim, “görev alınmaz, verilir” desturunca, Şambayat hakkında en hayırlısı olacaktır. Sanıyorum ki, böylesi önemli umumi görev verilecek kişi, Şambayat adına sorumluluktan kaçınmayacaktır.
Sonuçta kazanan, Şambayat ve Şambayatlılar olacaktır!..