Kaç, Kaç, Nereye Kadar!

Abone Ol

“Tavşan kaç, tazı tut” misali kaç, kaç nereye kadar!

Köşe, bucak kaçarak, tam 2 seneyi devirdik.

Kaçmaktan ayaklarımız şişti, topuk dikeni musallat oldu.

Yorulduk, tükendik, harap olduk, bitap düştük.

Ciğerlerimiz şişti, kalp gümbür gümbür atmaya başladı.

Yine de kurtulamadık, sürekli kılık değiştiren baş belâsı OMİCRON, bir gölge gibi bizi takip etti, refakatçimiz, can ortağımız oldu sanki.

Aşılar kalkanıyla korunmaya çalıştık, aramıza duvarlar ördük.

Maske dedik, mesafe dedik, hijyen dedik, envaı çeşit yiyecek, içecekle beslendik.

Ama nerede, “illa da yakalayacağım” diyor da başka bir şey demiyor.

Sanki bize bir kini, garezi varmış gibi.

Yeter yav, bıktık artık, bırak artık yakamızı, sıka sıka bir hal ettin.

Unutma ki ben aşılıyım, hem de 3’ü bir arada, ona göre!

Buna rağmen, illa da niyetin bizi boğmak mı yani!

Hadi boğdun diyelim, ne geçecek eline be zalim.

Allem kullem ettin, kapalı kapılar ardında buldun bizi, maskeler arkasında yapıştın gırtlağımıza.

Boğazımızın her boğumundan farklılıklar gösterdin, seslerimizi renklendirdin,

Niyetin daha derinlere inmekti, ama giremedin, oh ya!

Çatla da, patla emi!

Mutasyonlar geçirdin, çeşitli varyasyonlar denedin, ağızdan, girdin burnumuzu gıdıklayarak çıktın, beynin bilmem nerelerine girmeye çalıştın olmadı ne oldu Omicron, ne oldu, ne anladın?

De hadi git ya işine!

Başka dünyalarda şansını dene, başka medeniyetler de ara hakkını!

Hatta mümkünse hiç arama, bir daha çıkmamacasına dünyanı değiştir, kaybol git, yok ol emi.

Sen ne kadar hızlı ve inatçı olsan da, bizim de senden aşağı kalır yanımız yok bilesin!

Hani derler ya, “sende inat, bende inat,” bakalım hangimiz pes edip gidecek?

Gırtlağımızı patlayana kadar öksürtsen de,

Arada ateşimizi yükseltip, başımızı ağrıtsan da,

Bazen terletip, bazen üşüttürsen de,

Burnumuzun direğini sızlatıp, çeşme misali sular akıtsan da,

Hapşırık nöbetleri geçirtip, gözlerde yaşlar akıttırsan da,

Eklem yerlerini sıkarak, adalelerimize baskı uygulasan da,

Unutma ki senden daha güçlü olan da var.

Senin silahların varsa, bizim de elbet silahlarımız var.

Unutma ki Allah’ın da bir gücü, kuvveti, hesapların üstünde olan bir hesap vardır.

Son gülen, iyi gülermiş!

Çok şükür ben güldüm, ama iyi güldüm, senin rezilliğine, yenilgine, göğüs gerdim, mücadele ettim, kazandım, sen kaybettim, ohh be?

“Yenilen pehlivan güreşe doymazmış,” değirmen misali aldıkça daha çok istiyorsun, ne iştah varmış sende; ama bir gün doyacaksın elbette!

Sevdiklerimizi, dostlarımızı, dostlarımızın sevdiklerini alsan da, Adana da aile büyüğümüz Halamın taziyesine gitmeme engel olmuş olsan da, on günlük süre içerisinde bir çok eş, dost, akraba ve hemşerimizin taziyesine gitmeme engellemiş olsan da, çok şükür yendim seni ve inşallah telafi ederek, kaldığımız yerden devam edeceğim.

Hadi bakalım, “sepeti koluna, herkes kendi yoluna,” uğurlar ola!

Kerim BAYDAK

kbaydak61-artan@hotmail.com