ABDULGAFUR BÜYÜKFIRAT’IN ARDINDAN

Abone Ol

Adıyaman Lisesinde Müdür Başyardımcısı olarak görev yapıyordum. Yanılmıyorsam 1981-1982 öğretim yılıydı. Okulumuza Abdulgafur Büyükfırat adında yeni bir Fizik-Matematik öğretmeni atanmıştı. Sevimli, cana yakın, samimi, yardımsever, çalışkan olduğu her halinden ve tavırlarından belli oluyordu.

O dönemde yüz civarında öğretmenimiz vardı. Bilgisayar ve dolayısı ile şimdiki bilgisayar programları henüz olmadığı için müdür başyardımcıları öğretmelerin haftalık ders programlarını sabahlara kadar okulda çalışarak birkaç günde ancak hazırlayıp dersleri çakıştırmadan yerleştirebilirdi.. Tam da haftalık ders programlarını yaparken bunaldığım bir sırada okulumuza atanan bu güzel insan hemen güzelliğini göstererek sabahlara kadar kendi işiymiş gibi benimle çalışıp haftalık ders programının yapılmasında bana yardımcı olmuştu. O günden beri dostluğumuz ve kardeşliğimizin devam ettiği bu kardeşimiz ben müfettişliğe atanıp Adıyaman Lisesinden ayrıldıktan sonra kendisi Müdür başyardımcısı olmuş, daha sonraki yıllarda da Adıyaman’a Milli Eğitim Müdür yardımcısı olarak atanmıştı. İktidar değişiklikleriyle zaman zaman sıkıntılar çekmekle beraber ileriki yıllarda önce Adıyaman’a, daha sonra Kırklareli, Nevşehir ve Adana’ya Milli Eğitim Müdürü olarak atanmış ve buralarda çok sayıda büyük projeye imza atmıştı. En son Azerbaycan’da Eğitim Ataşeliği yapmış ve bu görevde iken emekli olup Adıyaman’a yerleşmişti.

Adıyaman’da Milli Eğitim Müdürü iken kitap okuma ile ilgili bir kampanya başlatmış ve kendi resminin de üzerinde olduğu afişler hazırlayarak okullara astırmıştı. Bu arada okullardan dağılan bazı öğrenciler beni Abdulgafur Büyükfırat’a benzetmiş olacaklardı ki bana:

“Aaa! Amca senin fotoğrafın bizim okulda asılı..”. demişlerdi.

Başka bir gün (Abdulgafur Bey, Adana Milli Eğitim Müdürü olduğu sırada) Adıyaman Valisi Ramazan Sodan’ı ziyarete gittiğimde, daha önce tanıştığımız halde, beni Abdulgafur Bey’e benzeterek ikramda bulunarak Adana ile Adana Valisi hakkında sorular sorunca, önce neden bu soruları sorduğunu anlayamamıştım. Daha önce çocukların da beni Abdulgafur Bey’e benzettiklerini hatırladım ve

“Sayın Valim! Galiba siz beni Abdulgafur Büyükfırat’a benzettiniz,” dedim. Vali bey:

“Evet, sen Abdulgafur Büyükfırat değil misin!” dedi.  Ben “hayır” deyince de beni hatırladı ve

“Yahu Ebubekir Ağabey, kusura bakma, seni ona benzettim” demişti ve gülüşmüştük. 

Bugün vefat haberini alıp üzüntü ile bizim hanıma onun fotoğrafını gösterdim. Hanım da

“Aaa! Bu sana benziyor’!” demesin mi!

Yaklaşık iki ay kadar önce Bakanlık Maarif Müfettişi Halil Fırat, bizi bir okula davet ederek eski(mez) dostları buluşturduğunda o da gelmişti ve çok güzel muhabbet etmiştik.

Şimdi asıl vatanına, dar-ı bekaya, sonsuzluk âlemine göç etti ve çok yakında biz de oraya varacağız.

Rabbim imanla ve salih amellerle gitmeyi ve orada buluşmayı nasip etsin.

Abdulgafur kardeşimize Allah rahmetiyle muamele etsin. Mekânı cennet olsun.