Anlaşamıyoruz!

Abone Ol

Ülkeyi yönetenler topluma sürekli şunu söylüyor: “Yoksulluk var diyorsunuz ama şükretmesini bilin. 25 yıl önce buzdolabı mı vardı, toplu iğne mi üretebiliyorduk?”

Oysa mesele geçmişle bugünü yarıştırmak değil. Mesele, bugünün insanına yakışan bir yaşamı savunmaktır.

Evet, bu ülkede üretim vardı. 1951’de kurulan ilk iğne fabrikasıyla üretim yapılıyordu. Kamuya ait stratejik kurumlar vardı: TEKEL, TÜPRAŞ, Tank Palet Fabrikası, Türk Telekom, Petkim… Sanayi vardı, emek vardı, umut vardı.

Bugün de imkân var. Ama mesele bir iğneyi üretip üretememek değil; bir annenin çocuğuna yeterli beslenme sağlayıp sağlayamamasıdır. Mesele buzdolabının varlığı değil, o buzdolabının içinin dolu olup olmadığıdır.

Yoksulluk, birkaç eşyaya sahip olmakla ölçülmez.
Yoksulluk; gelir adaletsizliğiyle, güvencesizlikle ve geçim sıkıntısıyla ölçülür.

Bir insanın sabah işe giderken “Bu ay kirayı nasıl ödeyeceğim?” kaygısıyla yaşaması yoksulluktur.
Gençlerin umutlarını bavula koyup başka ülkelere gitmesi yoksulluktur.
Emeklilerin ömür boyu çalışıp insanca yaşayamaması yoksulluktur. Bakın, 2026 yılının ilk 50 gününde 1,5 milyon kişi icralık olmuş. Bu durum çok iyiye gittiğimizin mi bir göstergesi?…

Bize “şükredin” diyenler, yoksulluğu kader gibi anlatıyor. Oysa yoksulluk kader değil, sonuçtur. Yanlış ekonomik tercihlerin, adaletsiz bölüşümün ve üretimden kopuşun sonucudur.

Şükür bireysel bir erdem olabilir.
Ama sosyal adalet devletin sorumluluğudur.

2026 yılının ilk 50 gününde 1,5 milyon kişinin icra takibine düşmesi, sorunun büyüklüğünü gösterir.

Victor Hugo şöyle der: Siz
“Yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz. Biz ise ortadan kaldırılmış yoksulluk. O yüzden anlaşamıyoruz.”

Tam da bu yüzden anlaşamıyoruz.
Birileri sadaka düzenini sürdürmek istiyor; biz hak temelli bir düzen istiyoruz.
Birileri minnet duyan insanlar istiyor; biz onuruyla yaşayan yurttaşlar istiyoruz.

Yardım kolileriyle fotoğraf vermek kolaydır.
Zor olan, o yardımlara ihtiyaç bırakmayacak bir ekonomi kurmaktır.

Gerçek başarı, yoksulluğu yönetmek değil; yoksulluğu bitirmektir.

Şükürle susturulan bir toplum değil, adaletle güçlenen bir toplum istiyoruz.

{ "vars": { "account": "UA-91479741-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }