1990’lı yılların ortalarıydı.
Adıyaman merkezde,
Cumhuriyet Mahallesi’nde;
şehir merkezine çok yakın,
Adıyaman Devlet Hastanesi’ne 300–400 metre yürüme mesafesinde,
yapılan bir yapı kooperatifine girdim.
2001 yılında bina tamamlandı.
Herkesin gıpta ile baktığı,
o günün şartlarında lüks sayılabilecek bir yapıydı.
Bu yapının adı Yaşamkent idi.
Kiraya verdiğim Yaşamkent Sitesi’ndeki daireme,
2004 yılında taşındım.
Taşındığım yıl yönetici oldum.
Yönetici derken;
komşularla istişare edip binanın yaşanabilir,
kaliteli bir ortam olması için ne gerekiyorsa yapmaya karar verdim.
Tüm eksiklikleri gidermek için kolları sıvadık.
Bahçe duvarı,
Peyzaj düzenlemesi,
Otopark için gerekli düzenlemeler,
Oto yıkama alanı,
Güvenlik kamerası,
Yürüyüş alanı,
Çocuk parkı,
Su sondajı,
Mevcut su deposu hurdacıya verilerek sağlık açısından en uygun olanı alındı,
Asansör tamamen yenilendi;
en güvenli ve yönetmeliğe uygun hâle getirildi,
Komşuların oturabileceği kamelya tarzı bir alan yapıldı,
Sokak kedileri için küçük bir yaşam alanı oluşturuldu,
Bahçe ağaçlandırması yapıldı,
Bina üst damına en sorunsuz şekilde yalıtım uygulandı,
Bina boyandı,
Atıl durumda olan bodrum;
bina sakinlerinin taziyesi,
mevlidi,
düğün ve nişanı için,
Ramazan ayında ise bay–bayan mescit olacak şekilde düzenlendi,
Bodrumun bir kısmı depo olarak kiraya verilebilmesi için düzenlendi.
Her kata tablolar asıldı.
Bina içi ve dışına gerekli aydınlatmalar yapıldı.
Binanın girişine büyükçe bir hadis,
özel bir reklam şirketine yazdırıldı.
Bu hadis şuydu:
“İstişare eden pişmanlık duymaz.”
Komşumuz olan ve büyük saygı duyduğum rahmetli,
20. Dönem Adıyaman Milletvekilimiz Ahmet Hoca bu hadisi çok beğendi, teşekkür etti.
Bina güzelleşmiş,
tam anlamıyla yaşanabilir ve sorunsuz bir hâle gelmişti.
Bir iş kalmıştı.
Binayı yapan müteahhit yapı kullanım iznini almamıştı.
Adıyaman’da 90’lı yıllarda,
o günün şartlarında neredeyse tüm binalarda yapı kullanım izni eksikti.
“Bunu da tamamlayayım, sonra yöneticiliği bırakırım” dedim.
Gerekli resmî başvuruları ilgili kurumlara (Belediye ve Çevre Şehircilik) yaptık.
Şehircilik Müdürlüğü’ne müracaat edilerek karot örneği aldırıldı.
Sonuçlar; ortalama C15, C16, C18 çıktı.
Anlaşılacağı üzere sonuç olumsuzdu.
Ya bina yıkılacak ya da güçlendirilecekti.
Komşumuz Süleyman İde abimizle birlikte güvenilir bir müteahhide gittik.
Anlaştık;
bina ya yıkılıp yeniden yapılacak ya da güçlendirilecekti.
Gerekli anlaşmaları yaptık.
Binaya gelip tüm komşularımıza durumu anlattık.
Neredeyse tüm komşular itiraz etti.
Bizler ısrarla bu işin mutlaka yapılması gerektiğini,
aksi hâlde sorunlu ve riskli bir binada oturmanın doğru olmayacağını anlattık.
Ancak anlatamadık.
“Neden sağlam binamızı yıkalım?”
“Niye kiraya çıkıp güçlendirme yaptıralım?” dediler.
Bazı komşular ılımlı olsa da,
çok sevdiğim bir iki komşum buna şiddetle karşı çıktı.
Bunun üzerine dairemi satmaya karar verdim.
Gerçekten bir aile gibi olduğum,
çok sevdiğim komşularımdan ayrılacağım için üzgündüm.
Ancak yapılacak bir şey yoktu.
Dairemi satışa çıkardım.
Bu analizlerden önce daireyi yenilemiş,
lüks bir hâle getirmiştim.
Gelenler çok beğeniyor, hemen almak istiyordu.
Ancak bina ile ilgili güçlendirme gerekliliğini,
ve diğer olumsuzlukları anlattığımda,
anında vazgeçiyorlardı.
Eşim bana şöyle dedi:
“Sen boşuna uğraşıyorsun, bu daireyi satamazsın.”
“Neden?” dedim.
“Sen olsan güçlendirme gereken bir daireyi alır mıydın?” dedi.
“Almam” dedim.
Artık neredeyse kiraya vermeyi düşünüyorduk.
Bir gün bir alıcı geldi.
Karı-koca emekliydiler.
Daireyi çok beğendiler ve hemen almak istediklerini söylediler.
Onlara;
bu binanın güçlendirilmesi gerektiğini,
gerekli analizleri yaptığımızdan dolayı,
bu sonuca ulaştığımızı açıkça anlattım.
Adamın eşi olan hanımefendi şöyle dedi:
“Ben bu binayı çok iyi biliyorum,
bu bina çok sağlam, bir şey olmaz.” dedi.
Güçlendirme yapılması hâlinde maliyetin yaklaşık,
15 bin civarında olacağını bu güçlendirme maliyetini,
dairenin fiyatında düşürdüğümü, söyledim.
Bu şekilde pazarlık yaptık,
ve daireyi 2014 yılında bu emekli karı-kocaya sattım.
Tarihler 6 Şubat 2023 gösterdiğinde,
asrın felaketi oldu.
Yaşamkent, depremin ilk saniyelerinde adeta tuzla buz oldu.
Aile efradı gibi gördüğüm yaklaşık 50 komşum deprem şehidi oldu.
Benim ve ailem için her biri;
abi,
kardeş,
kız kardeş,
evlat gibiydi.
Mekânları cennet olsun.
Sağ kalanlara sağlıklı, hayırlı bir ömür diliyorum.
Ve tüm deprem şehitlerimizi
hasretle,
özlemle,
rahmet ve saygıyla anıyorum.