Evdekiler Ne Güzel İnsanlarmış

Abone Ol

             Herkesin çocuğu, kendisine göre en iyi çocuktur.

Normal yaşantısı olan her ailede, çocuk tabi ki gülecek, oynayacak eğlenecek ve yaramazlık yapacaktır.

Normalde böyle davranmayan bir çocuğun problemleri, sıkıntıları var demektir.

Çocuk okula gidiyorsa, eve döndüğünde, dışarıda biraz oyun oynaması gerekiyor.

Ancak günümüz çocukları, eve varır varmaz; çantayı, defteri, kitabı bir kenara fırlatarak, doğruca bilgisayarın başına, oturup, oyun oynamaya başlıyor

Kaldırabilene aşk olsun.

Hele anne-baba da bir yerlerde çalışıyorsa, işte bu onun bayramıdır.

Ne karışanı vardır, ne gözetleyeni, ne de şunu-bunu, yap-yapma diyeni...

Ta ki iş bitimine yakın, pencereden bakıp, anne veya babasının geldiğini gören kadar…

Düşünün böyle bir çocuk evde ne hale gelir, ne/neler yapar, nasıl davranır…

Bütün ebeveynlere göre, kendi çocukları -tabiri caizse- melektir.

Yalnızlığa mahkûm olan çocuk, havayla, suyla, insanlardan soyutlanmış demektir.

Bu da çocuğun mutsuz olmasına, büyüse bile sürekli şikâyet eden, psikolojisi bozuk, kişiliği gelişmemiş bir birey haline gelmesine sebep olmaktadır.

Belki de “ben neden bu dünyaya geldim ki?” diyerek feveran edecektir.

Başıboş, kendine buyruk yetişen çocukların toplum içine girmesiyle, ne olduğu anlaşılmayan bir nesil yetişmesine sebep olmaktadır.

Psikolojisi bozulan çocuk, yalın, yalnız, tek başına bir şey beceremeyecek şekilde, içinde çıkılamayan bir hale dönüşür.

Öncelikle çocuğun sosyalleşmesi gerekmektedir, ancak bu bilgisayar başında vakit geçirmekle, sanal bir dünyada yaşamakla olmayacaktır.

Genellikle çocuklarımızı bu duruma bizler düşürüyoruz, kanısındayım.

Onları içeri kapatmakla, bin bir türlü tuzağın olduğu sanal dünyalara hapsetmekle, belki de en büyük kötülüğü, onlara biz yapıyoruz.

Çok tuhaf çocuklara sahip olmaktayız.

Eskiden eve girmeye ikna edemediğimiz çocuklarımızı, şimdi dışarıya çıkarmaya ikna edemiyoruz.

Garip bir çelişki içerisinde çocuklarımızı yetiştiriyoruz.

Çocuklarımızı obez olmadan, dışarıda arkadaşlarıyla, cadde, sokak ve boş arazilerde oyun oynadığına şahit olmak, inanın benim gibi bütün ebeveynleri mutlu ettiği kanısındayım.

Biz mi değiştik, çocuklarımız mı değişti, zaman mı değişti, yoksa ilerleyen zamanla beraber olması gerektiği bir yaşam tarzımı oluştu, bilemiyorum.

Her ne olduysa, olan her zaman çocuklarımıza, geleceğimize, yarınlarımızı teslim edeceğimiz gençliğimize olmaktadır.

Biraz daha dikkatli olmak, biraz daha çocuklarımıza üstüne titreyerek onlara sahiplik etmek gerekmez mi?

Çok ilginç bulduğum ve aynı zamanda da çok üzüldüğüm küçük bir anekdot arz etmek istiyorum sizlere.

“Elektriğin kesildiği bir zamanda, oyalanacak başka bir şey bulamayan ve teknoloji müptelası olan bir çocuğun, aile bireyleriyle oturduğunda, çok manidar olan şu sözleri; “evde ki insanlar ne güzel insanlarmış, onlarla tanışma fırsatı buldum!” demiş.

İşte, şu an ki çocuklarımızın durumu budur.

 

Kerim BAYDAK

kbaydak61-arta@hotmail.com

{ "vars": { "account": "UA-91479741-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }