İçimizi Yakan Okul Saldırıları Ardından: Çözüm Önerileri

Abone Ol

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan,

milletçe yüreğimizi yakan iki menfur okul saldırısı;

doğru, kararlı ve gecikmeden atılacak adımlarla bir dönüm noktası olabilir,

hatta bu acıdan yeni ve güçlü bir başlangıç doğabilir.

Peki, bu nasıl mümkün olacak?

İşte çözüm…

1. Evlilik Öncesi Eğitim Artık Bir Tercih Değil,

Zorunluluk Olmalıdır.

Nasıl ki ehliyet almadan önce sürücü kursuna gidilip,

gerekli eğitimler alınıyorsa,

evlilik öncesinde de bireylerin bu hayata hazırlanması şarttır.

Çünkü evlenip, çocuk sahibi olduktan sonra tecrübe kazanmayı beklemek yerine;

bu tecrübelerin evlilik öncesinde,

ciddi, planlı ve kapsamlı bir eğitim süreciyle kazandırılması artık bir zorunluluktur.

2. Her Ailenin Kolaylıkla Erişebileceği,

Bir Aile Psikologları Sistemi Mutlaka Oluşturulmalıdır.


Aile içi sorunların erken tespiti ve sağlıklı nesillerin,

yetişmesi için aile psikologları sistemi oluşturulmalıdır.

3. Sevgi Eksikliği Giderilmelidir

Anne, baba ve aile fertleri; çoğu zaman bilmeden…

İhmal ederek,

Yeterince önemsemeyerek,

İş yoğunluğu nedeniyle zaman ayıramayarak,

Farkında olmadan,

Ekonomik ve sosyal sıkıntıların baskısı altında kalarak

çocukların en temel ihtiyacı olan sevgi ve ilgi bağını zayıflatabilmektedir.

Bu ihmalin sonucu olarak ortaya çıkan sevgi eksikliği,

çocuğun hem psikolojik gelişimini,

hem de sosyal uyumunu doğrudan etkilemektedir.

İşte bu noktada;

okullarda görev yapan sınıf öğretmenleri ve rehber öğretmenler,

kritik bir sorumluluk üstlenmektedir.

Sevgi eksikliği yaşayan çocuklar erken dönemde tespit edilmeli,

Bu durum göz ardı edilmemeli,

Ve uzman kişiler aracılığıyla ivedilikle telafi süreci başlatılmalıdır.

Çünkü sevgisiz büyüyen bir çocuk, yalnızca kendini değil;

yarının toplumunu da eksik büyütür.

4. Öğretmenlere Düzenli Bir Şekilde Gelişim,

Ergenlik ve İlk Yardım Eğitimi Verilmelidir



Öğretmenlere verilecek eğitimler;

yalnızca kâğıt üzerinde kalan formalite programlar olmamalı,

gerçek anlamda etkili,

sahaya yansıyan ve uygulamaya dönük nitelikte olmalıdır.

Bu kapsamda;

Ergenlik Psikolojisi

Gelişim Dönemleri ve Özellikleri

İlk Yardım Eğitimi

gibi temel başlıklarda,

alanında uzman kişiler tarafından düzenli,

sistemli ve nitelikli eğitimler mutlaka sağlanmalıdır.

Çünkü öğretmen, sadece bilgi aktaran değil;

çocuğun ruhunu anlayan,

yön veren ve gerektiğinde,

hayati müdahaleyi yapabilecek en kritik rehberdir.

5. Rehber ve Sınıf Öğretmenlerinin Görev Tanımı Güncellenmelidir

Çünkü;

Anne ve baba ne kadar iyi eğitimli olursa olsun,

hatta bu işin uzmanı; psikiyatrist,

psikolog ya da aile danışmanı bile olsa,

her zaman kendi çocukları üzerinde,

beklenen etkiyi oluşturamayabilir.

Bunun tam tersi de mümkündür.

Bilinçsiz veya yetersiz ebeveyn tutumlarının olduğu,

ailelerde yetişen çocuklar ise çoğu zaman,

risk grubuna daha hızlı sürüklenebilmektedir.

İşte tam da bu noktada;

sınıf öğretmeni ve rehber öğretmenin,

rolü hayati bir önem taşımaktadır.

Çocuğu okul ortamında gözlemleyen,

davranış değişimlerini fark edebilen ve sosyal gelişimini,

takip eden bu iki temel unsur;

Erken tespit yapabilmeli,

Risk durumlarını zamanında fark edebilmeli,

Ve gerekli müdahale süreçlerini başlatabilmelidir.

Çünkü erken fark edilen bir sorun,

çoğu zaman büyümeden çözülebilir.

