Çözüm sürecinin başlamasıyla birlikte zaman zaman sürecin sabote edilmesi yönünde bazı girişimlerin olacağı biliniyordu.
Ülkemizin üzerinde hesapları olanların, Türkiye’nin aydınlık geleceğini istemeyenlerin çözümsüzlüğün oluşması babında boş durmayacağı belliydi.
Çözüm sürecinin bihakkın ve selametle yürüyecek olması birilerinin işine gelmeyeceği için, o birilerinin kaos ortamı oluşturacağı bilinen bir gerçekti.
Netice itibariyle öyle de oldu! Zaman zaman bazı sabote girişimleri yaşandı ve yaşanıyor da…
Zira son zamanlarda beliren olumsuz gelişmeler öyle gösteriyor ki; söz konusu olumsuzlukların hedefinde sadece çözüm süreci değil, başka faktörler de var.
Mesela Türkiye üzerinden dünyaya taşınacak olan Kuzey Irak petrolü, bugünlerde akmaya başladı…
Hatırlanacağı üzere, bundan altı ay kadar önce Irak Başbakanı Nuri el Maliki şöyle bir cümle kurmuştu:
“Irak petrolünün Türkiye üzerinden dünyaya açılmasını istemiyoruz. İsrail üzerinden dünyaya akmasını sağlayacağız…”
Elbette bu düşüncenin Maliki’ye ait olmadığı her halinden belliydi. Maliki’yi dolduruşa getirenler de, yönlendirenler de Kapitalist, Emperyalist ve Siyonist odaklardı.
Tamda petrolün Türkiye’ye ulaştığı bugünlerde, Lice’deki provokasyonların yaşanmış olması, herhalde sadece çözüm süreciyle alakalı değil, aynı zamanda Kürt petrolüyle de ilintilidir.
Hatta Lice’deki hadiselerin vaki bulmasından iki gün sonra IŞİD’ örgütünün Musul’a girmesi de Kürt petrolüyle alakalıdır.
Rum Pontus devletinin kurulması amacında olanlar ve de Arz-ı Mev’ud projesinin gerçekleşmesi yönünde olağanüstü çaba harcayan küresel çevreler, elbette Türkiye’nin güçlenmesini istemezler.
Çünkü güçlü Türkiye demek; malum çevrelerin Anadolu üzerindeki emellerinin ve daha başka coğrafyalardaki sömürü projelerinin akamete uğraması demektir.
Dolayısıyla çabaları boşa çıkmasın diye bu çevreler kâh Türkiye’de kaotik ortamların oluşması yönünde zemin hazırlıyor, kâh taşeronlarını sahaya sürüyor, kâh çevremizdeki devletleri birer devletçik haline getirmenin gayretini gösteriyorlar.
O bakımdan Lice’de yaşananlar da, Musul’da vaki bulan durumlar da birbiriyle ilintili ve de aynı merkezlerce yürütülen emperyalist oyunlardır.
Lice’de meydana gelenler elbette çözüm sürecine yönelik bir sabote eylemidir, lakin bunu sadece süreçle ilişkilendirmek madalyonun öbür tarafını fark etmemek, oynanan oyunların resmini bütünüyle görmemek demektir.
Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…
Bilal KARADAĞ