Ağaya laf yok

Abone Ol

 

Sen uykunu dağıtma ağam… Ben izanca kalkar yer minderinden, sessiz adım parmak uçlarımla dolanırım. Belli ki caminin hocası yine vaktinde kalkamamış… İş başa düştü... Bari gideyim de sabah ezanını okuyayım. Ortalık ağarmaya, hayvanlar bağırmaya başladı bile. Şu kavun ve karpuz kapçıklarını da giderayak davarın yalağına katayım. Sütleri yağlı, etleri yingel olsun… Ne de olsa sen seversin, kaymaklı yoğurdu, tavlı budu… Parmağıma ip dolamama rağmen az kalsın unutuyordum, bizim koyunların yünleri uzamış, bir karış olmuş. Azıcık daha kırkayım da diyorum, şilteye basayım… Debelen dur, kumalarınla aranı yumuşatayım… Geri kalanını da terşi ile eğirip, ayaklarının altına yolluk yapayım… Erken ötüp de uykunu kaçıran horozlara ne demeli… Şeytan diyor al eline dehreyi, hepsinin başını uçur… Tavukların hatırından çok, bayıldığın yumurtaların tadı düşündürüyor beni…  Yoksa karşında aşık atanı arkanda zom gibi uzatırım…

 

Sen kendini yıpratma ağam… Çalıştırır mıyım sanıyorsun… Evelallah ben varken sana iş düşer mi? Tak boyunduruğu boynuma, vur mesesi kıçıma, iki çift öküzün yerini almazsam adam değilim… Tarlanın takımından öteye geçme, Allah korusun ilişirsen çamur sıçrar körüklü çizmene, terlersen saçlarının boyası akar yüzüne… Hem maraban dururken sana koşturmak yakışır mı? Essah sen çalışıp da ne yapacaksın? Başıma vur, ekmeğimi al… Daha ne…

 

Elini cebine uzatma sakın… Çayda kum, bende para… Çil çil, gani gani… Bozdur bozdur harca… Bıldır çeyrek kota kaldırdığım kapa tütünün parası hala duruyor… Bu yıl eksper hepsini yaksa da gam değil… Oturup bir kış” acep nereye sığdırsam onca parayı” diye düşünürken,  avrat kısmı işte, bizimki çıkın etmiş, arıstağa saklamış… Aklına bir şey gelmesin ha, tövbe senden kaçırmak değil niyetim, yoksa itin olsun… Zaten anahtarın yerini biliyorsun…

 

Aman üşütme ağam… Hastalanma… Başımızdan eksik olma… Sen titresen benim tüylerim dökülür, sen öksürsen benim ciğerlerim sökülür. Ben gadanı, sen bağışladığım organlarımı al; ben ölümü, sen yaşadığım ömrümü çal… Yetmedi mi, dünyaya bekçi kal…

 

Bu yıl kış çetin geçecekmiş. Özü berk mazılar kestim getirdim dağdan… Yanıp da geçmesin, Sobanın közü iyice harlansın… Harlansın ki üstünde darı patlatasın… İçin ısınsın, kanın kaynasın… Kaynasın ki içinde taze ferikler hoplatasın…

 

Sen adım atma… Yürüme ağam… Yorulursun… Ben ne güne duruyorum burada… Benden iyi eşek mi olur… Gücenirim sonra… Vur semeri sırtıma, kurul da otur… Çek yularımı, sür yörep yollara,  koptur koptur dur… Senden ehliyet ruhsat soran mı var… Güç de sensin kanun da, hak da senin hukuk da… Hâşâ buyruğuna şirk mi koşulur…

 

Ağzında lokma bekletme… Ye ağam ye… Tüyü bitmemiş yetimin, hala batmamış ülkenin malları bunlar… Aksırıncaya, tıksırıncaya kadar ye… Haram günah deme, hak helal dileme… Patlayıncaya kadar, çatlayıncaya kadar ye…

 

Yediğin önünde yemediğin arkanda olsun… Karnın tok, keyfin gıcır olsun…

 

Benim midemde ne var… Aha bir kulak ekmek, bir diş zeytin… Fazlası zehir zıkkım olsun…

 

Ah etmiyorum… İlenmiyorum… Darısı başına olsun…

 

{ "vars": { "account": "UA-91479741-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }