Doğal afetleri tamamen önleyebilecek hiçbir beşerî güç yoktur.
Ancak tedbirle etkilerini en aza indirmek mümkündür.
Çünkü:
“Tedbir, tevekkülün ön şartıdır.”
Bu gerçek;
deprem,
sel,
yangın gibi büyük afetler için geçerlidir.
Fakat sıradan bir yağmurun ya da kar yağışının,
doğal felaket gibi sonuçlar doğurması,
artık sadece teknik değil,
çok ciddi bir sosyolojik sorun hâline gelmiştir.
Atalarımız boşuna dememiştir:
“Kar yılı, var yılıdır.”
Biz de sevindik.
Neşelendik.
“Var yılı olacak” dedik.
Tedbir Nerede?
Günler öncesinden belliydi.
Meteoroloji uyarıları yapıldı.
Ancak yeterli tedbir alınamadı.
Gece yeterli tuzlama yapılmadı ?
Gündüz bu eksiklikler telafi edilmedi?
“Hiç mi güzel bir şey olmadı?” derseniz,
Oldu…
Bir haftadır toz yoktu.
Ama bu küçük teselli,
trilyonluk zararın gölgesinde kayboldu.
Bedeli ağır oldu.
Görünmeyen Çukurlar
Bugün gelinen noktada durum çok acil.
Yıllardır insanımız;
Ya özel ihtiyaçları için,
Ya da ticari faaliyetleri için
çalışıp çabalıyor, bir araç alıyor.
Ancak yıllardır yapılan tasarrufla,
çalışıp çabalayarak,
zor bela alınan bu araçlar;
Ana yollar,
tali yollar ve ara sokaklarda oluşan,
su ve çamur birikintilerinin altında
ne kadar derin çukurlar olduğunu bilmeden,
binlerce araç hasar gördü,
görmeye de devam ediyor.
Vatandaşın bu durumu da görmezden gelinmeye devam ediliyor.
Ortaya çıkan zarar,
milyonlarca liraya tekabül etmektedir.
Atalarımız ne demiştir:
“İhmal, kazayı davet eder.”
Peki, Ne Yapmak Lazım?
Aslında yapılması gereken iş son derece basit:
Kimse sıcak asfalt istemiyor,
Kimse kalıcı asfalt yaması talep etmiyor.
İsteklerimiz o kadar törpülendi ki,
beklentimiz binlerce yıl öncesine gitti.
Nedir bu beklenti?
Sadece geçici bir toprak dolgusu.
Nasıl Mı?
4 kamyon,
4 işçi,
4 kürek
ile yarım günde,
tüm bu çukurlar doldurulabilir.
Ve böylece,
milyonlarca liralık vatandaş zararı daha oluşmadan önlenebilir.
Bu kadar net.
Bu kadar sade.
Bu kadar basit.
Çünkü bazen mesele imkânsızlık değil,
ihmaldir.
Yarım günde,
şehir genelindeki bu çukurlar geçici toprak dolgusu ile kapatılabilir.
Ve böylece,
binlerce aracın daha zarar görmesi önlenir,
milyonlarca liralık yeni kayıpların önü kesilir.
Bu bir kaynak meselesi değil,
bu bir öncelik ve sorumluluk meselesidir.
Çünkü bazen sorun;
yapılamayacak kadar zor olduğu için değil,
yapılmadığı için büyür.
Atalarımızın son sözüyle bitirelim:
“Tedbir, takdirden önce gelir.”