Bir şehrin gerçek gündemi, o şehirde yaşayan insanların derdiyle ölçülür. Bugün Adıyaman'ın sokaklarına çıkın; pazarda filesini yarım doldurabilen emekliyi, siftah yapamadan dükkân kapatan esnafı, faturalarını nasıl ödeyeceğini düşünen asgari ücretliyi görürsünüz. Halkın tek gündemi geçimdir.
Ancak siyasetin gündemine baktığınızda bambaşka bir tabloyla karşılaşırsınız. Koltuk hesapları, liderlik yarışları, fotoğraf verme telaşı ve bitmek bilmeyen siyasi çekişmeler...
Vatandaş pazarda fiyat etiketi okurken, siyasetçi manşetlerde yer kapma yarışına girmiş durumda.
Adıyaman'da mutfakta yangın var. Tencereler eskisi kadar kaynamıyor. Gençler iş bulamıyor, emekliler ayın sonunu getiremiyor, küçük esnaf borç yükü altında eziliyor. Buna rağmen halkın yaşadığı ekonomik buhrana çözüm üretmek yerine siyasi vitrin hesapları öne çıkıyor.
Millet temsil edilmek istiyor; reklam malzemesi olmak değil.
Bugün Adıyaman'ın ihtiyacı, birbirini eleştiren değil; halkın derdine ortak olan siyasetçilerdir. Esnafın kapısını çalan, çiftçinin tarlasına giden, emeklinin mutfağındaki boş dolabı gören, gençlerin işsizlik çığlığını duyan bir siyaset anlayışına ihtiyaç vardır.
Ne yazık ki birçok siyasetçi, sokağın sesini dinlemek yerine alkışlayan kalabalıkları tercih ediyor. Oysa gerçek siyaset; kürsülerde değil, halkın arasında yapılır.
Bir vekilin başarısı, kaç fotoğraf verdiğiyle değil; kaç insanın derdine çare olduğu ile ölçülür. Gazete kupürleri, sosyal medya paylaşımları ve gösterişli programlar, boş tencerenin sesini bastıramaz.
Adıyaman artık yapay gündemlerden yoruldu. İnsanlar makam kavgası değil, geçim kavgasının çözülmesini istiyor. Bu şehir, siyasi hesapların değil; üretimin, yatırımın, istihdamın ve sosyal adaletin konuşulduğu bir Adıyaman özlüyor.
Unutulmamalıdır ki halkın derdini görmeyen siyaset, günü kurtarabilir; ancak geleceği kazanamaz. Çünkü sandık günü geldiğinde vatandaş, kimin kendi fotoğrafını büyüttüğünü değil, kimin kendi yükünü hafiflettiğini hatırlar.
Adıyaman'ın ihtiyacı yeni polemikler değil; halkın sesini gerçekten duyan, çözüm üreten ve koltuktan önce milleti düşünen bir siyaset anlayışıdır. Gerisi sadece gürültüdür.
Mehmet Elçi