Ben Büyüyünce...

Abone Ol

“Ben büyüyünce doktor olcam. “ derdim çocukken. Yetişme çağımda avukat olmaya karar verdim ve sonunda öğretmen oldum. Fakat hiç insan olmaya çalışacağım aklıma gelmezdi. Şimdilerde çabam bu.

İnsan olmak ama Tanrı rolünü kapmaya çalışmadan üstelik. İnsan olmak derken; zaaflarımla, arzularımla, yaptıklarımla yapamadıklarımla farkında ve tadında yoğrulmak için çaba içinde olmayı kastediyorum öncelikli olarak.

Büyümek bunun neresindedir? Açıkçası, o tek ve mutlak yanıtı bilmiyorum. Bende olana da ancak yaşadığım ve fark edebildiğim kadar temas ediyorum.

Bu günlerde gezecek yer kalmadığı için, tek başıma çıktığım kısa yürüyüşlerde genelde ara sokakları tercih ediyorum. Özellikle bahçeli evlerin bulunduğu sokakları arşınlıyorum değişik yönlerden girip çıkarak. Hiçbir açıyı kaçırmak istemiyorum. Örneğin dün bildik sokağa, çok ufak bir açıdan sapmayla giriş yaptım, köşeye gizlenmiş bir evi keşfetmek bana öyle büyük bir haz verdi ki! Sanırsınız dünyayı yeniden keşfettim. Fakat ev de ev canım. Ayrıntıları vermeye kalkarsam sanki yeterince başarılı olamayacağımı ve eve haksızlık edeceğimi düşündüğümden değinmiyorum. Sık sık ziyaret edeceğim, belki zamanla o gücü bulurum kendimde.

Asıl mesele büyümekle ilgili bana ne hissettirdiği bu evin; içine girip uyumak istedim. Çok huzurlu uyku çekebileceğimi hissettirdi o ev bana.Bunu Torbalı’ da daha önce bu kadar net hissettiğimi anımsamıyorum. Çünkü Torbalı benim doğduğum ve sonra da büyümek zorunda kaldığım bir memleket. Büyüyünce ne yazık ki bana deliksiz uykular haram oldu.

İki yaşındayken Torbalı’ dan ayrılmışız. İzmir’in Selçuk, Kiraz ilçeleri ve sonra da merkez olmak üzere yıllar birbirini kovaladı. Ben de o kovalamacanın içinde bir şeyleri yakalayacağım derken, baktım ki film sonuna gelmişiz. Bütün bunları ben mi yaşadım ya, diyerek hayretle döndük başa.

Size bazı çapa atan sesler, görüntüler, kişiler, anılar hiç beklenmedik bir anda çıkar gelirler ya. Anlam vermekte zorlanırsınız. Sonra yavaş yavaş oturur taşlar yerine. Bana da öyle oldu o evin etrafında dolaşırken hayran hayran; birden Kiraz’ a yıllar sonra annemle ziyaretimiz geldi aklıma. Arabam vardı o zaman. Dip komşumuzu da aldık karı koca yanımıza, onların bağına gittik. O bağda, ağacın altında, suyun başında çektiğim o derin uykuyu anımsadım birden. Bu tip bir şeyi, Kiraz, Selçuk, İzmir merkez’ de yaşamam doğal geliyordu. Fakat dediğim gibi “ büyümekle “ ilgili bir yığın gerçeği yaşadığım Torbalı’ da mümkün değil gibi düşünüyordum herhalde. Çünkü burası atalarım ve onlardan geriye kalan en başta annemin memleketi gibi geliyordu. Gelenekten kaynaklı o kadar çok zorunlulukların arasında huzuru bulmak bana zor olanmış gibi geldi hep. Fakat pandemi dönemi böyle köşeye sıkıştırınca, burada da kendiliğinden gelişen kabullenme huzuru getirdi sanırım ve uyumak istedim o evde.

Benim anlamlar dünyamda yalnızca bugün için büyümek, duygularımın da sorumluluğunu almak. İstediğim; duygularımı tanımak, onları doğru adlandırmak, sonra da onları abartmadan ve yok saymadan yaşamak. Kolaylıkla ve sevgiyle Olsun.