Bakılacak falın mı var?

Abone Ol

 Bir yanda dumanlar tütüyor, bir yanda şişelerde bazı sıvılar fokurduyordu. Bakılacak falı olanın uğrak mekânıydı bu mekân. Senin de bakılacak falın mı var, kendine bir sor istersen?

Saçı başı dağınık, sakalının her bir teli başka adresi gösteriyordu.

Bizim oralarda hölbe göz derlerdi ya, aynen gözü öyleydi ama cin gibi, sağı solu kolaçan ediyor, bazen gözünü kapatıp, inzivadaymış moduna giriyordu. Trans hali anlaşılan, gaiplerden bir ses bekliyor, yalanlarına yeni yalanlar ekleyecek belki de…

Uçuk kaçık bir kıyafeti vardı.

Hani modern uçuk kaçıklardan…

Müşterisi yüksek kesimden olunca, kılığına kıyafetine de dikkat etmesi gerekiyorsa, işte o kadar dikkat ediyordu.

Sabahın ilk ışıklarıyla uyandı, mükellefe yakın kahvaltısını etti.

Keyfine diyecek yoktu. Bugünlerde işleri hatırı sayılır oranda artmış, devletin yüksek kademelerinden bakılacak falı olanlar kapısını aşındırır olmuştu.

Sıklıkla gelen müşterileri de vardı.

Kısa boylu gözlüklü olan adam çok sık gelirdi.

Sürekli ben başbakan olmalıyım diye falcıya yüklü miktarda bahşiş bırakırdı.

Gaiplerden gelen ses, daha zaman var diyordu, ucu açıktı bu zamanın.

Bir ümit vermiyordu falcı, açmıyordu kapatılan fincanlar, tütsülenen şişeler.

Her seferinde verdiği bahşişleri geri almaya niyetleniyordu ama bir ümit vardı, daha zamanı değildi.

Demek ki gelecek olan bir zaman, gülecek olan bir yüz, oturulacak olan bir koltuk vardı; kendisini bekliyordu, uzun yıllardır.

Bugünlerde farklı partilerden çok sayıda hatırı sayılır müşterisi vardı.

Yüksek meblağda bırakılan bahşişler, keyfili bir kahvaltı yapmasına neden olmuştu falcının…

Keyif çayını da içince yardımcısına seslendi.

Sanki kapıyı dinliyormuş gibi içeriye giren yardımcısının da kılık kıyafeti kendisine benziyordu ama yardımcı kadındı.

Kızıl saçlı, yer yer mavi röfleli, bazı bölümleri ise kuaförde kıvırcık yapılmaya çalışılmışsa da becerilemediği belliydi.

Bir gözü sağa, diğer gözü sola bakıyordu. Mübarek sanki Türkiye gibiydi, hem sağcıydı, gerektiğinde solcu.

Salaş kıyafetini çekiştirerek, falcı ustasına “buyur” dedi, “bir emriniz mi var?

Yok” dedi falcı, “keyfimden çağırdım. Yahu bir isteğim olmazsa ne diye çağıracağım, o meymenetsiz suratına mı meraklıyım?

Üzüldü kız, boynunu büktü. Tavrıyla Küçük Emrah’ın hanım şekline büründü.

Tamam, tamam alınma” dedi falcı, gönlünü alarak.

Bak bakalım, bugün kimlere randevu vermişiz?

Yardımcı kız baktı, yine o kısa boylu gözlüklü adam gelecekti, tam saat onda…

On bir civarında bir kadının randevusu vardı, bir partiye genel başkan mı ne olacakmış.

Onun derdi başkaymış, genel başkanlıktan önce kongre olacak mı, olmayacak mı, olacaksa ben kazanacak mıyım, kazanamayacak mıyım .. gibi çok seçenekli beklentilerden birisine cevap arıyormuş.

Para sorununun olmadığın, her daim deniz aşırı ülkeden nakit aktığını bir ara ağzından kaçırdığını da söyledi falcıya…

O hanım siyasetçinin partisinde bir başka adaylar da varmış, saat 12,13 ve 14’te…

Bir de kısa boylu, saçları dökük, bıyıksız ve gözlüksüz bir siyasetçi varmış. O da tam 15’te gelecekmiş.

Onun dersi de partim bölünecek mi, koltuğum gidecek mi, muhalefet kazanacak mı, yoksa yine ben kazanacak mıyım gibi çok seçenekli istekler bütünüymüş…

Oh.. oh” dedi falcı, ellerini ovuşturarak…

Devam etti yardımcı kız, bugün başbakan olmak isteyen beş kişi de vardı ama yoğunluk var dedim, yarına randevu verdim, deyince falcı köpürdü;

-Kızım, hepsine bugün randevu vereydin. Bugünün tavuğu, yarının kazından iyidir.

Bu dönem bizim parsayı toplama dönemimiz.

Yarın ne olacağı belli olmaz.

Hepsinin gözü kulağı mahkemede, olacak mı, olmayacak mı diye.

Mahkeme sonuçlanırsa bir siyasi görüşe mensup müşterileri kaybederiz.

Peki peki neyse yarın olsun.

O zaman elini çabuk tut, önce şu daimi müşterimizi alalım. Nasılsa daha zamanı var diyeceğiz, o kadar tütsüledikten sonra.

Onun cevabı belli de, şu diğer partiye gaipten bir ses yok. Ne kadar el varsa içine dalmış, benim falım, onları paklamaz dedi, güldü.

Yardımcısı da gülerek çıktı dışarıya ve yine gülerek ilk müşteriyi içeriye aldı.

Sonra diğerini, sonra diğerini ve sonra da diğerini…

Her gün, hepsine benzer cevaplar veriyor ama sanki farklı cevaplar veriyormuş gibi ikna etmeyi de beceriyordu.

Asıl sorun yarınki müşterilerdeydi.

Sonucu belli bir seçim ve seçilenin başbakan olacağı kesin bir konuda falcıya ne hacetti ama işin ucunda müşteri memnuniyeti ve alacağı bahşiş vardı…

Şu siyaset çok ilginçti ama bir umuttu işte, parayla alınabileninden…

 

Tweetimden Seçmeler

Bir işe kalkıştığınızda iki şeye hazır olun;

 1-İşiniz iyi giderse sizin bir dahi olduğunuzu bilenlerin övgülerine.

 2-İşiniz ters giderse "ben demiştim" diyenlerin akıl vermelerine...

{ "vars": { "account": "UA-91479741-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }