Anten Kuntin İşler!

Abone Ol
Her evin çatısı bir zamanlar antenlerle süslüydü. Pencereden biri konut verir, çatıdaki ise frekans arardı. “TAMAM ÖYLE KALSIN” dendiği anda, anten sabitlenirdi. Toplumların gelişimi, kanun ve nizamlarla şekillenir. Belli dönemler için, günün ihtiyaçları dahilinde frekanslar bulunur, anayasal teminatlarla sabitlenir. Hayatın tüm katmanları bu frekanslarla ayakta durur! Frekansların karıştığı durumlarda toplumdan cızırdamalar ortaya çıkar!
Toplumların ileriye doğru gelişim göstermesi hayatın doğal akışına ters değildir. Sürekli gelişim, toplumsal devinim hayatı olumlu anlamda etkiler. Süreklilik arz ettiği sürece, insanın hayata bakış açısında belli farklılıklar ve paralelinde çağa uyum sürecini bir çok faktörle birlikte zorunlu hale getirir. Bu gün ülke yönetimini seçimler yoluyla elinde bulunduran mevcut iktidar, uygulamalarıyla çağın çok gerisine doğru dümen kırmış durumda! Kafasını hukuk penceresinde çıkarıp “TAMAM BURDA DUR “ diyecek kimse olmadığı için, sistemin güç rüzgarıyla birlikte frekanslar birbirine girmiş durumda. Cızırtılı ekranlardan karıncalar ile fillerin güç savaşları antenlere tur bindirmekte!
Cumhuriyet tarihi boyunca ülke kazanımları sınırları tam tanımlanmamış bir sistemin esaretinde heba edilerek eğitim, adalet ve ekonomiye belli bir zihniyetin frekansları yüklenmiş, ve yarın sonuçları itibariyle gelecek nesillerin sosyal yapıları arasında derin uçurumların oluşacağı ihtimali göz önüne alınırsa, Türkiye’nin önümüzdeki süreçte, çağın çok gerisinde kalacağı gerçeği korkutucu boyuttadır. İktidar bileşenlerinin, devletin yerleşmiş kurallarını kendi frekanslarıyla değişmesi neticesinde, devlete olan aidiyet hissi, derin yaralara yol açmış, hukuk kurallarının ve hukuk uygulayıcılarının güvenirliği sorgulanır hale getirilmiş ve nihayetinde bu gün gelinen noktada, devlet ciddiyeti liyakatsiz bireylerce cesaretle zaiyata uğratılmıştır.
Aileden başlayıp devlet ile son bulan, çok katmanlı ve çok kültürlü sosyal yapıları ayakta tutan tüm frekansların, bu gün uzay boşluğuna düşmüş sesler gibi curcuna halini alması, zihni devinimlerin geriye vites kırması, farklılıkların hep aynı frekanslara esir edilmesi gibi tahakküm etme hastalıkları insanları bireyselleşmeye itmiş, herkes kendi içinde, kendi antenini kurup sınırlarını kendi koyduğu bir sistemi hayata geçirmiştir. Mafya ve kendini devlet zanneden ucube tiplerin ülke kutsallarını arkasına alıp, burnundan beynine pudra şekeri yolladığı, düşünen sorgulayan insanların abuk subuk frekanslarla susturulduğu, anten kuntin bir dönemin buhranı çok can yakıcı!
Bu gün yaşananlar ülkedeki bir çok sorunun sonuçları olması açısından değerlendirildiğinde, ülke kazanımlarının karanlık dehlizlerde hangi frekanslara ayarlandığı, antenlerin kafalara takılıp, kimlerin helikopter niyetine menfaatlere uçurulduğu, hukukun, adaletin belli frekansların inisiyatifine terkedildiği açıkça meydandadır. Memleketin her tarafından fırlayan gazlarla,- göklerden gelen kararlarla ödüllendirildiğimiz şu süreçte- eğitimin, ekonominin, doğanın, denizlerin açıkçası her yerin ruhuna kibrit suyu dökenlere, anten takmanın zamanı gelmiştir. Antenler anayasal uydulara mecburdur. Kimse hukukun OĞLU değildir! Hukuk ve anayasa herkese frekans AYARI verir.
DİPNOT:
Bir adam okyanus sahilinde yürüyüş yaparken, denize telaşla bir şeyler atan birine rastlar. Biraz daha yaklaşınca bu kişinin, sahile vurmuş deniz yıldızlarını denize attığını fark eder ve;
'Niçin bu deniz yıldızlarını denize atıyorsun?' diye sorar.
Topladıklarını hızla denize atmaya devam eden kişi; 'Yaşamaları için' yanıtını verince, adama şaşkınlıkla:
'İyi ama burada binlerce deniz yıldızı var. Hepsini atmanıza imkan yok. Sizin bunları denize atmanız neyi değiştirecek ki ?' der.
Yerden bir deniz yıldızı daha alıp denize atan kişi,
'Bak onun için çok şey değişti,' karşılığını verir.
Herkesin kafasındaki antenleri hukuk frekansına ayarlayıp gücünün yettiğince ülkeye oksijen vermesi ŞART!