Başlığı görünce bazı okurlar yine mi tarım diye tepki verebilir. Ama evet ısrarla yine tarım diyorum.

Benim asıl geçim kaynağım tarım. Yani tarımın içinde olan birisiyim dolayısıyla sorunları bizzat yaşadığımdan ileride oluşabilecek sıkıntıları da görüyorum.

Tarım dünyanın her yerinde stratejik bir üründür, ( Türkiye hariç )tarım gelişmiş ülkelerin hepsinin gözbebeği bir sektördür. Ancak tarım Türkiye’de üvey evlat muamelesi görüyor. Başına vur ekmeğini al olarak görülen bir kesim.

126 ülkeden 135 değişik sebze, meyve ve gıda ürünü ithal ediyoruz. Sırbistan’dan et, Madagaskar’dan börülce, İspanya’dan marul, İtalya’dan ıspanak, Moldova’dan dondurulmuş domuz eti, İngiltere’den yumurta, Çin’den sarımsak, Almanya’dan fındık, Şili’den ceviz, Kostarika’dan kavun v.s…getiriyoruz. Yağlı tohumların %75,sebze tohumlarının%50si ithal ediliyor. Tarım ürünlerinde 59 farklı kalemde sıfır gümrükle ithalat yapıyoruz. Çiftçilerin borcu 118 milyarı (katrilyon) geçti. Ziraat Bankasının faizi %8 den %16 ya çıktı, Tarım kredinin faizi %40 lara dayandı.

Rusya Tarım bakanı Dmitriy Patrusev Türkiye Rus buğdayının en büyük ithalatçısıdır diye demeç verdi. Türkiye Suriye’nin Halep kırsalında, Fırat kalkanı bölgesinde yer alan Elrai den hububat alıyor. 2018 yılından bu yana arpa, buğday, patates ve Antep fıstığı alımı yapıyor.

Ziraatçılar derneği (TZD) genel başkanı Hüseyin Demirtaş milli gelirin %1 nin çiftçilere ödenmesi kanunla hükme bağlandığı halde desteklerin binde 6 civarında olarak ödendiğini söylüyor.

Yılda 10 milyar dolarlık gıda ithalatı yapıyoruz, yani 10 milyar doları bir yılda diğer ülkelerin çiftçisine kaynak olarak aktarıyoruz.

Antalya Ziraat Odası başkanı Nazif Alp tarımda en büyük sıkıntının köyden kente göç olduğunu söylüyor. Para kazanamayan üretici köyünü terk ederek kente taşınıyor. Girdi maliyetlerinin yüksekliğinden dolayı tarım can çekişiyor. Gençler tarımda yer almıyor. Tarımla uğraşanların yaş ortalaması 50 civarında bu nedenle bilgiye ulaşımları sınırlı ve yeniliklere açık değiller. Bununla birlikte miras ile bölünen topraklarda verim düşüyor. Depo ve finansman sıkıntıları nedeniyle çiftçi, sanayici ve tüccar karşısında güçsüz kalıyor.

Özelleştirmeler tarıma sıkılan en büyük silah. Örneğin; özelleştirme nedeniyle geçen yıl yaşanan sıkıntılar dolayısıyla Niğde Bor da 130 üreticiden sadece 6 sı pancar üretimi yaptı. Oysa şeker fabrikaları özellikle hayvancılık için çok önemli işletmelerdir.

Devlet veriyorum dediği desteklemeleri hem bir yıl sonradan gelerek ödüyor, hem de yetersiz ödüyor. Örneğin; biz çiftçiler 2018 yılında tohumu aldık, ektik, 2019 yılında biçtik, sattık, parasını aldık borçlara dağıttık, şimdi bir ay sonra yeni yılın ekimini yapacağız yani yeniden tohum alacağız ama hala 2018 yılında aldığımız tohumun sertifika desteğini alamadık. Üstelik tarım bakanı dalga geçerek ( gibi demiyorum ağam resmen bizle dalga geçiyor) evraklar kayboldu o nedenle ödeme yapamadık diyor.

Bu böyle uzayıp gider. Sizler ne kadar sıkılsanız da ben aralıklarla tarım yazmaya devam edeceğim. Kalın sağlıcakla….

ASIM ÖCAL

15.9.2019

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Takipçi 1 ay önce

Güzel bir yazı. Tebrik ediyorum. Bilmediğimiz bazı konular hakkında bizleri aydınlattığınız için teşekkürler.