Bu nedenle; günümüz şartlarına uygun,

daha etkin, daha sorumluluk

odaklı bir yaklaşımla rehber ve sınıf öğretmenlerinin,

görev tanımlarının yeniden ele alınması,

artık bir tercih değil, zorunluluktur.

6. Sessiz ve İçine Kapanık Öğrenciler Mutlaka Yakından Takip Edilmelidir.

Çünkü; Sessizlik her zaman huzur değildir;

bazen fırtına öncesi bir sessizliktir.

Bu nedenle, bu tür öğrenciler dikkatle izlenmeli,

sessizliklerinin altında yatan nedenler,

mutlaka tespit edilerek,

zamanında ve doğru şekilde çözüm üretilmelidir.

7. Akran Zorbalığını Önleme

Okul öncesi ve okul çağında,

akran zorbalığına karşı,

emniyet–okul iş birliğiyle,

etkili ve kalıcı tedbirler mutlaka hayata geçirilmelidir.

8. Belediyeler, sosyal etkinlik alanlarını ivedilikle çoğaltmalıdır.

Belediyeler tarafından,

mahallelerde ve yerleşim alanlarında,

çocukların ve gençlerin güvenli vakit geçirebileceği,

oyun ve spor alanları ile sosyal etkinlikler ivedilikle artırılmalıdır.

9. Rol Model Bireyler Düzenli Psikososyal Değerlendirmelerden Geçirilmelidir



Anne, baba, öğretmen ve okul yöneticileri gibi,

rol model konumundaki bireylerin;

belirli aralıklarla psikososyal değerlendirmelerden,

geçirilmesi sağlanmalıdır.

Rol model konumundaki;

anne, baba, öğretmen ve okul yöneticileri gibi bireylerin,

belirli aralıklarla psikososyal değerlendirmelerden,

geçirilmesi sağlanmalıdır.

10. Sosyal Medya Alanında Etkili ve Kapsamlı Tedbirler Alınmalıdır



Günümüzde sosyal medya alanında,

kapsamlı ve etkili tedbirlerin alınması,

artık ertelenemez bir zorunluluk hâline gelmiştir.

Zira şiddet içerikli oyunların ve dijital içeriklerin,

yaygınlığı; çocukların ve gençlerin,

ruhsal gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir.

Bu nedenle, zararlı içeriklerin sınırlandırılması;

bunun yerine kültürel değerlerimizi yaşatan,

estetik ve pedagojik açıdan nitelikli,

profesyonel içerik ve oyunların geliştirilmesi,

büyük önem arz etmektedir.

Bu konu, ertelenebilecek bir mesele değil;

ivedilikle çözüm bekleyen önemli bir sorundur.

11. Okullarda Tek Tip Kıyafet Uygulamasına Yeniden Geçilmelidir



Okullarda tek tip kıyafet uygulamasına yeniden geçilmeli;

mümkünse ayakkabılar da belirli bir standart çerçevesinde düzenlenmelidir.

Öğrenciler arasında marka ve gelir farkını yansıtan,

kıyafet ve ayakkabı kullanımına son verilerek,

eşitlik duygusu güçlendirilmelidir.

Böylece çocukların dikkatleri dış görünüşe değil,

eğitim ve öğretime yönlendirilmeli;

marka ve lüks algısının oluşturabileceği burukluk,

kıskançlık, kin ve öfke gibi duyguların önüne geçilmelidir.

Çünkü eğitimde asıl olan görünüş değil, gelişimdir.

12. Kurumlar Arası Koordinasyon Birimi Kurulmalıdır



Milli Eğitim, Emniyet Müdürlüğü,

Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ve Sağlık Müdürlüğü,

arasında etkin bir Koordinasyon Birimi kurulmalıdır.

Çünkü hiçbir sorun,

tek bir kurumun omuzlarına bırakılacak kadar basit değildir.

Bir rehber öğretmen ya da sınıf öğretmeni,

risk taşıyan bir öğrenciyi fark ettiğinde;


bu durum,

vakit kaybetmeden ve sistematik bir şekilde,

ilgili kurumlara aktarılmalıdır.

İlk aşamada emniyet birimleri devreye girerek,

öğrencinin telefon, tablet ve bilgisayar gibi,

dijital materyalleri üzerinde gerekli incelemeleri yapmalı;

olası riskleri tespit ederek raporlamalı ve bertaraf etmelidir.

Eğer durum sağlık boyutu taşıyorsa,

süreç gecikmeden Sağlık Müdürlüğü ile

koordine edilmeli ve tedavi süreci derhal başlatılmalıdır.

Şayet öğrenci mağdur konumdaysa,

Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ivedilikle

devreye girmeli ve gerekli koruyucu tedbirler alınmalıdır.

Tüm bu sürecin etkin ve kesintisiz şekilde işlemesi için;


kurumlar arası hızlı,

sistemli ve sürekli iletişimi sağlayacak bir Koordinasyon Birimi,

artık bir ihtiyaç değil, zorunluluktur.

