Nasıl Bir Dünyada Yaşıyoruz?

Abone Ol

Bazen insan, insan olmaktan utanır.
Bazen de sessizce kendi kendine sorar: Bunlar gerçekten insan mı?

#EpsteinDosyaları sosyal medyada önümüze düştüğünden beri gördüklerimiz de, görmediklerimiz de yetti. Bir avukatın “On sayfadan fazlasını okuyamadım, iğrendim” dediği belgeler… İnsanı ürperten iddialar… Korku içinde ağlayan çocukların anlatımları… İnsanım diyen herkesi derinden sarsmaya yeter.

Uyuşturucu, tehdit, istismar… Kaçırılarak bir adaya götürüldüğü iddia edilen küçücük kız çocukları… Ve o adada adı geçen zengin iş insanları, bürokratlar, siyasetçiler… Güç ve para ile örülmüş karanlık bir ağ.

Jeffrey Epstein’in yargı dosyalarına yansıyan suçlamalar; reşit olmayan kız çocuklarının sistematik şekilde istismar edildiğine dair ifadeler içeriyor. Bu, artık bir “iddia” başlığının ötesinde, mahkeme kayıtlarına geçmiş bir utançtır. Fakat kamuoyuna yansıyan belgelerin ötesinde neler var, kimler vardı, hangi ilişkiler kuruldu – işte asıl tartışma burada büyüyor.

Tuzağa düşürülen çocuklar… Maruz kaldıkları vahşet… Ortalıkta dolaşan anlatımlar, sonra birden kesilen sesler…
Ucu kime dayanırsa dayansın, bu iğrençlik kabul edilemez.

Ben bütün anne ve babalara çağrıda bulunuyorum:
Lütfen çocuklarınıza sahip çıkın. Onları sevin. Onları dinleyin. Dijital dünyada, sosyal çevrede, okul ortamında kimlerle temas ettiklerini bilin. Dünyada yaşanan bu kirli düzenin tuzaklarına düşmemeleri için güçlü bir bağ kurun onlarla. Çünkü sevgiyle büyüyen çocuk, karanlıkla baş eder.

“Bu kadar rezillik nasıl oldu da bugüne kadar engellenmedi?” diye soracaksınız.
Dünyanın sözde en şöhretli, en zengin, en güçlü isimleri bu çemberin içindeyse, hangi kapı kolay açılır? Hangi dosya kolay kapanmaz?

Epstein’in 2019’daki ölümü resmî kayıtlara “intihar” olarak geçti. Ancak kamuoyundaki soru işaretleri hâlâ canlı. Dosyaların bir kısmı açıklanıyor, bir kısmı gizli kalıyor. Ve insanlar ister istemez düşünüyor: Daha neler var?

Fakat burada çok önemli bir nokta var:
Gerçekliği doğrulanmamış her iddiayı kesin hüküm gibi sunmak da, hakikatin üzerini örter. Acımızı ve öfkemizi, doğrulanmış bilgilerle ve adalet talebiyle ifade etmek zorundayız. Çünkü bu mesele komplo değil; çocukların güvenliği meselesidir.

Kim bilir kaç çocuk istismar edildi? Kaçı susturuldu? Kaçı korkutuldu?

Dünyayı kirleten, onu yaşanmaz hâle getiren vicdansızlığa lanet olsun. Ama sadece lanet yetmez. Şeffaflık, bağımsız soruşturmalar ve güçlü bir hukuk sistemi gerekir. Gücün değil, adaletin üstün olduğu bir düzen gerekir.

Eğer insan kılığındaki bu karanlık zihniyet hâlâ dolaşabiliyorsa, sorun sadece bir adamda değil; sistemdedir.
Ve sistem değişmeden çocuklar güvende olmaz.

#EpsteinRezaleti bize bir şeyi gösterdi:
Mesele sadece bir isim değil.
Mesele, insanlığın sınavı.

Ve biz bu sınavda susarak değil, hakikati savunarak yer almalıyız.

{ "vars": { "account": "UA-91479741-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }