AVRUPA GEZİSİ- FRANSA PARİS (2)

Abone Ol

              Şehre oldukça uzak bir banliyöde yer alan otelimize ulaştığımızda saat gece 22.00’yi geçmişti. Ağırlıklı olarak bakımlı bahçeler içinde lüks iki katlı evlerden oluşan semtin sessizliği dikkatimi çekti. Yollarda tek tük araç gördük, neredeyse hiç insan görmedik. Kedi köpek türü sahipsiz sokak hayvanı görmekse imkansız, bu canlıları gezimiz boyunca hiç sokakta görmedik. İlgimi çeken bir başka şeyse bu evlerin karanlık ve sessiz oluşuydu. Sadece bir odadan dışarı zayıf bir ışık sızıyordu. İnsanlar yaşıyor ama varlıkları hissedilmiyordu. Bakımlı temiz caddeler, lüks güzel evler ama hareket canlılık yok. Neredeyse terk edilmiş, hayalet şehir görüntüsündeydi. Açıkçası bu sessizlik hiç hoşuma gitmedi. İnsanlar otomatiğe bağlanmış gibi gündüz işine gidiyor, akşam evine kapanıp kendi dünyalarına çekiliyor, hafta sonu da eğlence mekanlarına gidiyorlarmış. Gözünü sevdiğimin vatanım biz öyle miyiz?  Aile ilişkilerimiz, komşuluk ilişkilerimiz düşünüldüğünde çok farklıyız. 

                Belki yolculuk boyunca yemek için hiçbir yerde durmamış olmamız olmanız dikkatinizi çekmiştir. Evet yemek için durmadık. Neredeyse gün boyu otobüsteydik. Gezi öncesi rehberimiz hepimizi arayıp, ‘’Gezi programının yoğunluğundan ilk gün yemek molası veremeyeceğimizi, yanımıza yiyecek almamızı .’’ söylediğinden hepimizin yiyecek stoğu kuvvetliydi. Sandviç, kahvaltılık, bisküvi çeşitleri, meyve ve kuruyemiş dışında aramızda börek ve kuru patlıcan biber dolması getiren arkadaşlarımız bile vardı.

 

                Otelimize yerleşip, günün yorgunluğundan deliksiz bir uykunun ardından sabah yedi’de kalkıp kahvaltıya indik. Kahvaltı salonunda Müslüman olduğumuz için bize özel bir bölüm ayrılmıştı. Fransızların kahvaltı kültürünün olmadığını söylemişlerdi ama bu kadarını tahmin etmemiştim doğrusu. Menüde çay vardı tahmin ettiğiniz gibi poşet çay. Bizim kaşar peynirini andıran dışında siyah bir kabuk olan kağıt gibi kesilmiş peynirler, bu peyniri daha sonra her yerde gördüm. Sade ve çikolatalı olmak üzere iki adet kruvasan. Kruvasan nedir? Derseniz. Küçük milföy hamuru benzeri daha yumuşak ve daha ince, rulo şeklinde fırında pişirilmiş börek benzeri bir şey. İçine biraz çikolata koymuşlar. Olmuş size çikolatalı kruvasan. Ama biz harika bir kahvaltı yaptık. Daha önceden birbirini tanıyan dokuz kişilik bir gruptuk. Yanımızdaki malzemelerle tereyağından ,balına, reçeline, kaşar paynirinden, beyaz peynirine, tulum peynirine, zeytinine, dometesine , salatalığına kadar bir dolu şeyin yer aldığı çok güzel bir kahvaltı masası hazırladık. Özellikle otelde konaklayan Uzakdoğu’lu müşterilerin ve otel çalışanlarının şaşkın bakışları arasında afiyetle yedik.