Mahkeme duvarlarında yazılıdır: “Adalet mülkün temelidir.” Diye yazılıdır.
Ülkemizde son yıllarda yaşananlar, insanların yargı bağımsızlığına olan güvenini sarstı. Özellikle CHP’li belediyelere yönelik yolsuzluk soruşturmaları ve tutuklamalar, toplumda haklı olarak “Sadece CHP’li belediyeler mi?” sorusunu gündeme getirdi.
Kimse yargılanmasın demiyorum. Hakkında yolsuzluk iddiası bulunan herkes elbette yargılanmalı ve gerektiğinde hesap vermelidir. Bunu her zaman savundum. Ancak tutuksuz yargılanmanın önemine de her fırsatta dikkat çektim.
Kamuoyu da bilir; Adıyaman’ımızın ekmek teknesi olan tütün üreticilerinin, yani çiftçilerimizin yanında durduğum için dört yıldan fazla yargılandım. Bu duyguyu çok iyi bilirim. Hiçbir suçunuz olmadığına inandığınız hâlde yargılanmak, insanın içine dokunuyor. Neyse ki yıllar sonra beraat ettik.
Bunu yargıya hesap vermemek anlamında söylemiyorum. Tam tersine; hukukun üstünlüğüne, adil yargılanmaya ve bağımsız yargıya olan inancımızı korumamız gerektiğini söylüyorum.
Adıyaman Belediye Başkanımız, Av. Sn. Abdurrahman Tutdere’nin başından beri bir yol arkadaşı olarak, hukuk dışı hiçbir iş yapmayacağını bildiğim için yanında durdum. Kendisine yönelik süreç boyunca çok sayıda destekleyici yazı kaleme aldım.
Sn. Başkan’ın dün gelen beraat haberi, bizleri ve Adıyaman halkını sevindirdi. Depremde derin yara alan Adıyaman halkına yönelik hizmetlerini hızla tamamlayacağına inanıyorum.
Siyasetçi olduğunuzda, halk için bir şeyler yapmaya çalışırken karşılaştığınız engellere zaten alışkınsınız. Ancak hangi siyasi düşünceden olursak olalım, hepimizin ortak bir noktada buluşması gerekiyor:
Herkes bu ülkenin yargısına güvenebilmeli. Siyaset kurumu yargıya müdahale etmemelidir.
Çünkü adalet, sadece bir kesimin değil; hepimizin güvencesidir.
Adil yargılama, bağımsız yargı ve hukukun üstünlüğü; güçlü bir devletin ve demokratik bir toplumun temelidir.