Çünkü geciken her müdahale,

büyüyen bir sorundur.

Koordinasyon ise,

sorun büyümeden çözümün anahtarıdır.

13. Cezalar Caydırıcı Olmalıdır



Cezaların caydırıcı nitelikte olması,

toplum düzeninin korunması açısından,

vazgeçilmez bir gerekliliktir.

Çünkü bazı çocukların işledikleri suçlar,

sonrasında kısa süreli cezaevine girip çıkmaları,

bu süreci bir ders almak yerine,

adeta bir güç gösterisine dönüştürmektedir.

Bu durum, akran grupları içinde;


“Biz yatıp çıkmış insanlarız” gibi ifadelerle,

kendilerine üstünlük alanı oluşturmalarına,

korku salarak zorbalık yapmalarına zemin hazırlamaktadır.

Oysa ceza; övünülecek bir deneyim değil,

ibret alınacak bir sonuç olmalıdır.

Bu nedenle, cezaların gerçek

anlamda caydırıcı olması artık bir tercih değil,

kaçınılmaz bir zorunluluktur.

14. Sanat ve Sosyal Derslerin Etkinliği Artırılmalıdır



Okullarda resim, beden eğitimi,

müzik ve felsefe derslerinin etkinliği artırılmalıdır.

Öğrenciler, bu derslerde bir nevi deşarj olarak,

kaliteli ve verimli zaman geçirebilmelidir.

Bu dersler; yalnızca müfredatın bir parçası değil,

aynı zamanda öğrencinin ruh dünyasına dokunan,

onu rahatlatan ve dengeleyen

önemli alanlar olarak değerlendirilmelidir.

Bu nedenle, söz konusu derslerin

etkinliğini artıracak gerekli düzenlemeler,

mutlaka hayata geçirilmelidir.

Çünkü dengeli bir birey, sadece bilgiyle değil;

sanatla, sporla ve düşünceyle yetişir.

15. Olullarda Güvenlik Tedbirleri



Bölge, konum ve öğrenci profili açısından,

risk taşıyan okullara mutlaka,

güvenlik görevlisi tahsis edilmeli;

giriş-çıkışların kontrol altına alınabilmesi için,

turnike sistemi kurulmalıdır.

16. Okullarda Akıllı Telefon Kullanımı Yasaklanmalıdır


Okullarda akıllı telefon kullanımı,

kesin olarak yasaklanmalı ve bu yasağın,

uygulanması titizlikle sağlanmalıdır.

17. Hiçbir Öğrenci Yalnız Bırakılmamalıdır

Bir çocuk düşünün…

Kalabalığın içinde ama yalnız.

Konuşuyor… ama duyulmuyor.

Var… ama yok sayılıyor.

İşte tehlike tam da burada başlar.

Bu çocuk, yaşadığı eksiklikleri;

Sosyal medyada arar,

Aile içi iletişim zayıf olduğu için,

farklı yollarla gidermeye çalışır.

Bu mesele aslında karmaşık değildir;

ancak ihmal edilirse bedeli son derece ağır olur.

Yapılması gerekenler açıktır:

Öğrenciyi yalnızca notuyla değil,

ruhuyla da tanımak,

Özellikle sessiz kalanları fark etmek,

Çünkü en riskli profil; sessiz,

içine kapanık ve yalnız öğrencidir.

Bu öğrencilerle güçlü bir sosyal bağ kurmak ve onları,

asla yalnız bırakmamak,

Sunulacak psikolojik desteği formalite,

olmaktan çıkarıp, gerçek anlamda profesyonel bir sürece dönüştürmek.

Unutulmamalıdır ki; yalnız bırakılan her çocuk,

zamanla kendi içinde kaybolur.

18. Çocukta Görülen Olumsuz Belirtiler Titizlikle Değerlendirilmelidir



Tüm olumsuz belirtiler,

hiçbir ayrıntı göz ardı edilmeden titizlikle değerlendirilmelidir.

Unutulmamalıdır ki;

saldırılar aniden ortaya çıkmaz,

çoğu zaman öncesinde çeşitli uyarı sinyalleri verir.

Bu sinyaller fark edildiği anda,

gerekli müdahaleler vakit kaybetmeden ve gecikmeksizin yapılmalıdır.

Çünkü zamanında fark edilen her risk,

önlenmiş bir felakettir.

SON SÖZ



Unutmayalım;

Bir çocuğun içinde büyüyen öfke,

görmezden gelindikçe değil,

anlaşıldıkça söner.

Çünkü;

görülmeyen her çocuk,

yarının en büyük riski hâline gelebilir.

{ "vars": { "account": "UA-91479741-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }