AYNALAR

Abone Ol

“ Her insan, Tanrı’nın baktığında kendisini görmek isteyeceği bir aynadır.” Diyor Dr. Robert Svoboba.

Bunu anlayabiliyorum, fakat kabullenmelerimi tam olarak hallettim diyemiyorum. Yine kendimden yola çıkarak diyorum ki, ne zaman özellikle bedenimle ilgili takıntılarımdan özgürleşeceğim; ancak o zaman belki bu sözün içeriği bende de içselleşecek.

Sağlıklı beslenme ile kafamı bozdum şu sıralar. Okuyorum, araştırıyorum, uygulayabildiğim kadar uyguluyorum. Derken bir de baktım ki ev “ sağlıklı beslenme” adına hiç de “ sağlıklı” olmayan bir görüntüye sahip olmuş. Her tarafta kitap yayıntısı, olumlama çalışmaları adı altında yapılan ilk bakışta yayıntı izlenimini veren bir sürü obje çalışması ve uygulama alanları derken ortalıkta adım atılacak yer kalmamış durumda. Bu durum da geçici biliyorum. Değişime ayak uydurdukça daha sadeleşeceğim kendim de evim de.

Yaşamın tüm paradoksları gibi bu da ilginç geliyor aslında bana. İyi ki yalnızım diyor bir yanım, uygulama açısından bana özgürlük tanıdığı için; diğer yanımda diyor ki, yalnız olduğun için bu kadar abartıyorsun. Bilemiyorum.

Yalnızca bazı deneyimler yaşıyorum içsel olarak hem canım yanıyor hem de seviniyorum değişime ayak uyduruyorum diye. Geçen gün okuduğum bir kitapta yine kendini paylaşan bir bayanın yazısında okuduklarım öyle tanıdık geldi ki,( hiç yapmadığım bir şeymiş gibi) oturdum ağladım. Uzun uzadıya yazıdan alıntı yapmayacağım. Sadece geçmişten bugüne kendimdeki gelişimin altını çizmek adına bir pasajı aktaracağım. Şöyle diyor aktarımın bir yerinde:” Biliyor musun? Telefonda pizza ısmarladığımda iki kişilik büyük boy pizza ısmarlıyorum. Kimse yalnız olduğumu anlamasın diye. Kendim yalnız olduğumu anlamayayım diye.”

Evet, çoğu korkularımın üzerine gidebiliyorum artık. Örneğin, geçen hafta pazardan 250 gr. Bamya aldım ve yalnız olduğum için ancak tüketebiliyorum, dedim. Hep birilerine adanmış yiyeceklerim vardı, hiçbir zaman o birileri olmazsa o yiyecekleri tek başıma alıp yapmazdım, yemezdim. Bugün onları yapar hale geldim. Örneğin, tek başıma da kalkıp balık ya da salata yapıp yiyebiliyorum. Hangi birini sayayım ki… Dönüp yaşamıma baktığımda devrim diyebileceğim şeyler yapıyorum sağlıklı beslenme adına.

En çok da su içmeye başladım, ona çok seviniyorum. Haa, bu arada Buket Uzuner’ in söyleşisine katıldım ve daha dün “ Su” adlı eserini bitirdim. Ne alaka demeyin. Kadim öğretilerden yola çıkılarak bence özellikle insan yaşamında suyun önemi ve sağlıklı yaşam ilkeleri çok güzel kurgulanmıştı romanda. Anlayacağınız tamamen hedefe yönelik ayak işlerini yapmanın huzurunu yaşıyorum.

Böylece aynanın karşısına geçip yalnızca bugün için şöyle diyebilirim:

“ Ayna ayna söyle bana benden huzurlusu var mı bu dünyada?”

Not: Geçmişten bir kesit. Yeni yılda eşlik etsin istedim yenilerine.