Rahmetli Necmeddin Erbakan hoca her platformda İslam Birliği’nin kurulması gerektiğine vurgu yapıyordu. D-8’in kurulmasına öncülük yaparak hayata geçirmiş olması, aslında İslam Birliği’nin birinci ayağıydı.
Gelişmiş 8 ülkeyi bir araya getirdi, akabinde hayalindeki projenin hayata geçirilmesi amacıyla gerekli çalışmaları peyderpey başlatacaktı aslında.
İslam âleminin bir araya gelmesiyle birlikte emellerinin gerçekleşemeyeceğini anlayan küresel odaklar ve içerideki derin çevreler, ne yazık ki elbirliğiyle önce hocanın siyasi hayatını bitirdiler, akabinde D-8’i pasifsize ettiler…
Osmanlı’nın yeryüzü sahnesinden çekilmesiyle birlikte, ipi yırtılmış tespihin habbeleri gibi darmadağın olmuş İslam dünyası. Müslümanların yoğunlukla yaşadığı birçok ülkenin devlet başkanı adeta gayrimüslimlerin kuklası konumunda…
Müslüman gibi görünüyor olsalar bile, söylem ve eylemleriyle anti İslami bir konumda oldukları her hallerinden belli.
Bugün Mısır’da yüzlerce kişiye idam kararı veriliyor, hiçbir İslam ülkesinin liderinden tepki gelmiyor.
Hadi Batı âleminin ikiyüzlülüğünü anlıyoruz. Pekâlâ, İslam âleminin Mısır’daki gelişmelere karşı kör, sağır ve dilsiz olmaları neyin nesi?
Batılıların coğrafyasında değil insanlara, bir hayvana dahi kötü muamelede bulunsun kıyametleri koparıyorlar, lakin söz konusu İslam coğrafyası olunca katliam mı yapılmış, soykırım mı uygulanmış, şehirlerde taş taş üstünde mi kalmamış umurlarında değil.
Suriye’de yüz binlerce insan katledildi, yüz binlercesi başka ülkelere sığındı, betonarme binalar birer moloz yığını haline geldi…
Keza Mısır’da demokrasiyle iktidara gelen meşru bir yönetime diktatörler tarafından ihtilal yapıldı, ülkede tam bir kaotik durum yaşanıyor, insanlar suçsuz yere hapishanelere atıldı, yetmedi yüzlercesi idama mahkûm edildi…
Irak’ta tam bir derebeylik yaşanıyor, ülkeye demokrasi getirilecek bahanesiyle giren Coniler, Ayşelerin Fatmaların namusunu kirlettikleri yetmiyormuş gibi, yer altı kaynaklarını aldılar, yine yetmiyormuş gibi ülkenin tamamını terör yuvasına çevirdiler.
Afganistan, Pakistan, Libya, Filistin ve daha nice İslam ülkesinde iç savaş var, terör var, anarşi var, kısacası bu coğrafyaların tamamında oluk oluk insan kanı akıyor. Yaşanan bunca olumsuzluklara ise, dünyanın tamamı sadece seyrediyor.
Gayrimüslimlerin tamamı cem olmuş, en katmerli vicdansızlıklarını ortaya koyuyorlar. Oysa “Ben Müslüman’ım” diyen ümmet-i Muhammed bugün dağılmış tespih habbelerine dönüşmüşler.
Ülkeler işgal ediliyor, katliamlar, idamlar yaşanıyor, şehirler yerle yeksan oluyor, akarsular, nehirler kızıla boyanmış akıyor umursayan yok.
Bu gidişatın durdurulması için İslam Birliği’nin kurulması elzemleşmiştir. Birilerinin AB’si, BM’si, NATO’su ve bilmem daha nice örgütü varsa, neden İslam Birliği olmasın?
Eğer İslam Birliği kurulamazsa, coğrafyamızdaki mevcut olumsuzluklar artarak devam edecektir. Hatta birilerinin Arz-ı Mev’ud ve Rum Pontus emelleri gerçekleşecektir. Daha da önemlisi; mevcut devletlerden birçok devletçik meydana gelecektir. Gün uyanık olma, gün ferasetli olma, gün bir olma, iri ve diri olma günüdür…
Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…
Bilal KARADAĞ