Çok Şükür Ben De Emekli Oldum

Abone Ol

Evet, artık biz de emekli olduk. Emekli olduk dediysek, öyle hayattan, yazı yazmaktan emekli olmadık tabi ki. Hele yaşamdan hiç emekli olmadık. Sadece iş hayatından emekli olduk.

Yaklaşık 40 yıllık kamu hizmetimizi tamamlayıp, 01.01.2026 tarihi itibariyle emekliye (takavvut olduk) ayrıldık.

Bu süre zarfında, iyi-kötü zamanlarımız oldu. Kalıcı dostluklar kazandık. Çok kişiler tanıdık. Sıkıntılarımız da oldu, mutlu, huzurlu, unutulmaz anlarımız da oldu. Güzelliklerle dolu unutulmaz anılar biriktirdik. Sağlık problemleri yaşayarak üzüldüğümüz de oldu, güzel haberlerle sevindiğimiz de oldu. Sevgi, saygı, hürmet çerçevesinde, dik olarak diklenmeden alnımız ak, yüzümüz pak olarak, mevcut görevimizi tamamlayarak iş hayatımızı sonlandırdık, çok şükür.

Yoğun ve kalabalık bir çalışma ortamından sonra, çok farklı bir ortama ve yaşama uyum sağlamak gerekiyor. Kendine yepyeni bir yol haritası çizme ihtiyacı hâsıl oluyor. Emekliliğin herkes üzerindeki etkisi farklı oluyor Bu kişilik yaklaşım ve karakteriyle de alakalı olabiliyor.

Hayatı boyunca bugünü sabırsızlıkla bekleyen de var, bunu hayal eden de var, emeklilikten korkan da var. Genel bir çerçeve de değerlendirecek olursak: kişiliğin ve karakterin kesintiye uğraması, özgüvende zorlanma, idrak ve yorumlamanın kesintiye uğraması, emeklilik sonrası boşluğa düşme, topluma adapte olmak adına yeni bir işe girişme, ölüm korkusu, sosyal ilişkilerin yeniden düzenlenmesi, yeniden kabul görme gibi birçok sorun ve problemle karşıya karşıya kalıyorsunuz. Çok fazla üzerinde durmamaya ve düşünmemeye çalışsanız da; yine de kendinizi soyutlayamıyorsunuz.

Bu kadar uzun bir süre aynı yerde, aynı mekânda, aynı işe baktığınız bir sürecin sonunda bir an da ayrı kalmak, ister istemez insanı öz eleştiriye, derin bir düşünceye sevk edebiliyor. Bir yarınız dışarıda kalsa da, halen bir yarınız daha orada gibi oluyor.

“Acaba diyorsunuz, acaba emekli olmakla boşlukta mıyım, korkuyor muyum?”

“Mutsuzum, boşluktayım, korkuyorum,” desem de yalan.

“Mutluyum, boşlukta değilim, korkmuyorum,” desem de yalan.

Tabiri caizse, “araftayım, iki arada bir deredeyim” denir ya, işte öyle.

Doğrusunu söylemek gerekirse, “emeklilik öncesi neydim, emeklilik sonrası ne oldum, ne yapacağım, ne olacağım” diye düşünmeden edemiyor?

Etraflıca düşündüğüm zaman, diyorum ki acaba;

“Şimdi emekli oldum ya; çok yoğun, kalabalık ve stresli bir iş hayatından sonra, akşama kadar evde oturup, yatıp, gezip geçmişin acısını mı çıkaracağım ya da evin içinde ayakaltında gezerek, evin düzenini bozduğumuz için, hanımla bolca tartışmalar mı yaşayacağım?”

Bilmiyorum, bilemiyorum!

“Artık işe gidecek, hesap verecek, mesaiye uyacak, rutin bir şeyler yapmayacak olmamdan dolayı, ben de emekliler parkına giderek, akşama kadar boş oturacak, bastonuna dayanarak, gözlüklerinin üzerinden bakarak, dedikodu yapacak, emekliler tayfasına mı katılacağım?”

Bilmiyorum, bilemiyorum!

“Bugüne kadar aksattığım belki de ertelediğim inancımın gereklerini yaparak, evden camiye, camiden eve mi gidip geleceğim?”

Bilmiyorum, bilemiyorum!

“Bugüne kadar yayınladığım 7 kitabın yanında, binlerce köşe yazısı ve şiirlerime ara verecek ya da son mu vereceğim, yoksa daha da yoğun olarak devam mı edeceğim?”

Bilmiyorum, bilemiyorum!

“Geçmiş acı yaşanmışlıkları unutmak ve özlemi çekilenleri telâfi amaçlı olarak, seyahatlere çıkarak, yeni yerler keşfedip, yeni insanlar mı tanıyacağım? “(Gerçi istesem de gidemem, çünkü alacağım emekli maaşıyla mümkün değil.)

Bilmiyorum, bilemiyorum!

“Emekli olursan yanımıza uğra, bize takıl, mevcut bilgi birikim ve tecrübelerinden faydalanırız diyerek, mevcut çalışma azim, gayret ve kararlılığımı başka bir mekân ve işte mi değerlendireceğim?”

Bilmiyorum, bilemiyorum!

“Hem evden, hem hanımın dilinden kurtulmak, hem de bir yerden başlayarak farklı bir iş dalında para kazanabilmek amacıyla, düşüncesiyle, küçük bir dükkân kiralamalı, ofis amaçlı zaman mı geçirmeli miyim?

Emekli aylığımla ne bir çocuğu evlendirecek ne de bir işyeri açabilmeye yetmeyeceğinden, ne satarsak kârdır diyerek, nasıl bir ticaret yapmalı mıyım?

Bilmiyorum, bilemiyorum!

“Her şeyden elimi eteğimi çekip, biraz da insanlardan uzaklaşarak, meyve ağaçlarıyla dolu bahçemde, tüm zamanımı orada yeşillikler içerisinde börtü böcekle mi geçiririm?”

Bilmiyorum, bilemiyorum!

“Belki de hiç bir şey yapamayacak, evde oturup, torun torbayla vakit geçireceğiz.”

Bilemiyorum!

Bildiğim tek şey var; o da artık çok sevdiğim, çalışmaktan gurur duyduğum, hummalı bir çalışma ortamından emekli olduğum, emekliler kervanına benim de katıldığımdır.

Bakalım Mevlam neyler.

İnanıyoruz ki neylerse güzel eyler.

Hayırlısı bakalım, bekleyip göreceğiz.

Kerim BAYDAK

kbaydak61-artan@hotmail.com

{ "vars": { "account": "UA-91479741-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }