Arada Kalmış Bir Kuşağın Hikâyesi

Abone Ol

Biz öyle şanssız bir kuşağız ki…
Ne tam eskiyiz ne de tam yeni.
Ne gelenek kadar sertiz ne de modernlik kadar özgür.

Çocukluğumuz, “büyüklerin yanında susulur” cümlesinin gölgesinde geçti. Otorite kutsaldı. Sorgulamak saygısızlıktı. Duygular lükstü. “Ben üzgünüm” demek zayıflıktı. Özgüven kelimesini duyduk ama tadını pek bilmedik. Sevildik belki ama çoğu zaman sevgiyi hissetmeyi öğrenemedik.

Ezile büzüle büyüdük.
Yanlış yapmaktan korkarak, sesimizi kısmayı marifet sanarak, içimizde birikenleri yutarak…

Sonra bir gün büyüdük.
Anne olduk, baba olduk.

Ve dedik ki: “Biz çocuklarımıza bunu yaşatmayacağız.”

Otoriteyi yumuşattık.
Korkuyu kaldırdık.
“Arkadaş gibi ebeveyn” olalım istedik.

Ama şimdi başka bir uçtayız.

Evlatlarımız bizi dinlemiyor. Sınır tanımıyor. Sözümüz, eskisi gibi “kanun” değil. Hatta bazen roller karışıyor. Sanki onlar ebeveyn, biz çocuk olmuşuz gibi…
Kararları onlar veriyor, biz ikna etmeye çalışıyoruz.
Ses yükseltsek suçluluk, yükseltmesek çaresizlik.

Biz, iki dünyanın arasında sıkışmış bir kuşağız.
Ne gördüğümüz gibi davranabiliyoruz ne de tamamen görmek istediğimiz gibi yetiştirebiliyoruz.

Çünkü biz, baskıyla büyüyüp özgürlük vermeye çalışan bir nesiliz.
Ama özgürlük ile sınırsızlık arasındaki ince çizgiyi yürürken dengemizi kaybediyoruz.

Bir yanımız hâlâ çocuk…
Annesinden, babasından alamadığı onayı arayan o küçük çocuk.
Diğer yanımız ise “doğru ebeveyn olma” telaşında yorulmuş bir yetişkin.

Belki de sorun şurada:
Bizden önceki kuşak korkuyla disiplin kurdu.
Biz sevgiyi merkeze aldık ama sınır koymayı ihmal ettik.

Oysa çocuk hem sevgi ister hem sınır.
Hem anlayış ister hem rehberlik.
Hem şefkat ister hem yön.

Şimdi yorgunuz.
Hem geçmişimizin yükünü taşıyoruz hem ebeveynliğin sorumluluğunu.
Hem kendi içimizde büyümeye çalışıyoruz hem çocuk büyütüyoruz.

Ama şunu unutmayalım:
Biz kötü ebeveyn değiliz.
Sadece geçiş döneminin ebeveynleriyiz.

Bir köprü kuşağıyız biz.
Baskıdan özgürlüğe geçişin köprüsü.
Belki en rahat nesil değiliz ama en farkında olan nesiliz.

Belki hatalar yapıyoruz.
Ama en azından şunu biliyoruz:
Korkutarak değil, anlayarak; bastırarak değil, konuşarak yol almak istiyoruz.

Ve belki de bütün yorgunluğumuza rağmen en büyük umudumuz şu:
Biz tam başaramasak bile, çocuklarımız bizden bir adım daha sağlıklı, bir adım daha özgüvenli, bir adım daha dengeli büyüsün.

Belki bizim payımıza düşen, mükemmel ebeveyn olmak değil; zinciri kıran ebeveyn olmak.

{ "vars": { "account": "UA-91479741-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }