Hayattan Beklentilerimiz

Abone Ol

Hayattan beklentilerimiz nelerdir?

Hiç düşündünüz mü?

Ben düşünüyorum da, yaşamımız boyunca hiçbir farklılık ve üstünlük havasına girmeden, düz, sade, şeffaf ve mütevazı bir insan olarak yaşayabilsek ne güzel olurdu.

Usulüne uygun ve hayattan olması gerekenin üstünde fazla beklentili olmadan.

Dünyanın dört bir yanını dolaşarak, insanların din, dil,  ırk ve renk farklılığına girmeden, birebir görüşsek, tanışsak, yardımlaşsak, ne güzel olurdu.

Menfaate dayalı olmayan beklentisiz bir havayı yakalayabilsek, ne güzel olurdu.

Ne güzel olurdu, insanlara bilinen genel kabul görmüş hak ve hakikatleri anlatabilsek.

Hiçbir beklenti içerisine girmeden, insanlığın gereği olan değerleri paylaşabilsek.

Ne güzel olurdu, insanların temiz saf ve bir o kadar da dupduru olan duygu ve düşüncelerimizi, yaş, mevki, makam, şan, şöhret gibi özelliklerine bakmadan, yapılması gereken neyse yapabilsek. Elbette bunları uygulamaya koyarken karşı çıkacaklar, menfaatlerine ters düştüğü için engel olmaya, setler kurmaya çalışacaklar olacaktır.

Bizler doğru, düzgün ve insanca yaşamaya gayret edecek, sonra insanlara nerede, nasıl yaşıyorsak, bulunduğumuz yerin hesabını yaparak, sadece insanlığın gereği olan mesajları ulaştıralım gereken yerlere.

Varlığımızı, var olmamızı enaniyet havasına sokmadan, insanların mutluluk ve huzuru için harcamaya azami gayret gösterelim.

Unutmayalım!

Kişi mutlu ve huzurlu oldu mu, aile, toplum ve dolasıyla milletler mutlu olacaktır.

Gerek dinin, gerekse insanlığın kabul gördüğü müşterek değerlerin gereği de bunları yapmayı gerektirir.

Maddi menfaatleri bir yana bırakarak, Allah rızasını kazanmanın sebeb-i hikmeti olan bu davranışlarla belki bir bakıma iç huzura ermiş olacağız.

Başkaları mutlu olduğunda, bizlerde mutlu oluruz. Yok, eğer mutlu olamıyorsak, daha benlik duygusundan kurtulamamışsak, hesabını vermenin zor olduğu bir yükün altına girmişiz demektir.

Fıtratı gereği insanoğlu hata yapmaya meyillidir. Ancak uyarma ve akli melekesini kullarak bazı müspet olmayanı yapmamaya, uygun, doğru davranışları yapmaya, süreklilik kazanmaya çalışır.

Malum insan, yaradılışı gereği bazı nefsani zaaflarından dolayı zayıftır. Her an hata yapmaya müsaittir. İşte hata etmemek için, sahip olduğu olumlu değerlerine sıkı sıkıya yapışmalı, uzaklaşmamaya çalışmalıdır.

Önemli olan yapılan hatalarda ısrarcı olmamak, mümkün olduğunca vazgeçmektir.

Her zaman insanların karşısına iyi veya kötü olmak adına çeşitli fırsatlar çıkar.

İşte esas mesele bu iyi fırsatlar çıktığı zaman bunları değerlendirmektir.

Ayağa kalkarak, sendelemeden yoluna dimdik devam edebilmektir mesele.

Esas mesele, hayattan beklenilen doğru olabilecek fırsatlar yakalandığında, hata ve yanlışlıkta ısrar etmeden değerlendirme yoluna gitmektir.

Bu olumsuz hata ve davranışlara düçar olanlaraı da hiçbir maddi menfaat gözetilmeksizin yardımcı olmalıdır insan. Çünkü bizim mutluluğumuz başkalarının mutluluğuyla eşdeğer olmalıdır. Bunları yaparken komplekse girmeden, benlik duygusunu bir kenara bırakarak, insani değerler çerçevesinde, beklentisiz menfaatsiz insanlara her türlü katkı ve yardımda bulunmak gerekir.

Bir beklentim var,  insanca yaşamak.

Ne maldır ne mülk, inan sevmiyorum.

İyilik varsa,   yük olsun taşımak.

Ne maldır ne mülk, inan sevmiyorum.

Kerim BAYDAK